DÖKH, yeni model için Türkiyeli kadınlarla buluşacak
08:32
Gülşen Koçuk - Tekoşin Tekin / JINHA
AMED – DÖKH öncülüğünde düzenlenen “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı”nda yürütülen tartışmaların ardından kadınlar, çalıştayı değerlendirdi. Kadına dönük sistemli bir şekilde gelişen şiddetin karşısında kadını güçlendirecek ve yeniden yaşamın öznesi haline getirecek bir model yaratmanın gerekliliğine vurgu yapan kadınlar, 15-16-17 Kasım tarihlerinde Türkiyeli kadınlarla bir araya gelmeyi amaçlıyor.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), öncülüğünde 8-9 Eylül tarihlerinde Sümer Park’ta “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına” çalıştayı düzenlendi. Çalıştayı ve ardından izleyecekleri adımlara ilişkin değerlendirme yapan kadınlar, Dünya, Türkiye ve bölgede bulunan kadın sığınma evleri deneyimlerinin tartışıldığı ve yeni modele ilişkin önerilerin dile getirildiği ön çalıştayda birçok kararlaşmalara varıldığı belirtildi. Kadınlar yeni modele ilişkin Türkiye Kadın Hareketi ile 15-16-17 Kasım tarihlerinde Mersin’de bir ana çalıştay düzenleneceğinin de sinyali verildi. DÖKH öncülüğünde gerçekleştirilen çalıştayı değerlendiren DİKASUM Koordinatörü Özlem Özen, çalıştay içerisinde kadına yönelik şiddetle mücadelede dünya, Türkiye ve bölge deneyimlerini tartıştıklarını ifade etti.
Özgür kadınla özgür topluma…
Hedefin kadın özgürlüğü olduğunu dile getiren Özlem, kadının özgürlüğü ile birlikte toplumun da özgürleşmesine dönük modeli hedeflediklerini kaydetti. Sığınakların tartışıldığı çalıştayda sığınakların kadının erkek sisteme karşı verdiği mücadelenin başlangıç noktası olarak değerlendirildiğini belirten Özlem, sığınaklarda yaşanan en büyük sıkıntılardan birisinin bütçe konusu olduğunu ifade etti. Özlem ayrıca bütçe, kadın istihdamı, üretime katılması konularını yeni modelde tartıştıklarına değindi. “Önümüzdeki sıkıntıları görerek, bilerek bundan sonraki süreci nasıl öreceğimizi tartışmalarla açığa çıkarmaya çalıştık” diyen Özlem, ön çalıştayda gerçekleştirdikleri tartışmaların bir ilk olduğunu ifade ederek ileriki süreçlerde daha somut sonuçlar elde edeceklerini söyledi.
‘Hedefimiz sığınaksız bir dünya yaratmak’
“Hedefimiz sığınaksız bir dünya yaratmak” sözleriyle özgür yaşam alanlarından özgür bir dünyaya çıkmayı amaçladıklarına vurgu yapan Özlem, “Özgür yaşam alanlarındaki hedeflerimiz de, kadınların komünal yaşamını örgütleyerek toplumun tüm kesimlerine yaymasını sağlamak, meclisleri bunun içerisine katmak, kendi hayatlarına ilişkin daha özgür karar alabilecekleri, hareket edebilecekleri bir mekanizma oluşturmaktır. Kadınların kendilerini yeniden yaratacağı, öz gücünü açığa çıkaracağı bir yaşam alanı hedefliyoruz. Bundan sonraki hedefimiz bu olacak. Umarız, Türkiye’ye de dünyaya da bir çıkışı sağlayacak bir yaşam modeli öreriz” şeklinde konuştu.
‘Sığınma evleri, gerici sisteme karşı isyandır’
Erkek egemen sistemin toplumsal bir kurum olarak kendisini örgütlediğini dile getiren BDP Kadın Meclisi üyesi Sakine Kayran, eril sistem karşısında toplumun önderleri olarak, özgür ve onurlu yaşamı yaratmak için, öncelikle kadının statüsünün oluşturulması gerektiğine işaret etti. Sığınma evlerini, sadece kadınların şiddet ve baskı altında kaldığında geldikleri yer olarak görülmemesinin önemine değinen Sakine, “Sığınma evleri, toplumdaki kadına karşı olan erkek zihniyete, geri kalmış örf ve adetlere karşı bir ayaklanma, intikamdır. Bu intikam, bu sistemler şahsında erkek zihniyetinden kopuştur, reddediştir” ifadelerine yer verdi. Kadın sığınma evlerinin kadın mücadelesi için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Sakine, sığınma evlerinin anlamının güçsüzlük ve çaresizliğe işaret ettiğine vurgu yaparak bu adı da eleştirdiklerini kaydetti. Kadınların sığınma evlerinde sorunlarını yeniden adlandıracağını ifade eden Sakine, toplumun da yeniden yaratılacağına dikkat çekti. Sakine, “İnanıyoruz ki bu çözümsüz süreçte, çözümünün aydınlığı, özgür kadın, özgür irade, özgür toplumu yaratacaktır” dedi.
