‘Kadının iradesi sınırları tanımaz’
09:08
JINHA
MÊRDÎN – DÖKH öncülüğünde binlerce kadın, Rojava'da gerçekleşen katliamları protesto etmek amacıyla Nusaybin-Qamişlo Sınırı’na doğru alkış, slogan ve zılgıtlarla yürüyüşe geçti. Sınırda Rojava halkıyla bir araya gelen kadınlar, tel örgüler arasında sabaha kadar hep birlikte “Rojava’yı bekleme” nöbeti tuttu.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) öncülüğünde, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Rojava'da gerçekleşen katliamları protesto etmek amacıyla binlerce kadın Mitanni Kültür Merkezi’nden Qamişlo sınırına doğru yürüyüş geçekleştirdi. Yürüyüşe binlerce yurttaşın yanı sıra, BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, PM Üyeleri, BDP Mardin İl, İlçe ve Belde yöneticileri, BDP Nusaybin, Kızıltepe, Derik, Mazidağı Kadın Meclisi, BDP’li Belediye Başkanları, Barış Anneleri İnsiyatifi, DÖKH Bileşenleri, TUHAD-DER, MEYA-DER, KURDİ-DER, STK, STÖ ve İHA temsilcileri katılım gösterdi. Rengarenk ulusal kıyafetleriyle zılgıt çeken binlerce kadın, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri, PKK ve YPG bayraklarını taşıyarak def eşliğinde sınıra doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte kadınlar sık sık “Şoreşa Rojava şoreşa jinê ye em Şoreşa Rojava silav dikin”, “ Bi ruxê 15 Tebaxe ji şoreşa Rojava re hezar silav”, “ Jinê azad sinoran nas nakin”, “Özgür halk sınır tanımaz”, “ li rojava Komkıjîya zarokan ”, “ yazılı pankatları taşıdı. Sınıra kadar kitle sık sık “ Biji PKK”, “ Biji YPG”, “ Biji berxwedana Rojava”, “Silav silav ji rojava re hezar silav”, “Biji Serok Apo” sloganlarını attı. Nusaybin-Qamişlo sınırına gelen kadınları gören Rojava halkı ise YPG ve sarı, kırmızı, yeşil bayrak ve "Kadının iradesi sınırları tanımaz" pankartıyla sınıra doğru zılgıt çekerek koşmaya başladı. Sınırın dikenli tel örgülerinin engelinden akrabalarıyla kucaklaşamayan Rojavalılar, burada hep bir ağızdan “Çerxa Şoreşe” marşını okudular. Tel örgülerin arasından birbirilerine şal ve takı armağan eden kadınlar, duygusal anlar yaşadı. Daha sonra Rojavalılar ve bölge halkı ortak müziklerle karşılıklı halay çekti. Uzun süre tellerin ardından birbirleriyle karşılıklı olarak sloganlar atan kitle daha sonra sınırların ortadan kaldırılması için 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi.
‘Rojavaya bir nefes kadar yakınız’
Oturma eyleminden sonra konuşan BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, Rojava’daki Kürtlerle bir araya gelmek ve oradaki direnişi selamlamak adına bölgenin farklı yerlerinden gelen kadınları kutladığını ifade ederek, “ Aramızda tel örgüler olsa da Rojava’daki halkımızla bir nefes kadar yakın olduğumuzu bir kere daha gördük. Aramızda sınırlar olsa da Rojava ile yürüttüğümüz mücadele aynıdır. Özgürlük mücadelesi dört parçada kırk yıldır büyük bedeller ödesek de çok büyük acılar yaşasak da Kürt halkı olarak özgürlük mücadelemizden asla taviz vermeyeceğimizi bu gün buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Kürtler yıllardır yaşamış olduğu bütün coğrafya da her ne kadar dört parçaya bölünmüş olsa bile yaşadıkları ülkeleri yöneticileri sürekli inkar edildiler, sürekli katledildiler, sürekli yok sayıldılar, ama hiçbir zaman Kürt halkı ne dilinden ne kimliğinden ne de kültüründen asla taviz vermedi. Özgürlüğü, kimliği ve kültürü için yıllardır yaşadıkları her yerde her coğrafya da bedeller ödediler. Acılar çektiler gözyaşları döktüler. Annelerimiz sürekli ağladı. Ama bugün de görüyoruz ki Kürt halkı dili, kültürü, kimliği ve eşitlik mücadelesi için alanlarda haykırıyor. Kendilerini yöneten ülke yöneticilerine bu mesajı veriyorlar” dedi. “Biz buradan bir kez daha özellikle Rojava’da yaşayan Kürt halkının başlatmış olduğu devrimin selamlamak için bir araya geldik” diyerek konuşmasına devam eden Pervin, hükümete seslenerek Kürt halkının bulunduğu coğrafyanın hiçbir yerinde katledilmek, inkar edilmek ve yok sayılmak istemediğini dile getirdi. Rojava devriminin Kürtlerin artık inkar edilmeye dur demek adına olduğuna dikkat çeken Pervin, “Bugün Rojava’da başlatılan devrim de en büyük rolü Kürt kadınları üstlenmiş bulunmaktadır. Bugün Nusaybin’deki kadınlarda Rojava’daki devrimi selamlamak için sınırdadır. Türkiye’yi yönetenler şunu çok iyi bilsin ki Rojava devrimi onurlu bir devrimdir. Türkiye’yi yönetenler aklıselim ve mantıklı bir şekilde başlatılan halk devrimine saygı duymak zorundadır. Eğer saygı duyulmazsa inkar edilirse ve bu devrim görünmezden gelinirse o zaman diğer parçalardaki Kürtler de Rojava Devrimi’ne sahip çıkmak için bulundukları ve yaşamın her alanında bunu dile getirecek ve bu taleplerini ortaya koyacaklardır” şeklinde sözleri dile getirdi.
