Kafkasör'ün rengarenk eteklerinde kültürel mücadele...
11:27
Şehriban Aslan - Ruken Çelik /JINHA
ARTVİN - Kafkasör Yaylası’nda yapılan maden ocakları ve hidro elektrik santrallerine tepki göstermek adına başlatılan Ekoloji Kampı'na Türkiye'nin bir çok ilinden katılımlar devam ediyor. Hidro elektirik santral yapımının doğaya hakaret olarak nitelendiren doğa aktivisti Gizem Akman, "Nasıl oluyor da sırf rant için kıyılabiliyor bu doğaya? Ağacıyla olsun, suyuyla olsun bir hayat var burada. Yaşamın bu kadar değerli olmadığı bir düzene inanamıyorum. Rantçıların doğaya değer vermeyerek insanlara da değer vermediğini anlıyoruz” dedi.
Artvin’in Kafkasör Yaylası’nda maden ocakları ve hidro elektrik santralleri yapımına tepki amaçlı 17-24 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen Ekoloji Kampı Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Mersin, Dersim, Artvin’in çevre illeri ve daha birçok ilden gelen katılımcılarla devam ediyor. Ekoloji Kampı forum, atölye çalışmaları ve doğa yürüyüşleriyle 300'e aşkın yurttaşın yoğun katılımıyla gerçekleşirken doğa aktivisti, Gülhan Şentürk Artvin’de verilen mücadeleyi daha yakından görmek ve destek vermek için kampa katıldığını, ve herkesin doğa katliamına karşı verilen mücadeleye destek vermek amacıyla imkan yaratıp Artvin’e gelmesi gerektiğini dile getirdi.
‘Artık buna dur demek lazım’
Doğa katliamını durdurmak için Artvin Kafkasör Yaylası’nda düzenlenen Ekoloji Kampı'na destek verenler arasında yer alan doğa aktivisti Gülhan Şentürk, “İstanbul’dan geliyorum. Burada olmamın nedeni maden ocaklarının yapımını için mücadele veren insanların içinde olup, onların verdiği mücadeleyi daha iyi anlamak ve onlara destek vermek içindir. İnsanlar birçok ilçelerini maden ocaklarına feda etmiş durumda fakat bu feda ettikleri yerler onların kazancı değil kayıplarıdır. Hem doğa katlediliyor hem de insanlara ciddi anlamda zarar veriliyor. Artık buna dur demek lazım” dedi. Yurttaşların Kafkasör Yaylası'na büyük bir duyarlılıkla katılım sağlaması gerektiğinin altını çizen Gülhan, “Artvin’deki insanların sıkıntılarını anlamak için imkan varken gelip görmek gerekir doğa güzelliğini. Yetkililer insanların sesine kulak vermeliler. Maden ocaklarının ve hidro elektrik santrallerinin yapımından dolayı zorunlu göçler yaşanıyor ve buda halkı sıkıntılı, sancılı dönemlere sürüklüyor. Buradaki insanlar memleketlerini seviyor, terk etmek istemiyor. Geçmişleri, anıları, her şeyleri burada. İnsanların kentlerinden sürülmesini istemiyorum. Bu benim ilk kamp deneyimim ve çok heyecanlıyım. Herkesin bir arada olup birbirine yardım da bulunması çok hoşuma gidiyor” şeklinde konuştu.
‘Barajlara karşı elimiz kolumuz bağlı değil’
Ekoloji kampı katılımcısı Gizem Tepe ise, kampın halkların birbiriyle empatisini kuvvetlendirdiğini dile getirerek, “ Hidro elektrik santrallerinin yapımı için yapılan birçok etkinliğe katılıyorum. Bu kampa geliş amacım da tekrar tekrar doğa katliamlarını görüp ve lanet etmek içindir” ifadesinde bulundu. Ekoloji mücadelesine daha sıkı sarılabilmek için ve ekoloji kampına katıldığını söyleyen Gizem, “Dersimliyim ve Dersim’deki hidro elektrik santralleri içinde mücadele veriyorum. Bu mücadelede yer almaktan da zevk duyuyorum. Dersim’de de kutsal yerler ve ibadet yerleri baraj yapılıyor. Barajlara karşı elimiz kolumuz bağlı değil. Sadece daha güçlü bir mücadele vermeliyiz. Sinop’ta yapılan termik santraller için Sinop’a gittiğimiz de oranın köylüleri ilk defa polis ve askerle karşı karşıya geliyorlardı. Onlara destek için gittiğimizi öğrendiklerinde çok şaşırdılar. Bize dedikleri ilk şey ‘halkların kardeşliği diye bir şey olduğunu yeni yeni görüp öğreniyoruz’ dediler” dedi.
‘Yaşamın bu kadar değersiz olduğu bir düzene inanamıyorum’
Kampın bir diğer katılımcısı Gizem Akman da doğaya ilişkin değerlendirmelerini şöyle dile getiriyor:“ Karadeniz İsyandır ve Artvin Çevre Platformu tarafından gerçekleştirilen ekoloji kampına geldik. Buradakilerin hepsi bizim yoldaşlarımızdır. Elimizden geldiğince burada ki mücadeleyi duyurmaya çalışıyoruz. Burada bir hayat var ve bu hayat katledilmeye çalışılıyor. Nasıl oluyor da sırf rant için kıyılabiliyor bu doğaya. Ağacıyla olsun, suyuyla olsun bir hayat var burada. Yaşamın bu kadar değerli olmadığı bir düzene inanamıyorum Doğaya değer vermeyerek insanlara da değer vermediğini anlıyoruz."
Foto: Şehriban Aslan
Kamera: Ruken Çelik
(şa-rç/zd)

