‘Tecavüzcülerin serbest bırakılması yeni failler yaratır’

10:55

 


JINHA


AMED – Bingöl’deki E.A davasında mahkemenin verdiği şoke edici karar karşısında kadınlar tepkilerini dile getirdi. Mahkemeye müdahil olan avukatlardan Reyhan Yalçındağ, tecavüzcülerin serbest bırakılmasıyla yeni faillerin yaratıldığını belirtirken, E.A’nın ruhsal tedavisi ile ilgilenen uzmanın beyanına göre E.A’nın yeni isimler verdiğine işaret etti.


Bingöl’de iki buçuk yıl boyunca 8 uzman çavuşun tecavüzüne uğrayan E.A davasının ilk duruşması 3 Eylül’de görüldü. Dava kapsamında tutuklanan bir uzman çavuş da, mahkemenin verdiği karar ile serbest bırakıldı. Birçok kadın kurumunun izlemek istediği duruşma kapalı celse olarak geçekleştirildi. Sabah 09.00’dan gece 23.00’a kadar devam eden duruşmada E.A’nın ruhsal tedavisi ile ilgilenen uzman, E.A’nın davaya ilişkin yeni isimler verdiğini belirtti. Davanın seyrini değiştirmesi gereken yeni bilgiler karşısında, tutuklu uzman çavuşun serbest bırakılması tepki topladı. Davaya ilişkin konuşan Reyhan, “Sekizinin tamamının uzman çavuş olduğu, tamamının silahlı kolluk kuvveti olduğu bir dosyadan bahsediyoruz. Sıradan bir dosya değil. Dünyanın başka bir coğrafyasında böyle bir dosya karşısında yer yerinden oynar. Bütün kararlı taleplerimizin reddedilmesi, bununla birlikte tek tutuklu sanığın dahi serbest bırakılmasıyla sonuçlanan bir korkunç kararla karşı karşıyayız” dedi.


Tecavüz davalarının kadın ve erkek eşitliğine inanmayan, kadını belirli rollerle sınırlandıran zihniyete göre yürüdüğünü dile getiren avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir ise, ilk duruşması görülen E.A davası için, “Siz adil bir karar vermediğiniz, faillere hak ettikleri cezayı vermediğiniz, tutuklama gibi tedbirleri işletmediğiniz sürece, hem aynı faillerin aynı suçu tekrar işlemeleri yönünde cezaretlendirirsiniz, hem de bir bütün olarak toplumda geri kalan fail adaylarına yol açarsınız” dedi.


‘Başka bir coğrafyada bu dosya ile yer yerinden oynar’


Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen E.A davasında tek tutuklu uzman çavuşun da serbest bırakılması kararını tecavüz zihniyetinin önünü açan bir karar olarak değerlendiren Reyhan, karara ilişkin şöyle konuştu:


“14 ile 16 buçuk yaşları arasında, iki buçuk yıl çocuğa tecavüz ediliyor. Sekizinin tamamının uzman çavuş olduğu, tamamının silahlı kolluk kuvveti olduğu bir dosyadan bahsediyoruz. Sıradan bir dosya değil. Dünyanın başka bir coğrafyasında böyle bir dosya karşısında yer yerinden oynar. Bütün kararlı taleplerimizin reddedilmesi, bununla birlikte tek tutuklu sanığın dahi serbest bırakılmasıyla sonuçlanan bir korkunç kararla karşı karşıyayız. Bingöl gibi bir yerde böylesi bir kararlılıkla, bu kadar tehdit sarmalı altında, toplumsal tecrit sarmalı altında bu ailenin bu davanın kovuşturucusu olması mucizedir. Böylesi kararlar karşısında aileler duygu kırılması yaşıyor. Uzun yıllardır biz bu davaların takibini yapıyoruz. Yargı tarafından korunmamak, aynı zamanda bu insanlık suçunu işleyenlerin yanına kalması gibi bir tavır olarak aileler tarafından algılanıyor. Dolayısıyla da bizim bundan sonra çok daha fazla bir mesafe kat etmemiz, çok daha kararlı bir biçimde tecavüz olaylarının üzerine gitmemiz, çok daha örgütlü bir biçimde bunların deşifre edilmesi için çalışmamız gerekiyor.”


Suriye’de katledilen çocukların katliamı ile yargının E.A davasında verdiği kararın aynı anlamı taşıdığını dile getiren Reyhan, Suriye’de çocukların fiziksel olarak katledildiğine, Türkiye’de de ruhen katledildiğine dikkat çekerek, her ikisinin de cinayet olduğuna vurgu yaptı.


