Ama Pepe Türkçe konuşuyor…

10:10

Zehra DOĞAN / JINHA


MÊRDİN – Tüketim çılgınlığına çocukları alet eden çizgi film sektörü,  film kahramanları baskılı çocuk eşyasına almaya itiyor. Maddi durum yetersizliğiyle karşı karşıya kalan çocuklara alt ve üst sınıfsal ayrımı empoze eden çizgi film sektörü,  global kahramanlarla beraber tek tip çocuk modelini yaratarak,  kültür ve dil asimilasyonu üzerinde büyük etki yaratıyor. Anadilini konuşamayan çocuklara nedenini sorulduğunda ise cevap her zaman aynı: “Ama Pepe Türkçe konuşuyor…”


Fransız yazar Christine L’Heureux ve çizer Hélène Desputaux’nun yarattığı bir çizgi kahraman olan Caillou tüm dünyada 2-6 yaş arası okulöncesi çocuklarda tam anlamıyla bağımlılık yaratıyor. İlk kez Kanada'da kitap serisi olarak çıkan Caillou 11 yıldır dünya televizyonlarında çizgi film serisi olarak yayınlanıyor. Dünya pazarı yaratan Caillou, İsviçre’den Almanya’ya, İspanya’dan Dubai’ye gösterildiği 50’den fazla ülkede izlenme rekorları kırarken yerli yapımı Pepe ve Keloğlan da Türkiye'de çocuklar tarafından bağımlılık derecesinde izlenen çizgi filmler arasında yer alıyor. Tüm dünya bu tür bağımlılık yaratan çizgi filmlerin aileler tarafından fazla izletilmemesi gerektiğini tartışırken, piyasaya dönüşen çizgi filmler, farklı etnik kimliklere sahip çocukların anadillerine karşı soğumasına neden olmaya devam ediyor. 2 – 6 yaş arası çocukların dışarda psikomotor gelişim göstermesi gerekirken renk tanıma gibi yararlar ön görülerek “beyin gelişimi” adı altında evde çizgi film izletilmesi, çocuğun psikomotor (fiziksel) gelişim geriliği ve bilindiğinin aksine zihinsel geriliği yarattığı uyarısı uzmanlar tarafından sıkça yapılsa da aileler bunu dikkate alma konusunda eksiklik yaşıyor.


Bölgede de gösterime girdiği günden bu yana çocuklarda bağımlılık yaratan bu tür çizgi filmler, beraberinde asosyalliği ve anadilini konuşmayı istememe sorunlarını getiriyor. Yapılan araştırmalarda anadilini konuşmayan çocukların en büyük bahanesi, örnek aldığı çizgi film kahramanlarının konuştuğu dil oluyor. Doksanlı yıllardan bu yana zorunlu göç ile büyük illere göç ettirilen çocukların okul eğitimine başladıktan en az 3 yıl sonra kısmen Türkçe konuşa bilmeleri bu kadar zorken, şimdi ise tüm aile bireylerinin Kürtçe konuşmasına rağmen çocuklar çizgi film karakterinin konuştuğu dili çok kolay bir şekilde konuşa biliyor. Üstelik mekânın da artık önemi yok. Yüzlerce kilometre ötede ücra bir Kürt köyünde ve metropolde  yaşayan çocuk da artık Pepenin konuştuğu dili konuşuyor.


‘Havin, konuşmaktan utanıyor’


Çizgi filmin çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri üzerine gittiğimiz Mardin’in Tavusi köyünde yaşayan 7 yaşındaki Havin ve 5 yaşındaki Xebat’a neden Kürtçe konuşmak istemediklerini sorduğumuzda, verilen cevap yine aynı, “Ama Pepe Türkçe konuşuyor” oldu. Okula yeni başlayan Havin Emlak, beklenenin aksine Türkçeyi de henüz tam sökmüş değilken, anadili olan Kürtçeyi konuşmaktan utandığını belirten Havin ve Xebat’ın annesi Ayten Emlak, “Ben Türkçe konuşmayı bilmiyorum. Babaları da Türkçe konuşamıyor. Evde her kes Kürtçe konuşuyor fakat Havin ve Xebat kendi aralarında Türkçe konuşarak oyun oynuyor. Havin bu yıl okula başladı. Havin okulda hiç konuşmuyor çünkü Türkçe konuşmayı da tam olarak bilmediğinden konuşmaktan utanıyor. Havinin durumu iki arada bir derede kalmak gibi bir şey. Keşke Kürt masallarımız çizgi filmlere çevrilseydi. O zaman böyle bir sorunda olmazdı” şeklinde konuştu. İki dil arasında çocuklarının iki dünya arasında kalmış gibi hissettiğini dile getiren Ayten, “Çocuklarımın televizyonu açmadan önceki dünyası farklı, televizyonu açtıktan sonraki dünyası farklı oluyor. Çizgi film izlediklerinde bağımlı insanlar gibi pür dikkat izliyorlar. Biz de küçükken izlerdik fakat böyle değil, çizgi film olmadığında çocuklar artık huzursuz oluyor. Bu filmler çocuklarımı bağımlı yaptı” şeklinde ifadelerle çocukların TV’deki karakterlere özendiğini ve onlar gibi olmak istediğini söyledi. Ayten ayrıca, “Havin, benden utanıyor. Dizilerde izlediği anneler gibi giyinip onlar gibi konuşmadığım için benden utanıyor. Okula gittiğimde beni görmemezlikten geliyor” dedi.


