El Nusra tecavüzünden kaçan kız kardeşlerin hayat mücadelesi
08:33
Zehra Doğan / JINHA
MÊRDÎN - El Nusra tecavüzünden kaçarak, Mardin’in tarla ve seralarında çalışan Rojavalı 5 küçük kız kardeş, kaçak yolarla geldikleri Türkiye’de ucuz iş gücü ücretlendirmeleriyle mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Suriye tablosunun sanatçısının Beşşar Esad olduğunu kaydeden kardeşler, El Nusa tecavüzünden kaçarak, Türkiye’ye geldiklerini ve hayatta kalma mücadelesi verdiklerini söyledi.
El Nusra çetecilerinin Rojava'daki sivil halka karşı giriştiği katliamın ardından saldırılar hala devam ederken, çeteler ise İslam dinini kendi çıkarları yönünde kullanarak, Kürtlerin katledilmesini "helal" kılıyor. Rojava’da gerçekleşen kadın devrimini tehlike olarak gören El Nusra, kadınlara tecavüz ederek devrime engel olmaya çalışıyor. El Nusra çetelerinden kaçan kadınlar tarla ve seralarda çalışarak, hayat mücadelesi verirken bazılarının da araçların yoğun geçiş alanlarında dilencilik yaptıkları görüldü. El Nusra tecavüzünden kaçarak, Mardin’e yerleşen 5 küçük kız kardeş tecavüz korkusunu üzerinden atamıyor. Yakın zamanda Rojava’ya tekrar dönme kararı alan kız kardeşler, El Nusra tehdidinden dolayı JINHA’ya yüzü peçeli bir şekilde röportaj vererek, tecavüzden kaçarak Türkiye’de ucuz iş gücüyle çalışmak zorunda kaldıklarına dikkat çekti.
‘Tecavüz korkusundan kaçtık’
Rojava’nın Amudê kentinden Mardin’e göç eden kız kardeşlerden 17 yaşındaki Cihana, “Silahlı çeteler bizim namus anlayışımıza saldırmaya başlamıştı. Artık eskisi gibi rahat uyuyamıyorduk. Son zamanlarda her gün kadınlara tecavüz eden çetelerin haberini alıyorduk. Bu yüzden tek çarenin kaçmak olduğunu düşündük” dedi. Rojava’da demokratik yaşam için mücadele eden Kürtlere El Nusra’nın tahammül etmediğinden dolayı tecavüzle yıldırmaya çalıştığını belirten Cihana, “Rojava’da kalıp çetelere karşı mücadele etmediğim için kendime çok kızıyorum. Annemiz, babamız ve yaşları daha büyük kardeşlerimiz Rojava’da kalıp mücadele etmeyi seçti. Bizim yaşımız küçük olduğu için bizi göndermek zorunda kaldılar çünkü çetelerin her hangi bir saldırısında küçük olduğumuzdan kendimizi koruyamazdık. Şimdi ablam ve kuzenlerim Rojava devrim ordusuna katıldı. Burada bir süre kaldıktan sonra biz de onlara katılacağız” şeklinde konuştu.
‘Tecavüzün yerini fuhuş aldı’
Türkiye sınırını kaçak yollarla geçtiğini belirten Cihana, “Üç gün boyunca kardeşlerimle beraber tel örgülerin yanında aç susuz kaldık. Her sınırı geçtiğimizde Türkiye askerine yakalanıyor ve geri gönderiliyorduk. Her ne kadar geçmek için askerlere ısrar etsek de, askerler bize ellerinden bir şeyin gelmediğini söyledi. En sonunda çareyi sınır kaçakçılığı yapanlarda bulduk. 12 bin Türk Lirası karşılığında kaçakçılar bizi sınırdan geçirdi. Paramızın hepsini kaçakçılara verdik. Cebimizde fazla para kalmadı. Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde geceler boyu parklarda yattık. Bizimle beraber bir erkek kardeşimizde geldi. Fakat onun yaşı da pek büyük sayılmaz. Tecavüzden kaçtık fakat meğerse Türkiye’de de fuhuş varmış. Türkiye’ye göç eden Suriye ve Rojavalıların fuhuşa zorlandığını duyduk. Kadınlar parasız kaldıkları için fuhuş yapmak zorunda kalıyormuş. Büyük kentlerde yardım isteyen birçok kadına erkekler, birlikte olmayı teklif ediyormuş. Bu olayı duyduktan sonra büyük kentlere gitme fikrinden vazgeçtik. Zaten bize sahip çıkacak ailemiz bile yoktu. Kara kara düşünmeye başladık ve en sonunda çalışmaya karar verdik” dedi.