2011 yılına ait savcılık soruşturmaları var


Reyhan, mahkemede E.A’nın ruhsal tedavisini sürdüren uzmanın da açıklamalarına ve raporuna değindi. Uzmanın açıklamalarına göre E.A, üç tane ilaçla ayakta ve geceleri uyku ilacı almazsa uyuyamıyor ve öfke patlamaları geçiriyor. Ayrıca çocuğun dört defa intihara teşebbüs ettiğini de hatırlatan Reyhan, intiharlar konusunda bazıları 2011 yılında yapılan (tecavüzün başladığı zaman) savcılık soruşturmalarının olduğuna dikkat çekti. Dava dosyasını “kafasına silah dayatılan bir dosya” olarak adlandıran Reyhan, dosyada sekiz uzman çavuşun bulunmasıyla “örgütlü suç” soruşturması başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Reyhan, bugüne kadar henüz hiçbir tecavüzcünün alması gereken cezayı almadığını belirtirken, “Ama bu ülkede, düşüncesini ifade ettiği, gösteri yürüyüşüne katıldığı, bağımsız ve özgür bir gazetecilik yaptığı, insan hakları savunucusu, kadın hakları temsilcisi olduğu için senelerce cezaevinde tutabiliyorsun. Ama aynı yargı tecavüzcüleri salıveriyorsa, tutuksuz ya da lutfen yargılıyorsa, burada korkunç bir sorunla karşı karşıyayız” açıklamasında bulundu.


‘Hiçbir çocuğun, diğerinden üstünlüğü yoktur’


Tecavüz davalarında failleri cezalandırmayan sistemin diğer ülkelerde yaşananlar karşısında da aynı tepkiyi göstermesi gerektiğini kaydeden Reyhan, “Ama o zaman Rabia içinde ağlamayacaksın kardeşim. Filistinli çocuklar için de üzüldüğünü söylemeyeceksin. Benim için dünyanın bütün çocukları aynıdır, eşittir. Mısır’da tırnağı kanayan çocuk ne ise, Suriye’de tırnağı kanayan bir çocuk da benim için aynıdır. Ya da Midyat Ağır Ceza’da yargılaması devam eden erkek çocukların bir kuran kursu hocası tarafından tecavüze maruz kalmasında benim göstereceğim tepkiyle, Gezi olaylarında öldürülen 17 yaşındaki bir üniversite öğrencisi çocuk karşısında göstereceğim tepki aynıdır. Bunların hiçbirinin üstünlüğü yoktur” dedi.


Yine duruşmada psikoloğun beyanlarına dikkat çeken Reyhan, tecavüze uğrayan çocuğun yeni isimler de verdiğini söyledi. Reyhan, bu durumun, açığa çıkmamış yeni zanlılar, failler olduğuna, aynı zamanda açığa çıkmamış mağdurların varlığına işaret etti.


‘Sessiz kalmak, yeni suçlar doğurur’


Ailelere seslenen avukat Reyhan, şu çağrıda bulundu:


“Sessiz kalmak yeni suçları doğurur. Yalnız değilsiniz. En ufak bir şey hissettiğiniz anda insan hakları ve kadın örgütlerine, belediyelerin kadın merkezlerine, baroların kadın, çocuk komisyonlarına gidin. Sonuçta bu demokratik mücadele, kendi özgünlüğü içerisinde birçok alanını yaratmış. Bunu korumak, kollamak bizim görevimiz. Suskun kalmayın, çekinmeyin, tecritten korkmayın.  Bu aileler gibi aileleri örnek alın. Suskun kalmanız yeni suçları doğuracak. O nedenle böylesi ailelerin yanında olmak, durmak gerekiyor. En ufak bir şey hissettiğiniz anda da bunun kovuşturucusu olun.”


‘Basın, suça ortak olmasın’


Selis Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyoloğu Nuran Aslan ise, E.A davasına ilişkin, ilk defa böyle bir kararın verilmediğini söyleyerek, yargının erkeklerin tarafında olduğunu belirtti. Son dönemlerde Bölge’de taciz, tecavüz davalarının yaygınlaşması ve sürecin yumuşamasıyla birlikte yine 5 yaşındaki çocuk davasının tamamen süreci boşa çıkartmaya yönelik tutumlar olduğuna işaret eden Nuran, “Kadınları, meta ve namus kavramı üzerinden çürütmeye çalışıyorlar. Bizler Bölge’den eylem yapıyoruz. Ancak bunun ulusal basının desteklenmesi gerekiyor. Belli başlı basın organları üzerinden bir haberleşme var ancak yaptığınız etkinliklerin sansürlenmesi kadın mücadelesini geriletmeyecektir. Daha fazla suçlulara göz yummayın. Siz de bu suça ortak olmayın” ifadelerine yer verdi.


‘Yasalar suçluları yargılamazsa biz yargılayacağız’


14 saat boyunca süren E.A davasında bir uzman çavuşun serbest bırakılmasına ilişkin konuşan Kardelen Kadın Danışmanlık Merkezi Koordinatörü Mukaddes Alataş, bu sonucu, devletin kadın ve çocuklara yönelik bakışının bir sonucu olduğunu dile getirdi. “Biz 8 uzman çavuşun da tutuklanmasını beklerken, tutuklu olan da bırakılıyor” diyen Mukaddes, mahkemenin verdiği kararın sadece Türkiye Cumhuriyeti anayasasına değil uluslararası insan hakları hukukuna da sığmadığını belirtti. Mukaddes, kararın bireysel değil, erkek egemen sistemin bir tutumu olarak verildiğini belirtirken, “Bizler sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Yılmadan verilen adaletsiz kararların karşısında duracağız. Yasalar suçluları yargılamasa bile biz yargılayacağız” şeklinde konuştu.


(gk)