‘Türkçe konuşmamak için diline lanet okumuştu’

23:38

 


Zehra DOĞAN - JINHA


DERSİM - Sürgün hayatı yaşadıkları dönemden bu yana nenesinin tek  kelime Türkçe konuşmadığını söyleyen Seyit Rıza’nın yeğeni Menşure Doğan, nenesinin hiç Türkçe konuşmadığını söylüyor. Menşure Doğan: “Nenem, bir tane bile Türkçe kelime konuşmamak için diline lanet okumuştu. ‘Bizi yerimizden ettiler. Fakat dilimizden ve kültürümüzden edemeyecekler’ diyordu nenem.”


 


Alevi toplumunda kadının yeri üzerine konuşan Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, Alevilik inancında kadının kutsal görüldüğünü ve kadına barışçıl bir misyon yüklendiğini söylüyor. Dersim Direnişi döneminde de toplumsal bir sorunun çözümünde kadınların öncülük ettiğine dikkat çeken Zeliha, Dersim’li kadınların yetmiş yıldan beri erkeklerle aynı cemaatte eşit söz hakkına sahip olduklarını vurguluyor. Kadının erkekle eşit bir yaşam sürdürdüğüne dair en büyük örnek olarak Koçgiri Direnişi öncüleri Zarife ve Alişer’i gösteren Zeliha, “Zarife cengâver bir savaşçı, kültürlü bir kadındı. Eşi ile silah kuşanıp muharebeye katıldı” sözleriyle de Zarife’yi anıyor.


‘Susun! Ben ayakta kalmak zorundaydım’


Alevi toplumunda kadının yeri üzerine konuşan Seyit Rıza’nın yeğeni Menşure Doğan, Alevilikte kadının sağlam bir duruşunun olduğuna dikkat çekiyor. Menşure, Dersim 38 Direnişi’nde kadının hayatta kalma mücadelesine vurgu yaparken şunlara değiniyor:


“Nenem yüz on yıl yaşadı. Eşi, çocukları 38’de öldü. Amcası Seyit Rıza’yı kaybettikten sonra Seyit Rızanın ailesi olarak sürekli saklanmak zorunda kalmış. Nenemin ailesinden tek bir fert bile kalmamış. Ya süngüyle karnı deşilip öldürülmüş, ya bombalanmış, ya da asılmış hepsi... Köylüler saklamış bizim aileyi. Ailemizi, nenemi, af geldikten sonra sürgüne yollamışlar. Nenem, uzakta olmasına rağmen sürekli kendi ziyaretlerine sığınırdı. Ana Fatma’ya dua ederdi ve Allah’a şöyle derdi: ‘Diğer dünyada iki elim yakandadır. Bunların hesabını soracağım. Bunları bana neden yaşattın diye hesap soracağım’ derdi. Biz büyüdükten sonra bize o vahşeti anlattığında, biz ona ‘Sen taş kalpliymişsin! Nasıl dayandın onca acıya’ derdik. O ise, ‘Susun, günahtır, öyle demeyin. Ben ayakta kalmak zorundaydım. Geriye kalan akrabalarımızı eteğimin altında toplamak zorundaydım’ derdi.”


‘Türkçe konuşmamak için diline lanet okumuştu’


Sürgün hayatı yaşadıkları dönemden bu yana nenesinin tek  kelime Türkçe konuşmadığını söyleyen Seyit Rıza’nın yeğeni Menşure Doğan, nenesinin Türkçe bildiği halde konuşmadığını söylüyor. Nenesinin Türkçeyi bilmesine rağmen konuşmadığını ifade eden Menşure, “Nenem, bir tane bile Türkçe kelime konuşmamak için diline lanet okumuştu. ‘Bizi yerimizden ettiler. Fakat dilimizden ve kültürümüzden edemeyecekler’diyordu nenem” diyor.


‘Dilini ve inancını yitirmeden bir yaşam..’


Nenesinin dilini unutmamaları için sürekli nasihatte bulunduğunu da vurgulayan Menşure, çocukların Türklerle evlenmesinin de nenesi tarafından doğru bulunmadığını, hatta nenesinin böyle evlilikleri engellemek istediğinin altını çiziyor. Menşure, etnik kökene ilişkin ise şunları söylüyor:


“Türk –Kürt ne fark eder, diyenlere biz de cevap olarak şunları söylüyoruz: ‘Siz Türklüğünüzü unutun. Biz de o zaman Kürt olduğumuzu unuturuz. Bunları unuttuktan sonra kendimize yeni bir etnik köken yapalım’ diyoruz. Biliyoruz ki kabul etmezler. Bize de kabul etmiyoruz. Yeni nesil için tek dileğimiz soyunu, sopunu, dilini ve inancını yitirmeden eşitlikçi bir yaşam sürdürmeleridir.”


Foto-Kamera: Zehra DOĞAN


(zd/gk/hp)