Ahmet Türk: Anadil süreçten bağımsız değerlendirilemez

14:30

JINHA


AMED - Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri adına açıklama yapan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, bölge halkının talebi olan anadilde eğitim, Kürtlere ve diğer aidiyetlerin haklarına ilişkin Anayasal güvence, bölge halkının kendi kendini idare etmesi ve Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesinin süreçten bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, 8 maddelik çözüm önerisi sundu.


Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri, çözüm sürecindeki son durum ve yeni dönem eğitim-öğretime ilişkin Diyarbakır Sümer Park Resepsiyon Salonu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DTK eş başkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Kenan Karadaş, KADEP Genel Başkanı Lütfi Baksi, Azadi İnisayitifi Koordinatör Yardımcısı Muhammet Dara Akar, GÜNSİAD eski Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, TUHAD-FED Genel BaşkanıZübeyde Teker, Barış Anneleri İnisiyatifi'nin yanı sıra Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşeni STÖ ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri adına basın metnini okuyan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, “Kürdistan halkının talebi olan ‘Anadilde eğitim’, ‘Kürtlere ve diğer aidiyetlerin haklarına ilişkin anayasal güvence’, ‘Kürdistan halkının kendi kendini idare etmesi’ ve ‘Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi’ gibi konuların süreçten bağımsız olarak değerlendirilmelidir” dedi.


Hükümete 8 maddelik çözüm önerisi


Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri olarak, Türkiye devleti hükümeti ile PKK arasında silahların susması için bölge halkının meşru ve tabii taleplerinin karşılanmasını talep ettiklerini belirten Ahmet, taleplerin karşılanmasına yönelik başlatılan “Çözüm Süreci”ni desteklediklerini vurgulayarak, hükümetin sorumluluğunda olan bazı hususları yerine getirmesi için talepleri şöyle sıraladı:


“Kürdistan halkının talebi olan “Anadilde Eğitim”, “Kürtlere ve diğer aidiyetlerin haklarına ilişkin anayasal güvence”, “Kürdistan halkının kendi kendini idare etmesi” ve “Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi” süreçten bağımsız olarak değerlendirilmelidir.


-PKK’nin daha önce almış olduğu ateşkes kararını ve bu karara bağlılığının devamını önemsiyor, devletin ve hükümetin gerekli adımları atmasını talep ediyoruz. PKK militanlarının Türkiye siyasi sınırları dışına çıkmasının durması sürecin bittiğini değil, tıkanıklığı gösterir. Kürdistan halkının evlatları ve Türkiye devletinin vatandaşları olan bu kişilerin çözüm süreciyle beraber sosyal ve isteyenlerinin siyasal hayata katılması gerekir.


- Sayın Abdullah Öcalan’ın bu süreçteki rolü göz önüne alınarak sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için sürece katılımı, kamuoyu ve halkla iletişimi önündeki engellerin kaldırılması gereklidir.


-Sürecin anlamlı olabilmesi için, KCK tutuklularının derhal serbest bırakılması gerekir. Bunun için kanuni düzenleme gerekiyorsa onun da vakit kaybedilmeden TBMM gündemine getirilmesi gerekir.


- Siyasi açıdan önemli, çözüme katkı sunacak hususlardan biri de yüzde 10 seçim barajının kaldırılması ve Kürdistan’daki siyasi parti ve oluşumların kendi aidiyetleriyle siyaset yapmalarının önü açılmalıdır.


- Türkiye devleti ve hükümet, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki hükümet ve hareketlerle iyi ilişkilere sahip olmalıdır. Bu cümleden Rojava’da Kürtlerle savaşan taraflara her türlü yardımı kesmeli, bilakis Kürtleri doğal müttefik kabul etmelidir.


- Türkiye’de yeni eğitim yılının başlayacağı bu günlerde“Anadilde Eğitim”in mutlaka gündeme gelmesi ve hükümetin bu konuda olumsuz beyanatlardan kaçınması gerekir. Bu temelde Kürt halkının temel talebi olan Anadilde eğitim talebinin gündemleşmesi için yapılacak bir haftalık eğitim boykotu ve Kürtçe derslerinin her alanda işlenmesi eylemine tüm halkımızı davet ediyoruz.


- Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki tüm etnik, dini, mezhebi ve benzeri aidiyetler mahrumiyette değil, adalet ve özgürlükte eşit olmalıdırlar. Biz Kürdistani taraf olarak bunu taahhüt ediyoruz. Aynı tavrı devletten ve diğer kesimlerden de bekliyoruz.”


Açıklamadan sonra bir gazetecinin kendisine yönelttiği , Yeni anayasa taslağının İmralı adasına gönderildiği söylemleri doğru mu? sorusunu yanıtlayan Selahattin, “Konuyla ilgili bir bilgimiz yok. Fakat böyle bir adım söz konusuysa bu konu hükümet tarafından elbette açıklanacaktır” dedi.


(tt-gk/zd/mg)