‘Doğanın talanına, şirketlerin yalanına karşı MADENE HAYIR’

15:10

 


Şehriban Aslan-Ruken Çelik / JINHA


ARTVİN – Kafkasör Yaylası’nda ‘Doğanın talanına, şirketlerin yalanına karşı MADENE HAYIR’ sloganı ile 17-24 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen kamp etkinliğine katılanlardan Hatice Hacısalihoğlu, “Devletin ve şirketlerin bu doğa üzerinde enerji ve kalkınma söylemleri altında doğanın tahribatına izin veremeyiz. Artvin bu şekilde insansızlaştırılmaya çalışılıyor” dedi.


Kafkasör Yaylası’nda ‘Doğanın talanına, şirketlerin yalanına karşı MADENE HAYIR’ sloganı ile doğa katliamına karşı 17-24 ağustos arasında gerçekleşip ve hala devam eden ekoloji kampına Amed, Dersim, Ankara, İstanbul, Mersin, Artvin ve çevre iller olmak üzere Türkiye’nin bir çok yerinden yaklaşık 300 doğa sever katıldı. Etkinliğe katılan ‘Karadeniz İsyandır’ Platformu üyelerinden Hatice Hacısalihoğlu, daha önce de platformun hazırladığı doğa etkinliklerine katılmıştı. ‘Karadeniz İsyandır’ Platformu’nun düzenlediği “Yaşam Yolculuğu” etkinliğine ilişkin konuşan Hatice, bütün Karadeniz’i gezip kamplar kurarak madenlere ve termik santrallerine karşı mücadele ettiklerini ifade etti. Hatice, “Önümüzdeki yıllarda ekoloji kampını başka yerlerde yapabiliriz.  İlk defa gelip Karadeniz’i görenler oldu ve herkes gördüğü manzara karşısında çok şaşırdı. Eminim buradakiler bir şeyler yaptıkları için memnundurlar” ifadelerini kullandı.


‘Ekoloji kampını Kafkasör Yaylası’nda yapmamız tesadüfî değil’


Artvin’de doğa ve ekoloji kampına katılan ve kampa ilişkin bilgi veren Hatice Hacısalihoğlu, ekoloji kampını Kafkasör Yaylası’nda yapmalarının tesadüfî olmadığına dikkat çekerek, 6 Nisan’da Artvin’de  ‘Madene Hayır’ demek için büyük bir miting hazırladıklarını belirtti. Hatice, yapılan mitinge 10 bine yakın insanın katıldığını vurgularken, “Tüm evlerin balkonlarında, camlarında, iş yerlerinde hatta mağazaların giysi kuklalarının üstünde bile  ‘Madene Hayır’ yazısı vardı” sözleriyle gösterilen duyarlılığı ifade etti.


Hatice yer aldığı  ‘Yaşam Yolculuğu’ sırasında Artvin’e basın açıklaması için geldiklerinde 6 Nisan’da yapılmış olan mitingdeki coşkuyu daha önce hiç bir yerde görmediklerini ifade ederken “Artvin için bir şeyler yapmak istedik. İstanbul’a dönüş yaptığımızda ‘Ekoloji Kampını’ yapma kararı aldık. Biz dört otobüsle gelip görmüş olabiliriz, fakat Artvin’i daha çok kişi gelip görmeli” dedi.


Kampa katılanlara, maden alanları gösterildi


Artvin’de maden mücadelesinin yanı sıra barajlar için de mücadele verildiğini söyleyen Hatice, dünyanın mühendislik harikası denilen Deriner, Borçka ve Muratlı Barajını da hatırlattı. Bu barajların Artvin’in ekosistemini çok kötü etkilediğini dile getiren Hatice, “Şimdi ise hem HES projesi, hem YEŞİL yol projesi,  hem de maden projesi derken yayla yollarının bir biriyle birleştirilmesi projesi hem maden projesi müthiş bir doğa katliamı yapılıyor. Bizim amacımız buraları gezip görüp buralarla ilgili yerinde bilgi alıp tartışmalar açmak, gelen aktivistlere buraları anlatarak, göstererek bir kamuoyu yaratıp ve bilgilendirmektir. Bu kamptan ayrıldıktan sonra herkes gittiği yerlerde buraları anlatsın. Çok güzel bir ortamda çok güzel bir doğa güzelliği içerisinde kamp yapıyoruz her tarafımız çam ağaçları ile dolu işte maden sahası olan Genya ve Cerattepe’ye çıktık. Kampa katılan herkese nerelerde nasıl yapılacağını maden sahasının nereler olduğunu gösterdik ve kampa katılan herkes bu doğa güzelliklerinin nasıl yok olacağını düşündü” şeklinde konuştu.


‘Artvin insansızlaştırılmak isteniyor’


Dağ eteğinde kurulu bir kent olan Artvin’in tepesine maden,  sensorlu havuzlar kurulmak istendiğini ve o havuzların herhangi bir şekilde doğaya tahribat vermeyeceğinin söylendiğine dikkat çeken Hatice, “Bir Kütahya örneğimiz var. Sinayürlü havuzların ne kadar etkilediği ortada. Kütahya’yı geçelim Artvin’in bu engebeli yapısı yüzünden o siyanürlü havuzların Artvin’e etki etmemesi imkânsız” dedi. Hatice, Artvin’in yaklaşık 358 tane maden ruhsatı olduğuna işaret ederek, Artvin’in insansızlaştırılmak istendiğine vurgu yaptı. Deriner Barajı ile birlikte pek çok köyün sular altında kaldığını da hatırlatan Hatice, “Biz de bu ekolojik yıkıma karşılık Artvin’e gelip mücadelemizi veriyoruz”  ifadelerine yer verdi.


Hatice Artvin’de Gürcülerin, Lazların ve Bocaların olduğunu ve nasıl doğa tahribatı oluyorsa aynı şekilde kültürel tahribatın da yaşandığına değindi.


‘Bu doğa üzerinde bir egemenlik kuramayız’


Hatice, konuşmasına şöyle devam etti:


“Yaklaşık dört yıldır ‘Karadeniz İsyandır’ Platformu’nun gönüllü üyesiyim. Doğa ve yaşamla ilgili mücadelemi veriyorum. Bu doğa üzerinde bir egemenlik kuramayız. Devletin ve şirketlerin bu doğa üzerinde enerji ve kalkınma söylemleri altında doğanın tahribatına izin veremeyiz. Dolayısıyla buralarla ilgili kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur.  Doğa ana, zaten kendinden alınanı en kötü şekilde geri alıyor.”


(şa-rç/gk)