‘Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi açıklandı
19:14
JINHA
AMED–Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH),tarafından düzenlenen ve 2 gün devam eden “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), tarafından Sümer Park Resepsiyon Salonu’nda düzenlenen “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı” iki günlük tartışmaların ardından sona erdi. Türkiye, dünya ve bölgede bulunan sığınma evlerine ilişkin deneyimlerin tartışıldığı çalıştayın ardından kadınların yeni modele ilişkin politikalarının yer aldığı sonuç bildirgesi Mersin İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Menice Ürün tarafından basına deklere edildi. Türkiye ve bölgeden çok sayıda DÖKH bileşeninin katıldığı ön çalıştayda, 15-16-17 Kasım tarihlerinde Mersin’de Türkiyeli kadın hareketleriyle ortak bir çalıştay yapılmasına karar verildi.
‘Tecavüz ve cins kırımına karşı mücadelemiz derinleşecek’
DÖKH bileşeni kurumların bir araya geldiği çalıştaydan çıkan sonuç bildirgesinde, bin yıllardır eril zihniyetle birlikte insanlığın, kadın şahsında hiçleştirme ve iradesizleştirme politikalarıyla yol sayıldığı ve asimilasyona tabi tutulmak istendiği belirtilerek, “Cins kırımının sürdüğü bir toplumda kadın özgürlüğünden söz edilemez. Kadının özgür olmadığı toplumda, sınıfsal, ulusal, toplumsal özgürlükte yoktur. Toplum talan edilmektedir. Tarihin ilk sömürülenleri ve tecavüze uğrayanları olarak yaşamın her alanında tecavüz kültürü ve onun cins kırım politikalarına karşı mücadeleyi derinleştirmeyi, ahlaki ve politik toplumu yaratmayı, sorumluluğumuz olarak görüyoruz” denildi.
‘Sığınakların sorun barındırdığı ortaya çıkmıştır’
Demokratik, ekolojik kadının özgürlükçü bir paradigmanın yaşama kanalize edilmesi ile mümkün olduğu kaydedilen bildirgede, “Kadına yönelik politik bir şiddetin olduğunu söylüyor olmak, kadına yönelik şiddete ve en temelde cins kırımına ilişkin bir politik yapılanma içerisine girmemiz, kadın politikaları oluşturmamız ve bu politikalar doğrultusunda soruna yaklaşmamız anlamına gelir. Çalıştayda sığınma evlerine dair mevcut durum, Türkiye ve Dünya deneyimleri üzerinden ortaya konularak, mevcut sosyal politikalar nedeniyle sığınakların gerek kavramsal, gerek işlevsel ve gerek yöntem ve bakış açısı olarak çeşitli sıkıntıları barındırdığı açığa çıkmıştır” sözleri ifade edildi.
‘Kadınlar olarak alternatif bir perspektif oluşturmalıyız’
“Mevcut sığınak algısı, kadını bağımlılaştıran, sürekli bir korunma ihtiyacı anlayışını geliştiren, öz iradesiz, tercihler noktasında yönlendirilerek sanki kendi ayakları üzerinde duramazmış gibi bir yerlere dayandırılıyor. Bu yaklaşımla yaşamın üreticisi olan kadını anlamsızlaşarak bütün umutlarını yitirebiliyor” sözlerine dikkat çekilen bildirgede, kadının kendisine doğru bir perspektifle bakabilme yeteneğini geliştirmesi ve yeni sosyal politikalarla birlikte kurumsallaşması gerektiği ifade edildi. Bildirgede kadının kendi kökleriyle buluşup alternatif bir perspektif oluşturması gerektiği aksi takdirde kapitalist moderniteye hizmet etmenin ötesine geçemeyeceği vurgusu yapıldı.