Caillou, Pepe, Keloğlan ve Transformer’lı günler…


İzlediği filmleri sayan Xebat, Caillou, Pepe, Keloğlan ve Transformer olduğunu söyleyerek, “Transformer çok güzel havada uçup savaşıyorlar. Benimde silahım var, güçlüyüm. Herkesi silahımla öldürebilirim. Kimse bana karışamaz” dedi. İzlediği filmlerin Xebat’la aynı olduğunu ifade eden Havin ise, “Caillou ve Pepe daha güzel. Oradaki şarkılar çok güzel. Onlara benzeyen bir sürü oyuncağım var. Keloğlan oyuncakları da yeni çıktı onu da alacağım” dedi. Köy içerisinde konuştuğumuz her çocuğun cevabı aynı olmakla birlikte dizi karakterlerini de benimseyerek kendilerine örnek aldıkları ortaya çıkarken, çocuklar ayrıca günlük sokak oyunlarının dışına çıkarak çizgi filmlerde şiddet içeren fil karakterlerini de örnek alarak oyun oynadıklarını da söyledi.


Ana dilini konuşamama sadece Mardin bölgesiyle sınırlı değil, aynı zamanda televizyonun girdiği her bölgede sorun haline gelmiş durumda. Doksanlı yıllarda Amed’in Bağlar semtine göç etmek zorunda kalan aileler de aynı durumdan mustarip. Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar çizgi film izleyen çocukların dışarda sosyal anlamda oynayacakları oyun, oyun alanı ve arkadaşları yok. Çocuklar sadece televizyonun başında bağımlı oldukları filmleri izleyerek günü bitiriyor. Çizgi film kanallarını izleyerek uyku bozukluğu yaşamasına rağmen film izlemeye devam eden 5 yaşındaki Efe Can da bu çocuklardan sadece biri. İzlediği çizgi filmleri efeye sorduğumuzda cevap yine aynı, tektip, “Caillou, Pepe, Keloğlan…”


Çizgi film sektöründe hareketli satışlar


Oyuncak sektöründe giderek artış gösteren Pepe, Caillou ve Keloğlan balonları, çocukları almaya teşvik eden büyük tehlikelerden bir olarak gösteriliyor ve uzmanlar tarafından sıkça uyarısı yapılsa da aileler çoklarının istemlerini kırma konusunda tereddüt yaşamakta.  Dersimde üzerlerinde çizgi film kahramanlarının resimleri olan balon satıcısı İsmail Özcan, “Çizgi film kahramanlı balonları çok satıyorum. Keloğlan ve Pepe’ye rağbet var. Fakat bu işeler moda işi. Geçen yıl Pepe, Caillou ve Kelloğlan çok satarken şimdi de yan tarafta Gamgam staly figürlü balonlar çok satılıyor. Benim satışlarım bu yüzden düşük” dedi.


 ‘Çizgi film artık sektör haline geldi’


Giderek sektör haline gelen çizgi filmlerin çocuk psikolojisi üzerindeki etkisi üzerine konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmetler Emekçileri Sendikası (SES) Başkanı Hülya Alökmen Uyanık, doğumdan sonra ilk üç yıl ailelerin çocuklarına televizyon izletmemeleri gerektiğinin altını çizerek ilk üç yılın çocuk için dünyayı tanıma açısından önemli bir evre olduğunu belirtti. Hülya, “Sürekli televizyon izleyen çocuk konuşmayı çok geç söker ve hantallaşır. Ayrıca televizyonun erken yaşta izletilmesi çocukta otizmi de tetikler. Otizm  üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Bu anlamda aileler çok dikkat etmeli” diyerek ebeveynlerin bu anlamda gereken önlemi almaları konusunda çağrıda bulundu. “Dünyada çizgi filmler sektör haline gelmiş durumda” diyerek konuşmasına devam eden Hülya, “Çizgi film sektörü çocuğu sadece ekran üzerinde değil, tüketim aracılığıyla da sömürür. T- shirt, saat, ayakkabı, defter, çanta gibi birçok çocuk malzemelerin satışı yapılıyor. Çocuklarda ilk yaş evrelerinde İD denilen ego öncesi aşırı istek dürtüsü var. Bunu bilen sektör çocukların bu evresini kullanır ve aileleri almaya zorlar. Maddi durumu olmayan aileler çocuklarına alamaz ve çocuk bu sebeple dünyada var olan alt üst sınıf ilişkisini öğrenir ve bu gelecek için ciddi tehlike arz eder” diyerek ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusunda uzmanlardan yardım almaları gerektiğini vurguladı.


Dünyanın her yerinde tek tip çocuk modeli


Hülya çizgi filmlerle beraber kültür ve dil asimilasyonun da ciddi ivme kazandığının altını çizerek, “  Dünyanın neresine giderseniz gidin, çocuklar için tek kahraman var.  Şuan Arjantin, Pakistan, Mısır, her neresi olursa olsun,  nereye giderseniz gidin aynı çizgi film kahramanları var ve çocuklar onlara ait her şeyi almak için çılgınca alışveriş yapmak istiyor. Artık masalların etkisi kalmadı. Masalları dinleyen çocuklar için oradaki kahramanlar örnek değildir. Çocuklar artık şiddeti konu alan çizgi film kahramanlarını örnek alıyor. Örnek alma konusu da ciddi problemdir. Çok erken yaşta sadece film izleyen ve o kahramanlara dokunamadan onları hissetmeden yaşayan çocuğun örnek profili de tehlikelidir. Aynı zamanda televizyonları bebek bakıcısı olarak gören ebeveynler çocuğun gelişimi hakkında ona büyük zara verdiğinin farkında değil. Çizgi filmlerle örnek profil yaratan çocukta, dilini konuşamayan, kültürünü bilmeyen ve sürekli özenti hayatı tercih eden tek tip birey olma özeliği oluşur” diyerek sözlerine son verdi.


(zd)