‘Anadil, tartışma konusu değildir’
11:26
Hicret Çiftçi – Mizgin Tabu / JINHA
AMED - TZP tarafından 4’üncüsü düzenlenen dil konferansına ilişkin görüşlerini bildiren katılımcılardan Kurdi-der Yöneticisi Hamra Yakut Bakır, Kürt dilinin Anayasa’da tartışma konusu yapmayacaklarının altını çizerek, “Devlet tabii ki anadili tartışma konusu yapacak çünkü Kürtler üzerinde baskı kurmaya devam etmek istiyor. Devletin ısrarcı politikasını kabul etmiyoruz.” dedi.
Tevgera Ziman û Perwerdeya Kurdî (TZP) tarafından 24-25 Ağustos tarihlerinde 200 delegenin katılımı ile 4’üncü Dil Konferansı Amed’te düzenlendi. Cegerxîn Kültür, Sanat merkezi konferans salonunda gerçekleşen konferansta Kürt dilinin ilerleyebilmesi için çeşitli tartışmalar yürütüldü ve bu tartışmalar sonucunda kararlar alındı. Konferansa ilişkin görüşlerini bildiren katılımcılardan Kurdi-der Yöneticisi Hamra Yakut Bakır, Kürt dilinin Anayasa’ya girmesi konusunda kararlı olduklarını belirtti.
‘Anadilde kararlıyız’
Kürtlerin kültürünü anadilleriyle yaşatacağını dile getiren Hamra, “Dilimizde birlikte varlığımızı ve bedenimizi yaşayacağız” dedi. Kürt dilinin Anayasa’da kabul edilmesi konusunda Kürdi-Der’in çalışmalarına yoğunluk verdiğine dair bilgilendirmede bulunan Hamra, Kürt dilinin anayasaya girmesini tartışma konusu yapmayacaklarının altını çizerek, “Devlet tabii ki Kürt dilinin anayasaya girmesini tartışma konusu yapacak çünkü devlet, Kürtler üzerinde baskı kurmaya devam etmek istiyor. Ama devlet politikasını ne kadar uygularsa uygulasın bunu kabul etmeyeceğiz ve kararlı olacağız” dedi. Kürt halkının ruhunda, beyninde ve düşüncelerinde büyük değişimlerin yaşadığını vurgulayan Hamra, “Artık Kürtler her şeyin farkında, Kürt insanı düşünce itibariyle dün gibi değil. Kürtlerin bilinç düzeyi değişti. Bu yüzden Kürt halkının dilini tartışma konusu yapmıyoruz” diye ifade etti.
‘Halkın kendi özgücüne güvenmesi gerekiyor’
Kürtçenin okullarda ders olarak verilmesi gerektiğine dikkat çeken Hamra, “Biz demokratik özerklik kararını aldık. Paradigmamızda Anadilde eğitim bizim için tartışma konusu değildir. Devletin yaptığı psikolojik savaştır” dedi. Kürt halkının demokratik özerklikle hep beraber yürümesini gerektiğini vurgulayan Hamra, “Biz ezilen kişilik ruhundan kurtulduk. Artık halkın devlet politikalarından beklentileri olmamalı, kendi özgücüne ve örgütlülüğüne güvenmelisin. Önderliğine ve ölüden diriltilen kişiliğine inanacaksın. Ancak bunlar politik, ahlaki, vicdan sahibi ve demokrat benliklerle gelişecektir” dedi.
‘Bütün katliamlara rağmen anneler dilini öğretmekten vazgeçmedi’
Konferansa ilişkin konuşan bir diğer kadın Rihan İnan, tarihten bugüne Kürtleri ortadan kaldırmak için Roboski ve Rojava’ya benzer katliamlar yapıldığını belirtti. Yapılan bütün katliamlara rağmen anneler çocuklarına dili öğretmekten vazgeçmediğine vurgu yapan Rihan, “ kadınlar, çocuklarını ve ailesini bu yönde eğitiyor ve öğretiyor. Bir yandan da bir devrimci ve yurtsever gibi çalışıyor” dedi. Konferansa katılan dil çalışmalarında yer alan bir annenin “ben iki şehit annesiyim ve iki çocuğumda dağda dilin gelişmesi için elimizden geleni yapmamız gerekiyor” sözlerinden çok etkilendiğini söyleyen Rihan, “Her konumda kadının yükü ağırdır, her şeye rağmen mücadele etmek zorunda olduğunu görüyoruz” diye belirtti. Erkek arkadaşlarının bir kadın güzel Kürtçe konuştuğunda şaşırdıklarına anlam vermediğini dile getiren Rihan, “Dil zaten kadına aittir. Yaşamını sürdüren dillerin taşıyıcıları kadınlardır. Erkeklerin dili öğrenmesi ve konuşması da annelerinden kaynaklanıyor” diye belirtti.
‘Anadilde eğitim olmadan hiçbir şeyi kabul etmiyoruz’
Yapılan Konferansın sonuç bildirgesine ilişkin konuşan Ayşe Newroz, konferansta önemli kararların alındığını belirterek, “Kürt dili resmi dil olmalı yaşamımızda yer almalı” dedi. Kürtçe dilinin eğitim dili olması gerektiğine dikkat çeken Ayşe, “Bunun dışında hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Okullarımızda çocuklarımız ana dilinde eğitim almalıdır. Biz TZP Kurdi olarak bunun dışında asla hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Bu konuda ortak karar aldık” dedi. Kürtler açısından bu konunun çok mühim olduğuna değinen Ayşe, “Kürtçe sadece TZP’nin sorunu değil, tüm Kürt halkının sorunudur. Herkes bu konuda gereken hassasiyeti ve duyarlılığı göstermelidir” diye belirtti.
‘Sadece dil değil toplumsal sorunlarla da ilgileneceğiz’
İnsan yaşamı için anadilin su ve ekmek kadar önemli olduğuna vurgu yapan Ayşe, bu yüzden parlamenter, akademisyen, toplumumuzun her kesiminin bunu böyle anlaması gerektiğini belirtti. Gereken önemin sağlanmasıyla Kürtçe’nin asla kaybolmayacağına değinen Ayşe, Kürtçenin zayıf kalmaması ve ilerleyebilmesi için Kürtçe sözlüklerin çoğaltılması gerektiğini belirtti. Kürtçe’nin kurmanci ve kurmançki lehçeleri arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak için bir takım çalışma ve kararlar aldıklarına vurgu yapan Ayşe, TZP olarak sadece dil üzerine değil, toplumsal sorunlar üzerinde durulması konusunda da kararlar alındığını söyledi.
‘Çocuklarımız Türk okullarında eriyip, bitiyor’
4’üncüsü düzenlenen konferansa Dilok’tan katılan İncil Selçuk ise “Gönlümüzün başkenti Amed’te ölümsüz Celalettin Bedirxan, Seyda Cegerxwîn ve binlerce şehidimizin hayali olan Kürt dil konferansının gerçeklemesi bende büyük bir heyecan yarattı” dedi. Kendileri için konferansın çok anlamlı olduğunu vurgulayan İncil, “Bütün Kürt kadınlarının bu konferansa katılması gerekiyor” diye belirtti. Her annenin evini okul olarak görmesi gerektiğine dikkat çeken İncil, “ Türkiye’nin okullarında çocuklarımız eriyip bitiyor. Dili olmayan bir millet özgür olmayan bir toplumdur. Biz diyoruz dilimiz onurumuzdur. Bu yüzden dilimize sahip çıkalım” şeklinde konuştu.
Fotoğraf: Hicret Çiftçi
Kamera: Mizgin Tabu
(hç-mt/zd)

