Erkeğin ‘aslan’ kadının ‘çiçek’ kimliği
08:39
Gülşen Koçuk / JINHA
MERSİN – Çocukların dünyaya geldiği andan itibaren takılan isimlerden giysi renklerine, oyuncak tercihlerine kadar cinsiyet rolleriyle şekillendirildiğine dikkat çeken İştar Kadın Danışmanlık Merkezi’nden Roza Yaruk, en büyük iktidar aracı olan medyanın tarih boyunca sömürülmeye çalışılan kadını kendi zeminine çekerek bir daha köleleştirmeye çalıştığını belirtti.
İnsanlar, toplum içine biyolojik anlamda kadın ve erkek olarak doğarlar. Doğdukları toplumda kendilerine biçilen rolleri alan kadın ve erkekler, o rollere göre kendilerini şekillendirir. Kadın ve erkekler tarafından doğuştan itibaren öğrenilen bu toplumsal cinsiyet rolleri, ataerkil sistemlerin kendisini var ettiği temel olan aile ile güç kazanır. Birçoğumuzun sorgulamadan aldığı bu roller, erkekler, özelde de kadınlar üzerinden “namus”, “ahlak” kavramları ile yapılan toplumsal baskı sonucu kendisini var ettiriyor. Ayrıca bu roller medya aracılığıyla toplum tarafından pekiştirilmesine neden oluyor.
Erkek mavi, kadın pembe…
Toplumsal cinsiyet rolleri üzerine konuşan İştar Kadın Danışmanlık Merkezi Basın Danışmanı Roza Yaruk, yaşama gözlerini açan her iki cinsin, toplumun hakim ideolojik kimliğine göre şekillendiğini ifade etti. Çocukların dünyaya geldiği andan itibaren kendilerine takılan isimden (erkek aslan, kadın çiçek), giydirilen giysi renklerine (erkek mavi, kadın pembe), oyuncak tercihlerine (erkek araba, kadın bebek) kadar cinsiyet rolleriyle şekillendirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Roza, “Duygusal, kırılgan, narin isimlerle kadın algısına güçsüzlük ve saflık atfediliyor. Oyuncaklarla annelik rolleri pekiştiriliyor. Erkeğe verilen isim asidir, güçlüdür. Oyun araçları bile onları dışarıdaki yaşama hazırlamak üzere kurgulanmıştır” şeklinde konuştu.
‘Medya, kadını sömüren içeriklerle dolduruldu’
Toplumsal cinsiyet rollerini güçlendiren medyanın da önemine işaret eden Roza, özellikle ana akım medyanın kadın odaklı bakıştan uzak, eril söylemleri üreten bir yerde konumlandığını dile getirdi. Roza, medyanın haberlerden gündüz kuşağındaki programlara kadar (İzdivaç, Ben Bilmem Eşim Bilir, Bugün Ne Giysem vs.) toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiren, kadını sömüren içeriklerle doldurulmuş olduğunu kaydetti.
Reklamlarla oluşan seks imajı
Televizyon reklamlarında da toplum içinde oluşan geleneksel “seks imajının” vurgulandığına değinen Roza, “Kişilerin televizyon izleme süresi arttıkça, reklamlardan etkilenme oranları da o ölçüde artmaktadır. Reklam yapımcılar, kadın objelerin kullanıldığı reklamların izleyiciler üzerinde daha etkili olduğunu ve kadın objelerin çekiciliğini ortaya koyduğu reklamların tüketicileri ekran karşısında daha çok oturttuğunu keşfetmişlerdir. Bu keşiften sonra ise reklam yapımcıları neredeyse bütün reklamlarda kadın oyuncular kullanmaya başlamışlardır” dedi.
Reklamlarda yer alan ‘düşsel’ kadınlar
Reklama getirilen en önemli eleştirilerden birisinin de sosyal gruplar arasında çekişme yaratarak bunu körüklemek olduğunu söyleyen Roza, şunları belirtti:
“Kadınların giyinirken ya da soyunurken, mayolu ya da yarı çıplak karelerinin bulunduğu birçok reklam mevcuttur. Çıplak bir kadın güzelliğin, erkeklerin arzusunun ve kadınların hayranlığının merkezidir. Bu tür reklamlarda kullanılan kadın vücutları çirkin olmadığı gibi, son derece düzgün ve çekicidir. Hedef kitleyi kendi içine çekmeye çalışan reklamlarda, kadının düşlerinde olan zengin, bakımlı güzel ve genç kadın tipleriyle karşılaşılmaktadır. Kendini ilgilendiren bir ürün reklamını gören kadın tüketici, reklamdaki sunulan gerçekliğe inanmasa bile sunulan ürüne dikkat ederek, reklamda rol alan düşsel kadınla özdeşleşme yoluna gitmekte ve bu nedenle de ürünü satın almaktadır.”
‘Kadın bakışından uzak enformasyonlar deşifre edilmeli’
“En büyük iktidar aracı olan medya tarih boyunca sömürülmeye çalışılan kadını kendi zeminine çekerek bir daha köleleştirmeye çalışır” diyen Roza, kadın hareketlerinin tarihten bu yana kadının düşürülüşünü gören ve anlayan bir yerde toplumsal cinsiyetçiliği tartışarak, kadın odaklı çalışmaları yaygınlaştırması ve çalışmalara medyanın kanaat önderlerini de katarak kadın bilinci ve bakışını aşılaması gerektiğini vurguladı. Roza ayrıca, medya izleme birimleriyle kadın bakış açısından uzak olan tüm kitle iletişim enformasyonlarını deşifre ederek anında müdahalelerde bulunulması gerektiğini de dile getirdi.
(gk/mg)

