Barışa bu kadar yakınken…
08:47
Gülşen Koçuk-Tekoşin Tekin / JINHA
AMED – KCK’nin “geri çekilme durduruldu” açıklamasını değerlendiren kadın kurumları, savaşın başlaması durumunda sadece bir kesimin değil Türkiye’de yaşayan herkesin bundan zarar göreceğine dikkat çekti. Barışa bu kadar yakınken kaçırmanın yeni acıları doğuracağını ifade eden kadınlar, savaşın acısını en çok kadınların yaşadığını bu nedenle kadınlar olarak alanlara çıkıp çözüm sürecinin çift taraflı yürütülmesi için taleplerini haykıracaklarını söyledi.
KCK’nin “geri çekilme durduruldu” açıklamasını değerlendiren Tatvan Mizgin Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Sosyolog Derya Demir, kadının doğasında savaşın olmadığını ifade ederek, erk zihniyeti ürünü olan bu olgunun yine aynı zihniyet tarafından devam ettirildiğini dile getirdi. Geri çekilmelerin durdurulmasını ve sürecin tersine dönmesine yönelik gidişatı endişelenerek izlediklerini kaydeden Derya, devletin, “geri çekilme sürecini durdurma” kararı karşısında somut bir adım atılması gerektiğini belirtti. Derya, savaşın, kadın açısından değerlendirildiğinde tecavüzlerin, alıkoymaların ve buna benzer birçok şeyin yaşandığı dönemlere tekrar geri dönmek anlamına geldiğini söyledi.
‘Savaş başlarsa süreç tersine döner’
Derya, “Biz, bölgede yaşayan kadınlar, Roboski’yi de yaşayan kadınlarız, Cumartesi annesi olan kadınlarız ve sürekli savaşın gölgesinde yaşayan kadınlarız. Savaştan kaynaklı yaşanacak en büyük acılardan en büyük pay bize düşüyor. Bu noktada gerçekten ciddi endişelerimiz var” dedi. Hükümet kanadından bir adımın atılmaması halinde sürecin tersine döneceğini ve bunun da yeni cenazeler anlamına geldiğine dikkat çeken Derya, kadınların barış ve çözüm konusundaki çabalarının devam edeceğinin vurgusunu yaptı. Derya, “Doğal toplumlardan bu yana hiçbir zaman savaş kendi ürettiğimiz bir şey olmadı. Kadınların savaştan kazandığı bir şey yok. İktidar savaşımız yok, bu iktidardan bize düşen bir pay yok ve olmayacak” şeklinde konuştu.
‘Hükümet biran önce adım atmalı’
Savaşın başlaması durumunda sadece bir kesimin değil Türkiye’de yaşayan herkesin bundan zarar göreceğine dikkat çeken Derya,”Sürece ilişkin karar verirken sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Savaştan en çok biz kadınlar etkileniyoruz. Sistemin tecavüz ettiği, kadın oluyor. Bu nedenle, savaş bizi çok ama çok yaralayacak bir şey. Düşürülmek istenen bir toplum, kadınlara tecavüz edilerek düşürülür. Biz savaş ve kadın ilişkisini çok iyi kuruyoruz ve nerede durduğumuzu da, savaşın bize neler kaybettireceğini de çok iyi biliyoruz. Bu bağlamda hükümetin bir an önce buna yönelik bir atması gerektiğini düşünüyoruz. Bu savaşta sadece bir taraf kaybetmeyecek, herkes kaybedecek” dedi.
Devletin adımı: Baraj ve karakollar!
Savaşın insanlığa bir getirisi olmadığını söyleyen DİKASUM çalışanı Eylem Güldiken, geri çekilme sürecinin durması ve çözüm sürecinin tıkanması yla toplumların büyük zarar göreceğine dikkat çekti. Sürecin durmasının yine en çok kadınları ve çocukları yıpratacağını söyleyen Eylem, devletin bir an önce somut bir adım atması gerektiğini ifade etti. Derik Pejin Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Gülseren Yüzalp ise, geri çekilme sürecinin büyük yankı uyandırarak başladığını, ancak hükümetin hiçbir adım atmadığını dile getirdi. “Devlet adım atmak yerine baraj ve karakollarla Kürdistan’ı tahrip etti” diyen Gülseren, kadınların barışa dair mücadelesini daha da yükseltme çağrısında bulundu.
‘Savaşı kabul etmeyeceğiz’
Kadınların barış için seslerini daha çok duyurması gerektiğinin altını çizen Gülseren, PKK’lilerin cenazelerinin bulunduğu mezarlıkların tahribatına da değinerek, çözüm sürecine ters yaklaşımlar sergilendiğini dile getirdi. Gülseren, kadınlar olarak tekrar alanlara çıkıp çözüm sürecinin çift taraflı yürütülmesi için taleplerini haykıracaklarına vurgu yaptı. Hükümet ve devlet tarafından adım atılmamasını “barışa bu kadar yakınken kaçırmak” olarak değerlendiren Gülseren, savaşın acılarını yaşayan kadınlar olarak savaşı kabul etmeyeceklerini söyledi.
(tt-gk/mg)

