Siyasetin karanlık köşelerine sıkıştırılan kadınlar

10:47

Eylem Daş / JINHA


İSTANBUL – Türkiye’ de kadınların siyasete girmelerinin önünde birçok engelin olduğuna dikkat çeken KA-DER Başkanı Çiğdem Aydın, “Kadına zaten biçilmiş geleneksel roller, ev işi ve çocuk bakımı gibi yükler var.  Bu işlerden zamanı kalsa bile erkekler, siyasette kadınları sürekli köşelere itiyor ve kadın kollarına sıkıştırıyor” dedi.


Türkiye’ de tam anlamıyla demokrasi için kadınların da erkelerle birlikte karar alma mekanizmalarında eşit olarak yer alabilmesi ile mümkün iken kadınlar, yerel ve genel yönetimde düşük oranda siyasal katılımla aday olabiliyor.  Ataerkil yapının hakim olduğu geleneksel uygulamalar, toplumun cinsel yargıları, siyasi partilerin eşitsiz uygulamaları ve toplumsal desteğin eksikliği siyasal alanda kadınların görünür olmamasına sebep olduğundan,  siyasette kadın kotası, kadın temsiliyeti açısından önemli bir adımdır. Yerel seçim öncesi siyasette kadınların rolü ve kadın kotası ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Başkanı Çiğdem Aydın “83 yıldır seçme ve seçilme hakkımız var  olması çok fazla bir şey ifade etmiyor. Çünkü kadınların temsil oranı düşük.  Bunun sebebi erkek aklının Türkiye’de kurduğu tahakkümdür”  ifadelerinde bulundu.


‘Kadınlar, kadın kollarına sıkıştırılıyor’


Kadınların seçme ve seçilme hakkını tam anlamıyla kullanamamasının sebebini erkek egemen zihniyet bariyerini geçememeye bağlayan Çiğdem,  erkeklerin siyaseti kadınlarla paylaşmak istemediği için sürekli kurallar koyduğunu vurguladı.  Erkeklerin çok uzun yıllardır siyaset yaptıkları için çok çeşitli yöntemler kullandığını ve kuralları karmaşık hale getirdiklerini belirten Çiğdem, kadınların buna adapte olmalarının ve öğrenmelerinin çok zor olduğunu kaydetti. Çiğdem,  kadın aklının böyle çalışmadığına dikkat çekerek erkeklerin siyaseti tam da bu şekilde kurduğunun, emek para ve zaman isteyen bir mesele haline getirildiğinin altını çizdi.  Kadınların ne emek verecek ne de para harcayacak durumlarının olduğunu söyleyen Çiğdem, “Kadına zaten biçilmiş geleneksel roller ve ev işi, çocuk bakımı gibi yükler var.  Bu işlerden zamanı kalsa bile erkekler, siyasette kadınları sürekli köşelere itiyor ve kadın kollarına sıkıştırıyor” ifadelerini kullandı.


‘Erkekler suyun başında duruyor’


Seçim zamanında, kadınlara motivasyonu düşük sorumluluklar verildiğini ileri süren Çiğdem,  bunun sonucunda kadınların siyasetten çok hızlı koptuğunu ve kadın sirkülasyonunun çok fazla olduğunu vurguladı.  “Çünkü tepedeki koltukta erkek oturuyor ve oradan verdiği sorumluluklar tatmin edici olmuyor” diyen Çiğdem, yoksa kadınların toplumsal bilincinin ve yurttaşlık bilincinin son derece gelişmiş durumda olduğunu n altını çizdi. Partilerin erkek egemen yapısının kadınları 2- 3 senede geri püskürttüğünü sözlerine ekleyen Çiğdem “Yani erkekler suyun başında duruyorlar ve oradan kadınlara pay vermiyorlar” şeklinde konuştu.


Taciz, tecavüz, siyaset ve kadın..


