Kadın Danışma/Dayanışma Merkezleri Çalıştayı Sonuç Bildirgesi açıklandı

13:59

 


JINHA


BURSA – Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Kadın Sığınakları ve Kadın Danışma/ Dayanışma Merkezleri Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.


Bursa’da Nilüfer Belediyesi tarafından 7-8-9 Haziran tarihleri arasında düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Kadın Sığınakları ve Kadın Danışma/ Dayanışma Merkezleri Çalıştayı”nın sonuç bildirgesi açıklandı. 43 belediyeden 100 kadının katıldığı çalıştayda, kadın kurumlarında yaşanan sorunlar, deneyimler, çözüm yolları, kadın kurumları arasında ve yeni kurumlar açmak isteyen belediyelere deneyim aktarımını sağlamak, kadınlar arası dayanışmayı yükseltmek, örgütlülüğü geliştirmek, kadına yönelik aile içi şiddete karşı mücadelede ortak bir dil ile politikalar belirlemek  ve ortak eylem programları oluşturmak gibi konular tartışıldı.


‘Personellere eğitimi verilecek’


Tartışmaların 3 gün sürdüğü çalıştay sonunda sonuç bildirgesi hazırlandı. Bildirgede ilk olarak yer kurumların, kadın çalışmalarını önemsemesi ve ciddiyetle yaklaşması oldu. Bu nedenle belediyedeki tüm personele toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, kadına yönelik şiddet gibi konularda hizmet içi eğitim verilmesi gerektiği belirtildi. Yerel yönetimler ve yöneticiler tarafından, yeterli ve gerekli teçhizat, donanım, araç, personel gibi ihtiyaçların sağlanması konularında, alanın hassasiyetinin ve ciddiyetinin farkına varılmasının önemine de yer verilen bildirgede, kadın istihdamı için belediyelerin “Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik” gereği açmaları zorunlu olan kreşleri açmaları gerektiği çağrısında bulunuldu.


‘Kadın müdürlükler kurulmalıdır’


Ayrıca, sığınaklarda kalan ve dayanışma merkezlerinde süreci takip edilen kadınlara, bu kreşlerde öncelik tanınmalıdır. Yerel yönetimler bünyesindeki sığınakların, Sağlık Müdürlüğü, Kültür Müdürlüğü, Sosyal İşler gibi müdürlüklere bağlı olması sorun yarattığının belirtildiği bildirgede, dayanışma merkezi, eşitlik birimi gibi yapıları birleştirecek ayrı bir müdürlüğün kurulması, kurulan müdürlüğe kadın bakış açısına sahip bir kadının, müdür olarak görevlendirilmesinin gerekliliğine yer verildi. Bildirgede kadın kurumlarının siyasetçiler tarafından yük olarak görüldüğüne dikkat çekilerek, “Siyasetçiler alanın öneminin farkına varmalı, tüm kuruluşlar kadına yönelik şiddet ile mücadele alanında yasaların kendilerine yükledikleri sorumlulukları ve yükümlülükleri yerine getirmelidir” denildi.


‘Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yapılmalı’


Sonuç bildirgesinde kadın çalışmalarında bütçe sorunu olduğu hatırlatıldı. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve belediyelerde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yapılmalı,  sığınakların ve danışma/dayanışma merkezlerinin bütçeleri arttırılarak esnek bütçe oluşturulmalıdır” maddesi  yer aldı.  Kadın kurumlarında çalışan personellere değinilen çalıştayda, “Pek çok sığınakta ve kadın danışma/dayanışma merkezinde yetersiz sayıda personelin çalıştığı,  güvencesi olmayan bir istihdam yönteminin kullanıldığı bilinmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadele alanının zor bir alan olmasının çalışanlar arasında sürekli bir sirkülâsyona neden olması yaşanan diğer ciddi bir sorundur. Alanın gereklilikleri olarak, kadın danışma/dayanışma merkezlerinde psikolog, avukat, sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişimci, sosyolog gibi meslek elemanlarının çalışmasının zorunluluğu ve çalışanların sürekliliği önemlidir. Bu nedenle ilgili yönetmelikte, bu meslek elemanlarının görev tanımları yapılarak, sürekli ve kadrolu çalıştırılmaları yönündeki değişiklikler yapılmalıdır” denildi.


Sonuç bildirgesinin devamında şu maddelere yer verildi:


“Danışma/dayanışma merkezlerinde görev yapan avukatlar merkeze başvuran kadınlara danışmanlık hizmeti vermekle birlikte, hukuksal süreçlerinin takibini de yapmalıdır. Barolardaki kadın hakları danışma ve uygulama merkezleri/kadın hakları komisyonlarında psikologların da çalışması gerekmektedir. Bakanlık bünyesinde veya belediyelerde hizmet alımı yolu ile personel alınırken, sığınıklarda kalan veya kadın danışma/dayanışma merkezine başvuran kadınlara öncelik verilmeli ve bir kota uygulaması olmalıdır. İŞKUR, işe yerleştirmelerde pozitif ayrımcılık uygulayarak sığınaklarda kalan veya kadın danışma/dayanışma merkezlerinden süreci takip edilen kadınlara öncelik tanımalıdır. El emeği gibi kadınların çalıştıkları yoğun istihdam alanlarında kooperatifleşmeye ve markalaşmaya gidilmelidir.”