‘Tezkereyi onaylamak savaşı onaylamaktır’
Konuşmasında Başbakan Yardımcısı Bülen Arınç’ın Suriye savaşına ilişkin yaptığı açıklamaya dikkat çeken Pervin, “ Bülent Arınç’ın yapmış olduğu açıklama insanı ürkütmektedir. Çünkü Amerika’nın Suriye’ye başlatacağı operasyona Türkiye’nin destek vereceği konusunda açıklamalar yapmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden tezkerenin çıkartılması gündeme gelmiştir.Ama biz BDP ve Kürtler olarak şunu çok açık bir şekilde ifade etmek istiyoruz. Bizler BDP olarak TBMM’den çıkacak tezkereye hayır oyunu vereceğiz. Çünkü tezkere savaş, gözyaşı, ölüm ve kan demektir. Tezkere demek analarımızın bir kez daha ağlaması demektir. Tezkere demek insanlarımızın, gençlerimizin bir kez daha yaşamını yitirmesi demektir. 21’inci yüzyılda savaşa bir kez daha hayır diyoruz. 21’inci yy savaşın değil barışın yüzyılı olmalıdır. Bu yüzden Türkiye aklını başına toplayıp mantıklı bir şekilde hareket etmek zorundadır. Bu ülkeyi yönetenler şunu çok iyi bilsin ki savaş hiçbir zaman kazanım değildir, kaybetmek anlamına gelmektedir. Hepimiz barıştan, diyalogdan, uzlaşmadan yanayız. Bu yüzyıl diyalog yüzyılıdır. Bu yüzyıl fikirlerin ve düşüncelerin konuşulduğu, gündeme geldiği bir yüzyıldır. Türkiye’deki barış Rojava’daki devrim ile birebir alakalıdır. Rojava’da herhangi bir olumsuzluk olursa Türkiye’deki barış süreci de bundan olumsuz bir şekilde etkilenecektir. İşte bunu için diyoruz ki bu süreç heba edilmemelidir. Hiç kimse barış sürecinin önüne geçmemelidir. Hepimiz barıştan, hukuktan, kardeşlikten yanayız. İşte bugün burada halkın iradesi burada barış, özgürlük diyor. Rojava’daki halkımız demokratik devrim ile sadece Kürtlerin hakkın garanti altına almıyor. Oradaki bütün halkların, kimliklerin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik içerisinde yaşamasının devrimini gerçekleştiriyor. Tam anlamıyla bir demokratik yöntem ortaya koyuyor” dedi.
‘Tezkere ölüm getirir’
Pervin’in ardından konuşan Aysel Tuğluk, “Hemen yanı başımızda olan Rojava halkıyla dayanışma eylemi gerçekleştiriyoruz. Rojava’ya buradan bir kez daha direnişiniz direnişimizdir diyoruz. Çünkü Rojava Devrimi bir özgürlük, demokrasi ve insanlık devrimidir” diyerek yıllarca baskı ve zulme uğrayan Rojava halkının ”Eğer yaşam olacaksa, özgürce olmalıdır” şiarıyla devrim gerçekleştirdiğini ifade etti. “Rojava halkı dayatılan kimliksizliği reddedip onuruna sahip çıkıyor” diyen Aysel, her halk gibi Kürt halkının da kendi kaderini tayin etmeye hakkının olduğuna vurgu yaptı. Aysel konuşmasına şöyle devam etti: “ Bugün Rojava’da Kürt halkı kardeşçe, özgürce bir arada yaşamanın modelini ortaya koymuştur. Demokratik Suriye, Özerk Kürdistan modelini ortaya koymuştur. Herkes bu iradeye saygı göstermelidir. Herkese bu iradeyi tanımaları için sesleniyoruz. Bazı güçler, egemenler Rojava Devrimi’ni boğmak istiyor. Bunun için bindir yöntem deniyorlar. Çetele eğitiliyor, halka saldırılıyor, katliamlar yapılır. Daha yakın zamanda halka karşı çoluk çocuk demeden katlettiler. Bunu yapanları kınıyor ve arkalarındaki güçleri de lanetliyoruz. Rojava halkının özgürlük yürüyüşü durdurulamaz. Savaş politikaları ölüm getirir. Tezkereler çözüm değil ölüm getirir.”
Yapılan konuşmaların ardından kadınlar zılgıt ve sloganlarla halaya durdu. Sınırda kadınların nöbet eylemi sabaha kadar sürdürdü.
(sş/zd)