Kota gibi düzenlemelerin,  eşitlik  izleme birimi gibi birimlerim  ve devlet nezrinde yapılacak birçok çalışmaların yapılmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan  Çiğdem şu benzetmeyi yaptı : “Siyasette yaşanan durumlar mahkemelerde yaşananlarla aynı.  Mahkemelerde çok açık taciz tecavüz davalarında yargılanan erkekler ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar. Halbuki yasalar taciz tecavüz suçtur dediği halde erkekler iyi halden serbest kalıyor ve kadınlar sosyal hizmetlere kapatıyorlar. Siyasette de aynı şey var.  Bu erkek egemen yapı sorunudur.”


‘BDP, kadın erkek eşitliğini yüreklere benimsetti’


Türkiye’de erkelerin kadınlarla siyaset yapmayı öğrenmesi gerektiğini dile getiren Çiğdem, bunun ancak mantalitenin değişmesi ile olacağını kaydetti. BDP’nin çok iyi bir örnek olduğuna dikkat çeken Çiğdem, “ Kadın erkek eşitliği meselesini partinin en alt katmanından en üst katmanına kadar kendi içinde tartışa tartışa akıllara ve yüreklere sindirerek benimsetti. Diğer partilerinde BDP gibi bu sistemi içlerine almaları gerekiyor. Yoksa partimizde kota uygulaması vardır diye yazıyorlar ya da başbakan diyor ki 81 ilden 81 kadın vekil görmek istiyoruz. Yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Çünkü orada bunu istemeyen, engelleyen bir zihniyet var” yorumunu yaptı.


‘Kadınların fıtratında yönetmek yoktur’


Kadınların siyasete girmelerinin önündeki birçok engelden bahseden Çiğdem en başta gelen sorunlardan birisinin de başörtüsü yasağının olduğunu ileri sürdü. Başörtülü kadınların siyasete girmelerinin önünde hiçbir yasal engelin olmadığının altını çizen Çiğdem, siyaseten kaşınmış bir mesele olduğu için yaratılmış bir sorun haline getirildiğine işaret etti. Muhafazakarlığın da kadınların önünde çok önemli bir engel olduğunu vurgulayan Çiğdem, toplumda kadının siyaset yapamayacağı gibi toplumsal bir algı var ve başbakanında  “Kadınların fıtratında yönetmek yoktur”  gibi söylemleri bunu pekiştiriyor dedi.


‘Erkekler siyaseti kadınlarla paylaşmayı öğrenmelidir’


Kadınların siyasete girmesi için kota kadar sıralamanın da önemli olduğunu ileri süren Çiğdem, ancak sıralamanın da sıkıntılı olduğunu ifade ederek bazı yasal düzenlemeler ile anayasa da, Seçim Yasası’nda, Siyasi Partiler Yasası’nda ve Yüksek Seçim Kurulunda yeterli düzenlemelerin yapılması gerektiğini dile getirdi. Bunun sonucunda yasal düzenlemeler ile kadın temsilinin garanti altına alınacağını sözlerine ekleyen Çiğdem, erkekler ve kadınların hayatı paylaşarak yaşamaları gibi, yönetmekle ilgili pozisyonların da birlikte olması gerektiğini ifade etti. Çiğdem, “Dünya örneklerine de baktığımız zaman, erkekler kendilerine yakın ve kendileri gibi siyaset yapan kadınları kotadan yararlandırmak yönünde bir eğilim gösteriyorlar. Bunun sonucunda kadınların temsilciliğini yürüten kadınlar söz hakkına sahip olmuyor. Bu nedenle, kotanın sıralaması ve o partinin kadınlarının kotaya sahip çıkması, kadınların, kadın bakış açısıyla siyaset yapmaları açısından son derece önemlidir” sözlerini ifade etti.


‘İki ayaklı kampanya yürütmek istiyoruz’


Seçim sürecinde iki ayaklı kampanya yürüteceklerini  kaydeden Çiğdem, “ İlk ayağında, siyasilere yönelik  kadın adaylar görmek istiyoruz diyerek, toplumsal bir baskı yaratmak istiyoruz. İkinci ayağında ise halka, kadın aday seçin, onların projelerine bakın, kadının siyasette var olması yolsuzluk olmamasının garantisidir diyerek çalışmalar yürütmek istiyoruz. Muhakkak iki ayaklı bir kampanya yürütmek istiyoruz” dedi.


Fotoğraf : Eylem Daş


(ed/mg/zd)