12 Eylül: Zindan, faşizim ve işkence...
10:49
Eylem Daş / JINHA
İSTANBUL – 12 Eylül 1980 darbesinde işkence gören ve direnen kadınlardan olan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, Türkiye’nin hala darbe anayasasıyla yönetildiğine adaletsizliğin hala sürdüğüne dikkat çekerek, “Devletin gerçek ‘demokrasi ‘ anlayışı kendini TOMA’lardan atılan sularla, insanları yakmayla, gaz bombalarıyla can almaya devam etmektedir. Kürt sorunu çözümlenmemiş, Kürt topraklarında yüzlerce genç katledilmiştir. Barış, demokratikleşme umutlarımız, beklentilerimiz sarsılmıştır” dedi.
Bugün 12 Eylül 1980 askeri faşist darbenin 33’üncü yıldönümü. 12 Eylül, emekçiler, yurtseverler, kadınlar, işçiler, devrimciler için baskının ve zulmün unutulmaz simgesidir. 33 yıl önce bugün, yüz binler yargılandı, fişlendi, gözaltında insanların gözlerinin içine baka baka kaybettirildi, katledildi. On binlercesi işkenceye uğradı, onlarcası idam edildi ya da sakat bırakıldı. Yine sayısız kişi sürgünlere yollandı. 12 Eylül'ün ardından basın susturuldu, işçilerin hakları elinden alındı, grevler yasaklandı, Kürtler de payına düşeni çok acı bir şekilde ödedi. Özellikle Diyarbakır Cezaevi, 12 Eylül faşizminin işlevini görerek Kürt halkında derin yaralar açtı. Tam on yıl boyunca on bini aşkın insana işkenceler yapıldı.12 Eylül'ün yarattığı toplumsal travma ise yıllardır sürüyor. 12 Eylül denildiğinde önce akla, ölüm ve işkencelerin geldiğini dile getiren İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, “12 Eylül ile birlikte tüm topluma dayatılan tekleştirme ve militarizmle sindirme politikaları izlenerek, hapishaneler dolduruldu. Devrimciler, yurtseverler, gençler, aydınlar, kadınlar, sendikacılar, işçiler kısaca toplumun bütün kesimleri ayrım gözetmeksizin katledildi, işkenceden geçirildi” dedi.
‘Ülkenin ortasına darağaçları kuruldu’
12 Eylül dönemini anlatırken, “ülkenin ortasına darağaçları kuruldu” diyen Ümit, 12 Eylül döneminin, toplumun devletin gerçek yüzüyle yüzleştiği ve tanıştığı bir dönem olduğunu ifade etti. Daha sonrasında a-politizasyon uygulamaların hayata geçirildiğini belirten Ümit, itaat ve itirafın bütün topluma dayatıldığını kaydederek insan hakları ve özgürlüklerin, başta en temel hak olan yaşam hakkı olmak üzere tüm hakların toplumun elinden alındığını dile getirdi. Ümit, “Toplum iradesinin tamamı askeri erke devredilerek cunta mahkemeleri engizisyon gibi çalıştırıldı” dedi. Askeri anayasa ile bu durumun pekiştiğini vurgulayan Ümit, insanlık dışı uygulamaların devam ettiğine dikkat çekerek Türkiye’nin hala askeri anayasa ile yönetildiğinin altını çizdi. Ümit sözlerine şöyle devam etti:
“Hala özel yetkili mahkemeler hukuku hiçe sayan uygulamalarına devam etmektedir. İşkenceler devam etmektedir. Gezi olayları ile devletin gerçek ‘demokrasi’ anlayışı kendini TOMA’lardan atılan sularla, insanları yakmaya, gaz bombalarıyla can almaya devam etmektedir. Kürt sorunu çözümlenmemiş, Kürt topraklarında yüzlerce genç katledilmiştir. Barış, demokratikleşme umutlarımız, beklentilerimiz sarsılmıştır.”
'Kadınlar, 12 Eylül karanlığına karşı birer kardelendi’
12 Eylül’de kadınların direnişine vurgu yapan Ümit, kadınların her türlü hak ihlallerine uğradıklarını, çocukları ve kendileri işkencelerden geçirilirken kadınlık onurunun da çiğnendiğini kaydetti. Ümit ayrıca kadınların söz haklarının da ellerinden alındığını, hapsedildiklerini ve sakat bırakıldıklarını söyledi. “12 Eylül'ün en direngen kesimi kadınlar oldular. 12 Eylül karanlığına karşı birer kardelendiler" şeklinde konuşan Ümit, bu nedenle insan hakları mücadelesini başlatan ve karanlık günlere karşı direnenlerin de kadınlar olduğunu ifade etti. Ümit, Türkiye' de insan hakları mücadelesinin kadınların omuzlarında doğduğuna işaret ederek, Didar Şensoy' un da bu mücadele içerisinde kaybedildiğini hatırlattı. 12 Eylül'e karşı hesaplaşma ve direnişin hala devam ettiğine dikkat çeken Ümit, insan hak ve özgürlükleri önündeki engellerin hala süregeldiğini sözlerine ekledi.
‘12 Eylül’e direnen bir kadın olduğum için onurluyum’
Bugün ise Kürt sorununun demokratik çözümü ve barış beklentilerinin hala gerçekleşmemiş olduğunu söyleyen Ümit, “Hala askeri bir anayasa, toplumun üzerinde durmaktadır. Anadil hakkı, değişik kimliklerin tanımı, emekçilerin hakları gasp edilmektedir. Hala özgürlükleri savunanların direnişi devam etmektedir” sözlerine yer verdi. Ümit, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben 12 Eylülü yaşayan ve direnen bir kadın olmaktan dolayı gurur duyduğumu söyleyebilirim. Karanlıklara karşı duran onurlu ve güzel kadınların arasında, bu saldırıların karşısında bedenlerinden başka hiç bir şeyi olmayan kadın ve erkeklerin arasında olduğumdan, seçilen ve hapsedilen olduğumdan, işkence gören ve direnen olduğumdan dolayı onurluyum. 12 Eylül'ün göstermelik mahkemelerde yargılanır gibi geçiştirilmesi, toplumun vicdanının hiç bir zaman rahatlatmayacaktır. Gerçek yargılama olana kadar, kaybettiğimiz tüm arkadaşlarımız ve bizler açısından 12 Eylül’ü hiçbir zaman affetmeyeceğiz ve asla unutmayacağımız unutturmayacağız.”
(ed/gk)