‘Model 3 aşamadan oluşuyor’
Sığınma evleri tartışmalarında kadının hayatına ilişkin sadece şiddet döngüsünü ele almamak gerektiğini söyleyen İştar Kadın Danışmanlık Merkezi çalışanı Menice Ürün, kadınlar için özgür alanlar düşünülürken yaşamın çok yönlü olduğunun unutulmaması gerektiğine değindi. Bu çok boyutlu yaşamda şiddetin de bir süreci içerdiğini belirten Menice, çözümün de aşamalı ve bir süreç şeklinde olması gerektiğini savundu. Mevcut sığınaklarda kadınların güçlenmesi ve tekrar toplumun bir öznesi haline gelmesinin mümkün görünmediğini kaydeden Menice, önerdikleri modelin 3 aşamadan oluştuğunu ifade etti. Yeni modele ilişkin bilgi veren Menice, “Genel anlamda birinci adım, kadınların arayışının olduğu, acil ihtiyaçlarının giderilmesi gereken bir adım. İkinci adıma geldiğimizde, güçlendirme çalışmaları, kadınların yaşamları içerisinde var olmalarını sağlayan çalışmaların yürütülebileceği, eğitim, atölye, üretim çalışmalarıyla ve aynı zamanda bizim benimsediğimiz paradigma var. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir paradigma” diye konuştu.
‘Türkiyeli kadınlarla ortak bir çalıştay düzenlenecek’
Özgür yaşama geçiş alanlarını üçüncü aşama üzerinden kurguladıklarını kaydeden Menice, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Üçüncü adıma geldiğinde ise kadının birincil ihtiyaçlarının giderildiği, artık yavaş yavaş yaşama dahil olma kanallarının oluşturulmaya başlandığı adım olarak planladık ve aslında biz özgür yaşama geçiş alanlarını üçüncü aşama üzerinde kurguladık. Çünkü artık haklarının farkında olan, şiddete karşı sesini yükselten, bunun bir kader olmadığını, bununla ilgili çalışmalar yürütebileceğini söyleyen bir kadın gerçekliğinden bahsetmeye başlıyoruz ve teorisini, felsefesini çok oturtamamış olmakla birlikte biz arayış, benlik ve kimlik olarak adlandırıyoruz bu adımları. 15-16-17 Kasım tarihinde Mersin’de Türkiye Kadın Hareketi ile ortak bir ana çalıştay düzenlemeyi planlıyoruz. Bugüne kadar yaşadığımız bütün deneyimlerde sistemin kadın mücadelesini bölme, parçalama yaklaşımı var. Böyle bir modelin yaşama geçme koşulları ancak hepimizin ortaklaşmasıyla olacak bir şey. Ana çalıştay da bunun temel zeminini belirleyecek.”
‘Amaç, dayanışarak güçlenmek’
Bostaniçi Belediyesi Maya Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Rojbin Çetin ise, sığınak konusunu iki yıldan beri tartıştıklarını dile getirerek, Türkiye ve dünya deneyimlerinde ne kadar iyileştirici politikalar olsa da, kadın özgürlüğü ve bu bağlamda toplumun özgürlüğüne dair bir gelişmenin olmadığını belirtti. Sığınma evleri deneyimlerine bakıldığında bağımsız kadın örgütlenmeleri üzerinden bir yaşam alanı modeli yaratılmadığına işaret eden Rojbin, “Bugünkü mevcut sığınma evleri, geçici süre ile kadını birer kurtarıcıymışız gibi bir algıyla kadını sahiplenme ve belli bir süreliğine kadını koruma adı altında barınma hizmeti veriliyor. Biz kadının kurtarıcıları değiliz. Biz kadınlar olarak birbirimizle dayanışarak, şiddet döngüsü içerisinde yaşadığımız her ne varsa buna karşı ortak akılla mücadele alanı yaratmalıyız” dedi. Rojbin, “Biz Kürt Kadın Hareketi olarak, özellikle eril, tahakkümcü zihniyete karşı kendimizi bir yere sığdırılmaya, biçim verilmeye çalışılan iradesizleşen cinsler olarak ele almıyoruz. Bunun için öz iradeyi açığa çıkaran, meclis esprisiyle kurumsallaşarak, bu kurumsallığın içinde komünal, kolektif bir çalışma tarzı yaratabilmeyi amaçlıyoruz. Meclise bağlı komünler ve buna bağlı birimler. Yani birbirini izleyen aşamalar şeklinde yaşayabilmek, yaşatabilmek ve bunu topluma yayabilmek hedefindeyiz” ifadelerine yer verdi.
(gk/mg)