Rojavalıların yeni iş istihdamı semsarlık!
Sınıra yakın ilçelerin birçok parkının Rojava mevsimlik işçi kampına dönüştüğünün altını çizen Cihana, “Parklarda semsarlık sistemi oturmuş durumda. Çalışmak isteyen Rojavalı aileler günlerce parklarda kalıyor ve herhangi işçi talebinde semsar denilen işçi çavuşları tarafından çalışma yerlerine gönderiliyorlar. Semsarlar, bu sayede her bir işçi başına kar elde ediyor. Rojava’nın yeni iş istihdamı semsarlık oldu. Kızkardeşlerimle birlikte günlerce parklarda umutsuz bir şekilde bekledik. Sonunda bir iş fırsatı bize de çıktı. Rojavalı aileler zaten Türkiye işçilerinden çok daha ucuz iş gücü karşılığında çalışıyor. Çalışmaktan başka çaresi olmayanlar çaresiz bu ücreti kabul diyor. Biz de ücreti kabul ettik ve kamyonlara binerek, çalışacağımız tarlalara doğru yola çıktık. İşten kovulmamak için yetişkinler gibi çalışmak zorunda kaldık. İşten kovulursak, bizim için çok kötü olur. Sokakta kalırsak fuhuşa zorlana biliriz. Türkiye’de bu işi yapan mafyalar varmış. Onlar bizi zorlayabilir. Annem kız kardeşlerimi bana ve abime emanet etti. Sokakta oyun oynarken kendimi tarlalarda çalışan sorumluluk sahibi olgun bir kadın olarak buldum. Savaş insanları ve özellikle kadınları iki günde olgunlaştırabiliyormuş bunu öğrendim” şeklinde konuştu.
Sınırların ardından devrime adanan hayaller…
Geride bıraktığı annesini, babasını ve kardeşlerini çok özlediğini söyleyen 13 yaşındaki Silav duygularını söyle anlattı:
“Rojava’da telefonları çekmediği için aileme ulaşamıyorum ve çok tedirginim. Şimdi annem de bizi merak ediyordur. Yaklaşık bir aydır ailemden haber alamıyorum. Rojava’da savaştan bu yana elektrikler kesik. Her gece annemle beraber, Mardin’in ışıklarına bakarak hayal kurardık. Mardin bize ulaşılmaz ve güzel gelirdi. Annem devrim olduktan sonra bizi Mardin’e gezmeye götüreceğini söylerdi. Şimdi Mardin’deyiz fakat gezmeye değil çalışmaya geldik. Annemi çok özlüyorum. Ailemi televizyonda görebilirim diye işten geldikten sonra tek işim televizyonu açıp Rojava ile ilgili tüm haberleri izlemek oluyor. Annemin öldürülmesinden çok korkuyorum. Rojava’da kalan kardeşlerim PYD’ye katıldı. Annem ve babam mallarımıza sahip çıkmak için Amudê’de kaldı.”
‘Paramparça olmuş Suriye tablosunun sanatçısı Beşşar’dır’
“Suriye’de olanlardan Beşşar Esad sorumludur” diyen bir diğer kardeşlerden 15 yaşındaki Hiwa ise, Suriye yönetiminin kendi halkına her zaman eziyet ettiğini ve bu yüzden muhaliflerin ayaklandığını dile getirdi. Hiwa, “Suriye ayaklanmasını Beşşar Esad’ın yönetimsizliği yarattı. Muhaliflerin bu kadar acımasız olması da onun yüzünden. Beşşar halkına hiçbir zaman güzel bir gün yaşatmadı. Ona karşı duran canavarlar aslında onun eseridir. Bize tecavüz ederek katleden El Nusrayı’da Beşar Esad yarattı. Küçücük yaşımıza rağmen tel örgülerin gölgesinde küçük bir böcek gibi kaçmamıza neden olan da, yıllardır kendi ülkemizde bizleri kimliksizleştiren Beşşar’dır. Burada sahipsiz çocuklar olarak olgun bir kadın gibi davranmaya bizleri zorlayan da yine odur. Paramparça olmuş Suriye tablosunun sanatçısı Beşşar’dır, Beşşar eseriyle övünmeli” dedi. Hiva, “Biraz daha büyüdükten sonra ilk işim buradan gitmek olacak” ifadesiyle sözlerine son verdi.
Fotoğraf: Zehra Doğan
(zd/mg)

