Savaşın yarattığı çocuklar…
08:48
Hicret ÇİFTÇİ / JINHA
AMED – Çocukların sessiz bir çığlık olduğunu ve günümüzde milyonlarca sessiz çığlığın savaşlarda kurban edildiğine dikkat çeken psikologlar, savaşların çocukta kaygı bozukluğu, ağır derecede bilinen majör depresyon gibi etkilerin yaşandığını bu etkilerin çocukların oynadığı oyunlarda, çizdikleri resimlerde ve anlattıkları hikâyelerde çok net görüldüğünü belirtti.
Savaş insanları ve özellikle de çocukları olumsuz etkiler. Savaş çocukların ruh sağlığını tehdit ettiği gibi bu tip olayların dünyanın güvenli olmadığı duygusunu da neden olur. Savaşlar çocukların ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak, çeşitli psikolojik sorunlara neden olur. Savaşın çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Rehberlik ve Psikoloji Danışmanı Adile Gülçiçek, çocuk ve savaşın birbirine iki zıt kavram olduğunu belirterek, savaşın başladığı yerde çocukça düşlerin, oyunların ve çocuk dünyasına ait her şeyin bittiğini dile getirdi. Savaşın çocuğu travmaya soktuğunu aynı zamanda çocukta şok etkisi yarattığını ifade eden Adile, bölgede uzun süreden bu yana çocukların savaş ortamında büyüdüğünü bundan kaynaklı okula gelen çocuklarda savaşın etkilerini gözlemlediklerine işaret etti. Adile, savaşın çocukta saldırganlık ve korkulu bir kişilik meydana getirdiğini kaydetti.
‘Savaşta çocuklar göz ardı ediliyor’
Savaşlarda uluslar arası sözleşmelere uyulmadığına değinen Adile, UNICEF’in çocuklar konusunda çalışmadığını çocukların savaşın bütün izleriyle yaşamak zorunda bırakıldığını belirterek, bunun da çocuklarda güvensizlik meydana getirdiğini söyledi. Uyuşturucu madde kullanımının arttığına da dikkat çeken Adile, uyuşturucu madde kullanan çocuklarda davranış bozuklukları yaşandığını ve bu çocukların çevresine karşı saldırgan olduğunu belirtti. Rojava’da yaşanan savaşa değinen Adile, yine bu savaşın en büyük mağdurlarının çocuklar olduğunu belirterek, “Savaşta çocuklar gözardı ediliyor. Görülmeyen bir nokta haline geliyor” dedi.
‘Savaşın izlerinin silinmesi imkansız’
Adile, aile içi şiddet, taciz, tecavüz, yoksulluk gibi sorunlardan dolayı da çocukların etkilendiğini ve bu etkileri uzun süre üzerlerinden atamadığını ifade etti. Gerekli tedavilerin yapılmamasından kaynaklı çocuğun psikolojisinde yaralanmalar olduğuna değinen Adile, hala birçok insanın savaşta çocuk olmanın ne kadar acı bir durum olduğunun farkında olmadığını söyledi. Savaşın etkilerinin çocuğun rüyalarına kadar yaşamının her alanına etkileri olduğunu söyleyen Adile, “Rehabilite edilen çocuklar savaşın etkilerini kısmen üzerlerinden atabilir ancak savaşın izlerinin silinmesi imkansız gibi bir şey. Savaştaki çocukların çok özel koşullara alınması gerekiyor. Ancak söz konusu Kürtler, Kürt çocukları olunca dünyanın gözü kulağı kapanıyor. Çocuk hakları çalışmaları, UNİCEF, Türkiye’deki çocuk gönüllüleri yani dünyanın hepsi bir noktada kilitleniyor” şeklinde konuştu.
‘Savaşın ortasında milyonlarca sessiz çığlık var’
Savaşta çocukların istismarına ilişkin konuşan Psikolog Diyar Oğuzsoy, savaşta çocukların hep arka planda tutulduğuna değinerek, çocukların sessiz bir çığlık olduğunu ve günümüzde milyonlarca sessiz çığlığın savaşlarda kurban edildiğini söyledi. Savaşta çocukların yakınlarını kaybetmelerinin, sosyal destek ağlarından maruz bırakılmalarının çocukta başlı başına bir travmaya neden olduğuna dikkat çeken Diyar, “Çocuğun yaşamında fiziksel istismar ile bir birlikte birçok istismar yaşanıyor. Bunun sonrasında maalesef ahlaki bir çöküntü oluşuyor. Bu ahlaki çöküntü sadece çocukta kalmıyor. Yetiştiği çevre ile birlikte yaşadığı toplumda bir sorun olarak yansıyor” sözlerini ifade etti.
‘Savaş çocukta ağır depresyona neden oluyor’
Çocuğun savaş içerisinde yaşadıklarından kaynaklı bir örselenme yaşayacağına değinen Diyar, çocukta kaygı bozukluğu, ağır derecede bilinen majör depresyon gibi etkilerin görüleceğini belirtti. Bu durumu da çocukların oynadıkları oyun, çizdikleri resimlerde ve anlattıkları hikâyelerde bile etkilerinin görüleceğini dile getiren Diyar, bunu yaşayan çocuklar için şiddetin meşru bir hal alacağını ve çocuğun kendisiyle birlikte çevresine büyük zararlar verebileceğini ifade etti. Bunların önlenmesi için birçok faktörün rol oynaması gerektiğini ancak maalesef o ağların tam olarak örülmediğini vurgulayan Diyar, bunu 30 yıldır bölgede yaşanan savaşta rahatlıkla görebildiklerini belirtti. Çocuk savaşı yaşamamış olsa dahi ailenin yaşadığı kayıpların olduğunu ve bunu sıklıkla konuşmalarının çocuğun belleğinin gidip gelmesine yol açtığını dile getiren Diyar, “Ve dışarıda çocuk bunu annem, babam değil ben yaşadım şeklinde anlatmaya başlıyor” diye kaydetti.
‘Çocuğun yaşadığı istismar onu kendi benliğinden uzaklaştırır’
Savaşın çocukta açtığı yaralardan kaynaklı karşı tarafa tepkilerin yoğunluk kazandığını ifade eden Diyar, yaşanan savaşların gerçekliğinde çocukların uğradığı tecavüz, taciz çocuğun kendi benliğinden uzaklaşmasına neden olduğunu söyledi. Savaşta çocukların gördükleri, yaşadıklarının yanı sıra yerinden koparılmasından dolayı da zor bir dönem yaşadığını dile getiren Diyar, “Bir çiçeğin saksısından çıkartılıp başka bir yere kök salması kolay olmayacağı gibi çocuğunda göç ettiği yere adapte olması kolay olmayacaktır” dedi. Çocukların savaş içerisinde sadece fiziksel, cinsel istismarın yanı sıra duygusal olarak da istismar edildiğine dikkat çeken Diyar, “İstismar denildiğinde çocukta sadece fiziksel istismar, cinsel istismar geliyor. Ancak bunların öncesinde de çocuklar duygusal istismara da maruz bırakılıyor. Söz konusu savaşlar olunca duygusal istismar hat safhalara çıkıyor” diye belirtti.
(hç/mg)