Deneyimlerinde kadın kurumlarında çalışanların, kadın bakış açısına, yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadıkları nedeniyle danışmanlık hizmeti alan kadınların birçok sorunla karşılaşması nedeni ile aşağıdaki sonuçlara varıldı:


“ Bu birimlerde çalışan emniyet, hukuk, sağlık görevlilerine ayrımcılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun konularında eğitimler verilmelidir. Bu eğitimler bir kez verilecek eğitimler değil, süreç içerisinde tekrar eden eğitimler olarak planlanmalıdır. Her karakolda kadına yönelik şiddet ile ilgili bilgi sahibi, sorumlu bir kişi görevlendirilmelidir.”


Her belediyenin kadına yönelik şiddet ile mücadele alanında büyük öneme sahip olan kadın danışma/dayanışma merkezi açması gerektiği vurgulanırken, bu kurumların aşağıdaki ilkeleri benimsemesi gerektiğine işaret edildi:


“Çalışanlar kadın bakış açısına sahip olmalıdır. Sığınaklar kadınların güçlerinin farkına vardıkları yerlerdir. Sığınaklar, kadın ve çocuklara sadece belirli bir süre barınma hizmeti veren yerler değildir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği, kamusal haklar, çocuk ihmal-istismarı konularında bilgilendirmelerin ve bilinç yükseltme çalışmalarının yapıldığı, hukuki, psikolojik, tıbbi, meslek kursları ve iş bulma desteği, sosyal desteklerin verildiği yerlerdir. Sığınak çalışanları, ailelerin bıraktığı ebeveyn olma rolünü üstlenmemeli, kadınları korumak gerekçesi ile onlar adına kararlar vermemelidir. Kendi hayatlarıyla ilgili en doğru kararı yine kadınlar verirler. Sığınaklarda hiçbir kadına veya çocuğa baskı ve şiddet uygulanamaz. Çalışanlar kadınlarla eşit bir ilişki kurmalıdır.”


Sonuç bildirgesinde Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerine  (ŞÖNİM) ilişkin de şu vurgular yapıldı:


Kadın danışma/dayanışma merkezi açmak, sığınak açmanın ön koşulu olmalıdır. ŞÖNİM’ler kadın danışma/dayanışma merkezleri ile koordineli çalışmalıdır. Sığınaklardaki çocuklar birey olarak kabul edilmeli, sığınaklar onların ihtiyaçlarını karşılayacak donanıma sahip olmalı ve onlar için de sosyal çalışmacı bulunmalıdır. Kadın sığınakları ve danışma/dayanışma merkezleri ikincil travma ve tükenmişlik yaşanma riski yoğun olan yerlerdir. Bu alanda çalışmanın zorluğu göz önünde bulundurulmalı, çalışanların 7 hafta yıllık izin kullanımı sağlanmalı, belirli aralıklarla süpervizyon yapılmalı ve çalışanlar arasında rotasyon uygulanmalıdır. Alanın zorluğu göz önünde bulundurularak maddi açıdan yapılan işin karşılığının alınması sağlanmalıdır.”


Pilot illerde kurulan ŞÖNİM’ler pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunlar ile ilgili olarak şu kararlar alınmıştır:


-  ŞÖNİM’lerin adının KOZA olarak ifade edilmesi şiddeti görünmez kılmaktadır, bu nedenle kabul edilemezdir.


- Bağlı bulundukları yapılanmalar ve işleyişleri farklı olabilen sığınakların tek bir yönetmeliğe bağlı bulunması sorunlara neden olmaktadır. Sığınak yönetmeliği, belediyelerin ve kadın alanında çalışan STK’ların özerkliği dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.


- ŞÖNİM’ler karar alma süreçlerinde belediye ve STK’ların görüşlerini dikkate almalıdır. Kadın hareketinin fikirleri kararlara yansıtılmalıdır.


- ŞÖNİM’ler ve kadın danışma/dayanışma merkezleri kadın bakış açısıyla çalışmalı, kadın bakış açısına sahip personeller çalışmalıdır.


- ŞÖNİM’lerin, kadın danışma/dayanışma merkezlerinin ve STK’ların varlığını ve işleyiş sistemlerini kabul etmesi gerekmektedir.


- Kadının sığınağa ilk başvurusu kadın danışma/dayanışma merkezleri üzerinden olmalı, sürecin polis üzerinden başlatılması şartı kaldırılmalıdır.


- ŞÖNİM’ler bir tür “dağıtım merkezi” gibi çalışmakta ve yasayla belirlenmiş görevlerini yerine getirmemektedir. Bu çalışma anlayışını bırakarak görevlerini yerine getirmelidir.


- ŞÖNİM’lerde yapılan arabuluculuk faaliyetlerine son verilmelidir.


-  Sığınakların iç işleyişine (kadının sığınağa kabulüne ya da çıkışı gibi konular) karışılmamalı, sığınakların özerkliği sağlanmalıdır.


