Nursel: Hiçbir oy bu ülkede gidecek canlardan daha önemli değildir

12:04

JINHA 


AMED – Diyarbakır'da aralarında seçilmişlerin de bulunduğu kitlenin, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuna ve Rojava'da yaşanan katliama dikkat çekmek amacıyla DTK binası önünde dün gece başlattığı nöbet eylemi bu sabah yapılan basın açıklaması ile sonlandırıldı. Açıklama yapan BDP Diyaebakır Milletvekili Nursel Aydoğan, “Hükümet bu süreci heba etmemelidir. Hiçbir seçim, hiçbir oy bu ülkede gidecek canlardan daha önemli değildir” dedi.


Diyarbakır'da aralarında seçilmişlerin de bulunduğu kitle, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuna ve Rojava'da yaşanan katliamlara dikkat çekmek amacıyla DTK binası önünde dün gece başlatılan nöbet eylemini, bu sabah yapılan bir basın açıklaması ile sonlandırdı. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) binası önünde oturma eylemi yapan, BDP İl Eş Başkanları ve BDP’li seçilmişlerin de katıldığı oturma eylemi gece coşkulu anlara sahne oldu. Eylem, gece kadın ve erkeklerin karşılıklı stranlarıyla devam etti. Seçilmişler devrim mücadelelerinde söylenen stranlarla gece nöbetine coşku katarken, zaman zaman erkeklerin kadınların seslerini bastırması kadınlar tarafından “erkek egemen bizi sesinizle bastıramazsınız” söylemleri espri konusu oldu. Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan tarafından yapılan açıklamada, Rojava’daki Kürt kazanımları ve PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan çözüm sürecine değinerek AKP hükümetini uyardı. Nursel, “Ben bir kez daha Kürt halkının ulusal diriliş bayramını kutluyorum. Sabaha kadar tutulan nöbetimizin amacı, bir kez daha Rojava Devrimi’ni Türkiye gündemine sokmak ve Rojavalılarla dayanışma içerisinde olmaktı” dedi. “Özgür Kürt” mücadelesinin önünde hiçbir gücün duramayacağını ve engelleyemeyeceğini dile getiren Nursel, “Rojava’da yaklaşık 30 yıldır örgütlenen bir halk gerçekliği vardır. bu gün Rojava da halk her türlü saldırıya rağmen öz yönetimini oluşturmuş yaşayan halklarla birlikte Ermenilerle, Ezidilerle, Keldanilerle ve Araplarla birlikte öz yönetimini kurarak çalışmalara başlamıştır” şeklinde konuştu.


“Türkiye Cumhuriyeti ve Devletinin artık bu saatten sonra Rojava’daki Devrimi engellemek gibi bir düşünceden hızla vazgeçmesi gerekir diyen BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel, şu ifadelere yer verdi:


“Kendi ülkesindeki Kürtlerle barışmaya çalışan AKP hükümetinin hemen yanı başındaki Kürt halkının ve diğer halklarla geliştirdiği bu devrimi özgürleştirme devrimine saygı duymaktan başka şansı yoktur. Zira bu aynı zamanda bir zorunluluktur. