Karadeniz’de kadın olmak...
09:01
Şehriban Aslan-Ruken Çelik/JINHA
ARTVİN-Artvin’in Hoppa İlçesi’nde geçimlerini çay toplayarak, sağlayan kadınlar, devletin kota ve kontenjan uygulamasından rahatsız. Metrelerce tepelerden çay çuvallarını sırtlayarak taşıdıklarını söyleyen Karadenizli kadınlar, emeklerinin karşılığını alamadıklarına dikkat çekti.
Artvin’in Hoppa İlçesi’nde yaşayan Karadenizli kadınlar çay toplayarak, geçimlerini sağlıyor. Nisan ayından itibaren çay tohumlarını atmaya başlayan Karadenizli kadınlar, yılın 3 ayı çalışarak, ailelerine katkı sağlıyor. Bunlardan biri olan 33 yaşındaki Fidan Balcıoğlu, Karadenizli kadınların tek geçim kaynaklarının çay toplayıcılığı olduğunu dile getirdi. Kadın olmanın zorluklarını anlatan Fidan, sabah saat 06.00’da kalktıklarını ve 13 saat boyunca çay topladıklarını söyledi. Çay tarlalarında saatlerce süren koşuşturmanın ardından bu kez eve gelerek, çalıştıklarını ifade eden Fidan, “Bizim çay tarlamız var. Bizim maddi durumumuz iyi olmadığı için işçi tutamıyoruz. Ancak geçimleri iyi olan çay üreticileri işçi tutuyor. Biz ailece çay topluyoruz. Çay sezonu Mayıs ayında başlıyor. Kadınlar hiç dinlenmeden saatlerce çay toplayıp alım yerlerine götürüyor. Çocukları olanlar ise iki kat daha zorlanıyorlar. Genelde çocuklarını evde bırakmak zorunda kalıyorlar” dedi.
‘Günlük bir ton çay topluyoruz’
Çay toplama sezonunun 21 gün devam ettiğini söyleyen Fidan, Karadenizli kadınların sürekli çalıştığını belirterek, “En büyük eziyet çay bahçesinde topladığımız çayların sargı dediğimiz yani boşalttığımız alanlardır. Öncelikle çayları topluyoruz ardından topladığımız çayları torbalara koyuyoruz ve alım yerlerine teslim ediyoruz. Günlük olarak 1 ton çay topluyoruz ve fabrikalara veriyoruz. Fabrikalara her gün topladığımız çayları teslim ediyoruz ayda sadece 3 gün izinli oluyoruz” şeklinde konuştu. Devletin belirlediği çay fiyatından memnun olmadıklarına dikkat çeken Fidan, hiçbir kazançlarının olmadığını sadece çayların ellerinde kalmaması için mücadele yürüttüklerini belirtti.
‘Devlet bizi zarara uğratıyor’
Çayları alım yerlerine götürürken uzun kuyrukların oluştuğunu bu nedenle saatlerce kuyrukta beklediklerini ifade eden Fidan, topladıkları çayın yıllık 6,5 tonunu devlete bağlı Çay-Kur’a verdiklerini ve ton başına bin 100 TL aldıklarını söyledi. Geri kalan 8,5 tonunu ise özel fabrikalara ton başına 700 TL’ye vermek zorunda kaldıklarını açıkladı. Devleti çay üreticilerini zarara koyduğunu dile getiren Fidan, “Devlet bizi bile bile zarara uğratıyor. Bilinçli bir şekilde üreticiyi canından ediyor. Halkı canından ettiği için de halk çayları ellerinde kalmasın diye hepsini toplaması gerekiyor. Hiçbir şekilde kar amaçlı değildir. Bizde atalarımızın ektiği çayın dalında kalmaması için bu çabayı gösteriyoruz. Bu da insanları yıpratıyor” şeklinde konuştu.
‘Emeğimizin karşılığını alamıyoruz’
Geçim sıkıntısından dolayı ömrünün yarısını çay toplamakla geçiren 55 yaşındaki Göksel Alper , öncelikle çay tarlalarına gübre attıklarını ve çay yetiştiği zaman budamaya başladıklarını ifade etti. Tarlalarda büyük emekler verdiklerini ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını dile getiren Göksel, devletin kota uygulamasına tepki gösterdi. Tarla sahibi olan Göksel, yıllık ortalama 5 ton çay ürettiklerini devletin sadece kendilerineden 1 ton çay aldığını kaydetti. Çay kalitelerinin iyi olduğunu ancak emeklerinin karşılığını alamadıklarını belirten Göksel, “ Özel fabrikalara verdiğimiz çaylar da çok ucuza mal oluyor. Aslında bir kazancımız olmuyor sadece atalarımızın bize bıraktığı bu mirası sürdürmek istiyoruz. Aldığımız parayı da işçilere veriyoruz. Devlet bize bu zulmü çektiriyor” sözlerini ifade etti.
‘Emeğimizin karşılığını görmek istiyoruz’
Çalışma koşullarının zorluğunu anlatan Göksel, sözlerine şöyle devam etti: “Sabahın erken saatlerinde uyanıyoruz. Genelde her evde ortalama 4 çocuk var. Kadınlar çocuklarını evde bırakıp tarlalara gelip çalışıyorlar. Yani geçim sıkıntısı yaşadıkları için çalışmak zorundalar. Sabahın erken saatlerinde kalkıyoruz doğru dürüst kahvaltı yapamadan çalışmaya başlıyoruz ve akşam saatlerine kadar devam ediyor. Sonra evimize gidiyoruz ve bu kez evde çalışıyoruz. Yemek yapıyoruz, çamaşır yıkıyoruz, bulaşık yıkıyoruz, çocuk bakıyoruz. Hayatımız çalışmakla geçiyor. Özel bir hayatımız yok. Hiçbir sosyal aktivitemiz olmuyor. Çocuklarımızı büyütürken de çok zorluk çektik. Hala da o zulmü, zahmeti çekiyoruz. Çayı topluyoruz kime vereceğimizi bilmiyoruz. On ton çayım var devlet almıyor. ‘Nereye götürüyorsan götür’ diyor. Çayın zahmeti çaya gidiyor yine. Bize bir şey kalmıyor. Devlet için çalışıyoruz. Artık rahat yüzü görmek istiyoruz. Çaylarımıza kota konulmasın. Kendi emeğimizin karşılığını istiyoruz.”
‘Metrelerce tepelerden, çay çuvallarını sırtımızda taşıyoruz’
İstanbul’da Grafikerlik yapan 27 yaşındaki Duygu Alper, yaz aylarında ailesinin yaşadığı Artvin’in Hoppa İlçesi’ne gelerek, çay topluyor. Ailesine yardım amaçlı çay topladığını kaydeden Duygu, “Her şeyden önce çayın otlardan arınıp temizlenmesi, daha sonra çuvala doldurulması gerekiyor. Eğer hava güneşliyse topladığımız çay elli kilodan otuz kiloya düşebiliyor. Sonra topladığımız çayları çuvaldan beze boşaltıyoruz. Metrelerce tepelerden çay çuvallarını sırtımızda taşıyoruz. Devlet kota ve kontenjan uyguluyor. Yani bizim 5 ton çayımız var, sadece bir tonunu Çay-Kur alıyor. O da günlük yüz kilo ile veriyoruz.Mesela Rize’de kontenjan ve kota uygulanmıyor ancak bizde uygulanıyor. İller arası ayrımcılık yapılıyor. Bizi resmen süründürüyorlar. İnsanlara eziyet ediyorlar” sözlerini ifade etti.
(şa-rç/mg/zd)

