‘Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı’ başladı

16:59

JINHA


AMED – DÖKH tarafından düzenlenen“Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı” başladı. Sığınma evlerine ilişkin Dünya ve Türkiye deneyimlerinin aktarıldığı çalıştayda konuşan Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş, yüzlerce sığınma evi olan ülkelerde hala şiddetin önüne geçilemediğine dikkat çekerek, şiddet karşısında köklü bir zihniyet mücadelesi verilmesi gerektiğinin altını çizdi.


Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), tarafından düzenlenen “Sığınaklardan Yaşam Alanlarına Çalıştayı” Sümer Park Resepsiyon Salonu’nda başladı. İki gün sürecek olan çalıştaya, DÖKH bileşenleri ile Türkiye ve bölge illerinde bulunan çeşitli kadın kurumları temsilcileri katıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını Mersin İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Gülhan Yağ, yaptı. Çalıştayın amacına ilişkin konuşan Gülhan, sığınaklardaki mevcut durumu tartışacaklarını söyledi. Gülhan, çalıştayla birlikte sığınak deneyimlerinden açığa çıkan sorunları tartışarak yeni bir model yaratacaklarını ifade etti. Ardından Kardelen Kadın Evi tarafından sığınma evlerine ilişkin dünya deneyimleri sunulurken, Ekin Ceren Kadın Danışmanlık Merkezi de sığınma evlerine ilişkin Türkiye deneyimlerini sundu.


‘Sığınaksız bir dünya istiyoruz’


Türkiye ve dünya deneyimlerinin paylaşılmasının ardından kadın kurumları temsilcileri söz hakkı alarak düşüncelerini ifade etti. Deneyimlerin paylaşılmasının ardından söz hakkı alan DİKASUM aktivisti Özlem Özen, şiddetin dili, dini, etnisitesi olmadığına dikkat çekerek, “Sığınak kavramını güvenli alanlar anlamına gelir. Fakat biz sığınaksız bir dünya istiyoruz” dedi. Kadınlar için oluşturulacak yaşam alanları yaratma konusunda bütçe etkeninin de üzerinde durulması gerektiğini belirten Özlem, kadın çalışmalarında bütçe ve istihdamın üzerinde durulması gerektiğini söyledi.


‘Şiddet sistemsel bir sorundur’


Dünya deneyimlerinden örnekler göstererek, kadına yönelik şiddet konusunda her zaman sonuçları “modernleştirmek” üzerinden çalışma yürütüldüğüne işaret eden Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş, yüzlerce sığınma evi olan ülkelerde hala şiddetin önüne geçilemediğine dikkat çekti. Şiddetle mücadele ederken, kadını şiddetten korumanın da önemini vurgulayan Mukaddes, mücadele ederken şiddetin sistemsel bir sorun olduğunun gözden kaçırıldığını dile getirdi. Mukaddes, şiddetin karşısında köklü bir zihniyet mücadelesi vermesi gerektiğini ifade etti.


‘Kadın mücadelesi illegalize edilmek isteniyor’


Yine tartışmalar kapsamında söz alanlardan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, sürekli Avrupa’dan örnekler verilmesini doğru bulmadığını ifade ederek, “Avrupa’yı biliyoruz ama Afrika’yı hiç bilmiyoruz. Tek Tanrılı dinleri biliyoruz ama çok Tanrılı dinlerin, Avrupa'dan daha özgür olduğunu bilmiyoruz” ifadelerine yer verdi. Kadın mücadelesinde her şeyden önce özgür düşünmenin gerektiğini söyleyen Ayşe, Rojava’daki kadın devriminden örnek vererek, her kadın mücadelesinin erkek egemen sistem tarafından illegalize edilmek istendiğinin altını çizdi.


‘Kürt Kadın Hareketi dünyaya örnek bir harekettir’


“Feminizmi miras olarak aldık. Değişim-dönüşüm yaşaması gerektiğini düşünerek eleştirdik. Şimdi ise jineolojiyi  tartışıyoruz” diyen Bağlar Kadın Kooperatifi aktivistlerinden Gülistan Balkaş, Kürt Kadın Hareketi’nin dünyaya örnek olacak bir noktaya geldiğine işaret etti. Dünyadaki kadın sığınma evleri deneyimlerindeki ortak noktanın “devlet destekli” olması olduğunu kaydeden Gülistan, kadınların öz savunmasının devlet kurumları tarafından yapılmasının tartışılması gereken bir konu olduğunu ifade etti. Kadınlar için oluşturulacak alanların ekolojik olması gerektiğini de kaydeden Gülistan, doğayla iç içe ortamların kadınların tekrar yaşama dahil olmaları için önemli olduğunu dile getirdi. Gülistan, ayrıca kadınların üretime dahil olabilmesi ve üretim kavramının da kapsamlı bir şekilde tartışılmasının gerekliliğine vurgu yaptı.


‘Kadın, kolektivizmden koparılıyor’


DİKASUM’dan Helin Bozarslan, yeni bir model oluştururken ve geçmiş deneyimleri konuşurken, şiddete maruz kalmış kadınların yanı sıra şiddete uğramış çocukların durumunun da tartışılmasının önemine dikkat çekti. Helin, tartışmalarda çocukların ayrıca üzerinde durulması gerektiğini dile getirdi. DÖKH aktivisti Gül Kızıltaş ise, “Antikapitalist bir hareket olarak dünyayı da ele almamız gerekiyor. Öncelikle devletsiz düşünmeliyiz. Kadın, kolektivizmden koparılıyor. Burada çıkacak model ile Ortadoğu’da bir model olmak durumundayız” dedi. Konuşmalar sırasında söz alan BDP Kadın Meclisi üyesi Sakine Kayran, dünya deneyimlerinde kadın öncülüğünde bir deneyim olmadığına dikkat çekti. Dünya deneyimlerini baz alarak yeni bir model oluşturmanın sıkıntılı bir yöntem olduğunu belirten Sakine, “Kendisini, küllerinden yaratan bir toplumun yanında, dünyada özgür yaşam için çıkış yapacak bir deneyim olmadığını ifade etti.


‘Geçici değil kalıcı çözümler yaratmalıyız’


Sığınakların, devletin sonuna kadar müdahale ettiği ve esnek politikalar ile oluşturduğu mekanlar olduğuna değinen Sakine, “Mevcut sığınakların neyi hedeflediği ortada. Polisin, bu kadar psikolojik ve sosyal travma yaratmasını eleştirmeliyiz. Kadın kurtuluş ideolojisi eksenli mücadele yöntemlerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Geçici değil kalıcı çözümler yaratma derdimiz var” dedi. Sakine, yasalar ile açığa çıkan kadın mağduriyetine de vurgu yaparak, “Şiddeti kurumsallaştıran, meşrulaştıran, anayasanın ve yasaların ta kendisidir. Yasalara ilişkin de tartışmalar yürütülmeli” diye konuştu.  


Tartışmalar, bölgedeki kadın sığınma evleri deneyimleri ile devam ediyor.//


(gk/mg)