- Sığınaklar tesis, konaklama hizmeti veren alanlar veya barınma evleri değildir.


 - Kadın konukevlerinin adı ‘kadın sığınağı’ olarak geçmeli ve sadece şiddet gören ya da görme ihtimali olan kadınların kabulü yapılmalıdır.


-  Konukevleri Yönetmeliği’nde yer alan “On iki yaşından büyük erkek çocuğu olan kadınlar ile engelli çocuğu bulunan kadınlar ise, can güvenliği riski olmamak kaydıyla, talep edilmesi ve gerekli olduğuna dair sosyal inceleme raporuna istinaden, ŞÖNİM tarafından uygun görülmesi halinde, kira ve iaşesi karşılanmak üzere bağımsız bir ev kiralanmak suretiyle barındırılması yoluna gidilir” maddesi işler hale gelmelidir.


- Sığınaklardan ayrılan kadınlara, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca en az 1 yıl süresi ile kira desteği verilmelidir.


- Kadınların nakdi yardım almaları konusu ile ilgili il ve ilçelere göre farklılıklar yaşandığı görülmektedir. Bu farklılıkların ortadan kaldırılması ve kadınların nakdi yardım hizmetinden her ilde ve ilçede sorunsuz yararlanabilmesi için gereken düzenlemeler yapılmalıdır.


- Kaymakamlık ve STK’lardan finansal destek alan yerel yönetimler olduğu gibi çoğu yerel yönetimin buralardan destek alamadığı görülmektedir. Daha önce bu kapsamda, yasanın kadınlara verdiği bu hakları alabilmeleri noktasında adı geçen kurumların sorumluluklarını yerine getirmeleri için çağrıda bulunulmuştu. Ancak bu sorumlulukların yerine getirilmediği görülmektedir.  Bu çağrı bir kez daha yinelemekteyiz.


- Yerel yönetimlerce, kadınlara yapılacak olan nakdi yardımlara yönelik finansal sorunların hızlı çözülebilmesi için kadın kooperatifleri kurulmalıdır.


- Kadın danışma/dayanışma merkezi ve sığınak çalışmalarında kadın bakış açısına sahip STK’lardan destek alınmalı ve ortak çalışmalar yapılmalıdır. Kadına yönelik şiddet alanında destek olmak isteyen STK’lar, kadın sığınaklarının ve danışma/dayanışma merkezlerinin gizlilik ilkesine ve işleyiş politikalarına uygun bir süreç izlemelidir.


- Kadına yönelik şiddet ile mücadelede bilinçlendirmenin ve farkındalık yaratmanın çok önemli olduğunun farkındayız. Bu nedenle,


- Gerekirse belediyenin maddi desteği de sağlanarak, kadına yönelik şiddet konusunda medyanın bilinçlendirme sürecinde aktif rol alması sağlanmalıdır.


- Belediyelerin iletişim araçları, toplu taşıma araçlarındaki reklam panoları vs. bilinçlendirme amacıyla kullanılmalıdır.


- Danışma/dayanışma merkezi ve sığınaklarda çalışan psikolojik destek çalışanlarının alanda çalışırken karşılaştıkları deneyimleri, sorunları ve çözüm önerilerini paylaşmaya ihtiyaç duydukları görüldü. Bu nedenle, alanda çalışan ruh sağlığı personelinin katılacağı bir çalıştay yapılması kararlaştırıldı.


- Deneyim ve paylaşımların yol gösterici olması, yaşanılan sorunların paylaşılması ve çözüm önerilerine ulaşılması, iletişim kurulması ve bu iletişimin sürekli kılınması için moderasyonu olan bir iletişim ağının oluşturulmasına karar verildi. Yazışmaların içeriğinde vaka tartışmalarının değil, uygulamalara ilişkin bilgi ve paylaşımlarının yapılması, yeni üye olmak isteyenler için referans gösterilmesi gerektiği kararlaştırıldı.


- ‘Yerel Yönetimlerde Kadın Danışma/Dayanışma Merkezleri ve Sığınaklar Çalıştayı’nın gelenekselleştirilerek, her yıl başka bir belediyenin ev sahipliğinde gerçekleşmesine karar verildi.


- Yaşanılan sorunları paylaşmak, devlet kurumlarıyla karşılaşılan sorunlar ile ilgili ortak çözümlere ulaşmak için danışma/dayanışma merkezleri ve sığınakların il ve bölge bazında bir araya gelmelerine karar verildi. Her bölge örgütlenmesinin 3 ayda bir toplantı yapmasına, ilk toplantının Ekim ayında gerçekleşmesine, toplantı sonuçlarının mail grubu aracılığı ile tüm çalışanlarla paylaşılmasına karar verildi.


Yerel Yönetimlerde Kadın Sığınakları ve Kadın Danışma/Dayanışma Merkezleri Çalıştayı (7-8-9 Haziran 2013) Sonuçları’nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Belediyeler Birliği, Belediye Başkanları’na iletilmesi kararı alınmıştır.  


Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışanlar olarak, çıkmış olan bu sonuçların hayata geçirilmesi için yetkili kurumlardan üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini talep ediyoruz.”


(pk/gk/mg)