Erken yaşta evliliği özendiren karar

09:40

 


Gülşen Koçuk / JINHA


AMED –  Niğde’de erken yaşta evliliklerle birlikte “çocuk gelinler” konusu gündemdeki yerini korurken, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), tarafından geçtiğimiz günlerde lise öğrencilerinin evlenmesini onaylayan bir karar çıkarıldı. Karara tepki gösteren Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, bu zihniyetin çocuk yaşta evlilikleri beraberinde getireceğine vurgu yaparak, MEB’in aldığı kararı “yüz karası” olarak değerlendirdi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Çalışanı Semra Kıratlı da, AKP’nin kendini var etmek üzerinden aileyi sürekli ön plana çıkardığını bunun için de evliliği özendiren bir takım mekanizmalar oluşturmaya çalıştığına dikkat çekti.


Bir taraftan erken yaşta ve çocuk evliliklerinin önüne geçmenin mücadelesi verilirken, diğer taraftan ise eril sistem, erken yaşta evliliğin ve toplumsal sorunların başında gelen çocuk gelinlerin önünü açar nitelikte ‘açılımlarına’ devam ediyor. Son olarak Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) liselerde evliliklere ilişkin yaptığı değişiklikler, devletçi zihniyetin kadınları direk hedef alma politikasını teşhir etti. Yasa değişikliğinden önceki uygulamaya göre, evli olan kişilerin liselerde örgün eğitim görme hakları yoktu ve lise eğitimi süreci içerisinde evlenenlerin, kurumla tamamen ilişkisi kesiliyordu. Yeni uygulamada ise, lise okuyan öğrenci, evlense de eğitimini uzaktan eğitim programıyla devam ettirebilir. Yani, artık çocuk yaşta evlilikler yasalaştı, “çocuk gelinler” sorunu yasal olarak güvence altına alındı. Devlet ve sistemlerin kendisini kadın üzerinden var ederek, kısa olan ömrünü uzatmaya çalıştıklarını ifade eden Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, MEB tarafından alınan kararı “yüz karası” olarak değerlendirdi.


‘Kadınlara cinsel obje olarak bakılıyor’


Dünya genelinde kadınlara cinsel obje olarak bakıldığını dile getiren Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, bu zihniyetin çocuk yaşta evlilikleri beraberinde getirdiğini belirtti. Küçük yaşta evliliklerin kadınlarda rahim parçalanması gibi ciddi tahribatlara neden olduğunu ifade eden Ayşe, küçük yaşta evliliklere karşı mücadele verilirken, MEB’in bunun önünü açan değişiklikler yaptığını kaydetti. Ayşe, liselerde evliliği onaylayan yasa değişikliğini İngiltere’de yapılan düzenlemelere benzeterek, “Dünyada cinsel özgürlük için yasalar çıkarıldı. Dünyanın en küçük annesi 9 yaşında İngiltere’de görüldü. Kadın için cinsel özgürlük kadınlar için büyük bir tahribata neden oldu. İngiltere’de  13-16 yaş aralığındaki kız çocukları yılda 84 bin kürtaj yapıyor. Çünkü kendisini ilişki sırasında nasıl koruyacağını bilmiyor. Bunu bütün dünya gördü. Şimdi de din adı altında bu zihniyeti yaygınlaştırıyorlar” dedi.


‘İktidarlar, kadın bedeni üzerinden ömrünü uzatmaya çalışıyor’


Türkiye’de de AKP Hükümeti’nin din olgusu ile toplum ile oynadığını söyleyen Ayşe, bütün iktidarların kadın üzerinden kendini geliştirdiğine vurgu yaptı. “İktidarlar, kadın-erkek eşitsizliği üzerinden din, halk, toplum şekillenmesini yeniden dizayn ettiler” diyen Ayşe, bütün devlet sistemleri gibi bugünkü iktidarların da iflas edeceğinin altını çizdi. Yok olmakla karşı karşıya olan bütün devletlerin kadınlar üzerinden ömrünü uzatmaya çalıştıklarına dikkat çeken Ayşe, devlet sisteminin, halkların ihtiyacı olan bir sistem olmadığını sözlerine ekleyerek, Rojava’da gerçekleştirilen kadın devriminin, insanların kendi ihtiyaçlarını karşıladığı bir sistem olarak örnek olduğunu belirtti. “Rojava, devlet sisteminin iflas ettiğinin bir örneğidir” değerlendirmesinde bulunan Ayşe, Rojava’da oluşturulan yeni yapının iktidar koltuklarını sallandırması nedeniyle de güçler tarafından tehlike olarak görüldüğünün altını çizdi.


