Rojava’da kadınlar, militarizmin hedefi olarak katledildi
08:24
Sarya Şakar-Gülşen Koçuk / JINHA
WAN – Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doçent Doktor Aksu Bora, tüm savaşlarda olduğu gibi Suriye’de de süren savaşta en çok kadın ve çocukların hedef alındığına dikkat çekerek, Rojava’da kadınların militarizmin hedefi olarak katledildiğini, taciz ve tecavüze uğradığını belirtti. Barış İçin Kadın Girişimi Aktivisti Nilgün Yurdalan ise, Rojavalı kadınların yaşadıkları tüm sorunların aynı zamanda Türkiyeli kadınların da sorunu olduğunu kaydetti.
Kadın ve çocuklar Suriye’de aylardır süren savaşın hedefi oldu. Bölge halkı El Kaide bağlantılı El Nusra çetelerinin hedefi olurken, kadınlara “cihat nikâhı” adı altında tecavüz edilmesi, insanların kafalarının kesilmesi de helal kılındı. Her savaşta olduğu gibi Rojava’da da kadınlar, militarizmin hedefi olarak katledildi, taciz ve tecavüze uğradı. Yaklaşık bir aydır Rojava’ya dönük katliamlar, ülke dışına göçü hızlandırırken, hala ülkede kalan halk için toplanan yardımların da gidişi engellendi. Son günlerde de ABD’nin Suriye’ye dönük gerçekleştirmesi beklenen “müdahale”, bölgeye dönük endişeleri artırıyor.
Savaşlarda en çok kadınlar etkileniyor’
Kürt sorununun çözümüne ilişkin başlayan süreci değerlendiren Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doçent Doktor Aksu Bora, hem Kürt kadınların hem de Türk kadınların sürece sahip çıktıklarını ve çıkacaklarını dile getirdi. Savaştan en çok etkilenenlerin kadınlar olduğuna vurgu yapan Aksu, “Çünkü sürece sahip çıkmanın çok çeşitli yolları olabilir. Bunlardan en önemlisi de politikadır. Barış politikalarını yerleştirmek, barışın kurumlarını oluşturmak, özellikle geçmişle hesaplaşma kısmında kadınlar açısından süreçlere dâhil olmak çok önemlidir” dedi. Rojava’da gerçekleşen kadın devrimini bitirmek için son bir aydır El Nusra tarafından özelde kadın ve çocuklara yönelik gerçekleştirilen saldırı ve katliamlara dikkat çeken Aksu, Türkiye’deki kadınların şu an yapabileceği en önemli şeyin yardım kanallarının kapanmasını engellemek olduğunu belirtti.
‘Çözümcül adımları destekleyeceğiz’
Türkiyeli kadınlar olarak, 1990’lı yıllardan beri politikada yer aldıklarını söyleyen Aksu, “Bu çok zor bir süreç. Dolayısıyla sesini çıkarmayanların da sesini çıkarmasını sağlamak, görmeyenlerin görmesini sağlamak için uğraşıyoruz” dedi. Kadınları sürece ilişkin bilgilendirmek amacıyla yapılar kurarak, Türkiye’yi gezerek toplantılar düzenlediklerini ifade eden Aksu, çözüm süreci için siyasi parti ve örgütlerin de çalışması gerektiğinin altını çizdi. Aksu, BDP’nin çözüm konusunda önemli adımlar attığını ve bu çözümcül adımları destekleyeceklerine vurgu yaptı.
‘Savaş derinleştirilmek isteniyor’
Barış İçin Kadın Girişimi aktivisti Nilgün Yurdalan, PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından 2013 Newrozu’nda verilen mesaj ile başlayan “çözüm süreci”nin sorunsuz ilerleyebilmesi ve barış sürecinin sağlanması için öncelikle katliamların, kadın cinayetlerinin, hakikatlerin ortaya çıkarılıp yüzleşilmesi gerektiğini dile getirdi. Kimilerinin sustuğu kimilerinin ise sesini yükselttiği savaşta devletin çözüm için bir adım atmadığına işaret eden Nilgün, “Şimdi bölgede yeni bir savaşın daha da büyümesi ve derinleşmesi için gerek Türkiye’de gerek dünyanın pek çok yerinde ve bölgede çeşitli aktörler, iktidarlar, çıkar grupları var” dedi.
‘Her türlü silah ile katliamlar gerçekleştiriliyor’
Rojava’da gerçekleştirilen kadın devrimine dönük saldırılara dikkat çeken Nilgün, Kürt Ulusal mücadelesinde kadınların yerinin önemli olduğunu söyledi. Nilgün, kadınların mücadele ederken tecavüze uğradıklarını, öldürüldüklerini, yerlerinden edildiklerini ve mülteci kadınlar olarak ağır koşullarda yaşadıklarını kaydetti. Yasal olsun ya da olmasın her türlü silah ile katliamlar gerçekleştirildiğini ifade eden Nilgün, katledilen insanların çoğunluğunun kadın ve çocuklar olduğuna dikkat çekti. Nilgün, Rojavalı kadınların yaşadıkları her şeyin aynı zamanda Türkiyeli kadınların da sorunu olduğunu belirtti. Türkiye’ye mülteci olarak kabul edilmiş Arap ve Kürt kadınların sorunlarıyla ilgilenmenin önemli bir iş olduğuna değinen Nilgün, feministler ve savaş karşıtları olarak mülteci kadınlar konusuna vakit ayırıp emek vermediklerini ifade etti.
‘Militarizmin güçlendiği yerde kadın mücadelesi de güçlenir’
Nilgün, “Her zaman olduğu gibi savaş zamanlarında savaş bölgelerinde değil, barış zamanlarında barış bölgelerinde de kadınların mücadeleleri hep gözlerden gizlenmek istenmiştir” dedi. Militarizmin güçlendiği yerde kadın mücadelesinin de güçlendiğinin altını çizen Nilgün, “Pek çok savaş, kadın bedeni üzerinden yürütülüyor. Çünkü kadın toprakla özdeşleştiriliyor. Dolayısıyla da erkek egemenliği bütün savaş bölgelerinde bütün gücüyle ki, bu her zaman saldıran taraf olmuyor, bazen bu erkek egemenliği mazlum halk ya da mağdur edilmiş halk içinde de işliyor ve bazen o halkın erkek egemenliği ve erkekleri de kadınların mücadelelerini gizlemek eğiliminde oluyor. Savaş bölgesinde yaşamayan kadınlara düşen bir başka eylem de o kadınların mücadelelerini açığa çıkarmak, duyurmak ve güçlendirmek elbette” diye konuştu.
(gk-sş/mg)