‘Yeni bir mücadele dönemi başlatıyoruz’
Mevcut sorunları çözümleyici bir yöntem, anlayış ve bakış açısını barındıran yeni bir model ihtiyacı açığa çıktığı kaydedilen bildirgede, “Demokratik modernitenin inşa edilmesi sürecinde yeni sosyal politikalarımızla birlikte ‘kadının kendi kaderini tayin hakkını kendisi belirler’ ilkesinden hareketle yeni bir mücadele dönemi başlatıyoruz. Buna göre tüm yaşam alanlarını kadın bakış açısıyla yeniden ele almak toplum mühendisliği değil, özgür iradenin açığa çıkartılması üzerinden tekçi zihniyete karşı mücadelemizi yükselteceğiz. Kadın ve toplum sorununa eğilirken eril zihniyete dayalı kurumsallaşmalara karşı komünal bir anlayışla kollektif hareket etmeyi toplumsallığın ve farklılığın gereği olarak özgünlüklere önem vererek meclis esprisiyle yeni yaşam alanlarımızı inşa edeceğiz” şeklinde ifade edildi.
‘‘Alternatif özgür kadın alanları yaratılacak’
Alternatif özgür kadın alanlarının yaratılacağı dile getirilen bildirgede, “Kooperatif, yaşam merkezleri, kadın dernekleri gibi kurumlaşmaları bir bütün olarak ele alıyoruz. Paradigmamız gereği yaşam alanına katılan her kadın ekolojik, demokratik bir anlayışla üretime katılıp, öz savunmasını sağlayarak öz yönetimle politikalarını gerçekleştirecektir. Kadına yönelik cins kırımı politikaları ile karşılaşan kadınlar, şiddet döngüsünden çıkma ve yeni bir yaşama adım atma yolunda birbirinden farklı sorunlarla karşı karşıya gelmektedirler. Bu ise, birden fazla mekanizmayı çözüme kanalize etmeyi gerektirmektedir. Mevcut sistemdeki çözüm yöntemleri kadınların şiddet döngüsünden uzaklaşmasından ziyade başka şiddet türleri ile karşılaşmalarına neden olmaktadır” denildi.
‘Önceliğimiz kadın sistemini geliştirmektir’
Sığınma evlerinin eril sistemin işleyişi olduğu belirtilen bildirgede, “Önceliğimiz bir kadın sistemini geliştirmektir. Bu kadın sistemi ile amaç kadın yaşam merkezlerini geliştirmektir. Kadın yaşam merkezleri yaşamın yeniden örülmesi amacıyla meclisleşmeyi gerektirmektedir. Bu meclis içinde (eğitim, kültür-sanat, üretim, spor, çocuk, inanç) komünleri ve buna bağlı birimler üzerinden kadına ve topluma dayalı kurumsallaşma esas alınacaktır. Sığınak – sığınma evi yerine, üç adımdan oluşan yaşam alanları olarak önerdiğimiz model, kadın yaşam merkezlerinin bir komünü olarak karşımızda durmaktadır. Yaşam alanları ile hedefimiz, kadının kendini yeniden keşfetme sürecinde güçlü ve üretken yanlarını açığa çıkardığı alanlar ve aynı zamanda toplumsal yaşamın inşasında özne olarak, yaşama doğrudan katılmasını sağlamaktır” diye kaydedildi.
‘Kürt kadınları olarak hükümetin tavrını kınıyoruz’
Bildirgede son olarak şunlara yer verildi:
“Bunların gerçekleştirilebilmesi için gerekli izleme, denetleme ve ortaklaşma çalışmalarının gerek yerel yönetimler gerekse bağımsız kadın örgütleri aracılığıyla oluşturulmasını hedeflemekteyiz. Demokratik Özgür Kadın Hareketi olarak sunduğumuz model önerisi, 15 – 16 - 17 Kasım 2013 tarihinde Mersin’de düzenlenecek olan ana çalıştayda, Türkiyeli diğer kadın örgütleri ile yapacağımız tartışmalarla şekillenecektir. Kadının savaş gerçekliği karşısında karşılaştığı sorunlara baktığımızda savaş büyük oranda kadınları yaralamaktadır. Hükümetin Demokratik çözüm sürecindeki ciddiyetsiz yaklaşımları süreci bir tıkanmanın eşiğine getirmiş, bunun sonucu olarak KCK Yürütme Konseyi geri çekilme sürecinin durdurulduğuna ilişkin açıklama yapmıştır. Bu durum karşısında Kürt Kadın Hareketi olarak hükümetin bu tavrını kınıyor, yeni anayasa ve demokratikleşme sürecinin geliştirilmesine dönük derhal adım atması gerektiğini bir kez daha belirtiyoruz.
(gk/mg)