Sen doğur ben bakarım politikası!


 AKP Hükümetinin, polis, asker, sağlık, eğitim, yasa ve mahkeme yapılarını eline alarak devletleştiğine vurgu yapan Ayşe, hükümetin politikalarıyla kendi ömrünü kısalttığını söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan değişikliğin “yüz karası” olduğuna işaret eden Ayşe, “Artık insanlar eskisi gibi değil. Önceden, erken yaşta evliliği kabul eden, kader diyen insan da yok artık. Kadınlar bilinçlendi. Kürdistan ve Ortadoğu’da bu bilinç gelişti. Örneğin, Tunus, Mısır halkı bunu gösterdi. ‘Din benim inancım. Sen bu inanç üzerinden kendi sistemini yaşatamazsın’ dediler. Küçük yaşta evlilikler risktir. Devlet, ‘Sen doğur ben bakarım’ diyor ama, yarın bunlar Erdoğan için, devlet için sorun olacak. Dünya sistemi bunu gösterdi bize. Bir iktidar, var olan sistemi, kendisi yeniden yaratmış gibi tekrarlıyorsa, o iktidar kördür. Bu bir iktidar hastalığıdır. Bunu bir oyun gibi görüyorlar ancak oyun insana kaybettirir” sözlerini ifade etti.


‘Erken yaşta evlilikler meşrulaştırılıyor’


Milli Eğitim Bakanlığı’nın erken yaşta evliliğin önünü açan düzenlemesi ile çocuk gelinlerin meşru kılındığına işaret eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Çalışanı Semra Kıratlı, “Yasalar, dezavantajlı kesimlerin haklarını korumak amacıyla oluşturulan yapılardır. Fakat, devlet bu yasaları çıkardığı yönetmelikle birlikte, dezavantajlı grupların, çocukların haklarını korumak yerine tam tersi egemen olan sistemde çocukları ve gençleri daha dezavantajlı konuma getirip çocuk yaşta ve erken yaşta evlilikleri meşrulaştıran bir yapıya dönüştürmeye çalışıyor” şeklinde konuştu. Yeni yasa ile erken yaşta evliliklerin kutsandığını kaydeden Semra, devletin kendisini toplumun en küçük birimi olan aileler üzerinden yaşattığını dile getirdi. Semra, MEB tarafından yapılan yasa değişikliğinin en çok kadın ve çocukları etkileyeceğinin altını çizdi.


‘AKP, aileyi kutsayan yasalarla ideolojisini yaşatıyor’


 “Yasa, hem psikolojik olarak, hem biyolojik açıdan, hem de kadınların toplumsal yaşamdan daha erken kopması açısından eğitimi tamamlayamamaları yönünde ciddi dezavantajlar getirecek bir yasadır. AKP, kendini var etmek üzerinden aileyi sürekli ön plana çıkararak kendi ideolojisini toplumda daha görünür kılmak istiyor” diyen Semra, bu nedenle de sürekli ailenin kutsallaştırılması yolunda yasalar, evliliği özendiren bir takım mekanizmalar oluşturulduğunu belirtti. İnsanların erken evlilik ile toplumsal yaşamdan ve toplumsal mücadeleden koparılmak istendiğini dile getiren Semra, “Bu yasa, sistemin ve devletin, bireyleri ve toplumları tahakküm altına alma isteğinden yola çıkarak geliştirilmeye çalışılan bir anlayıştır” ifadelerine yer verdi.


(gk/mg)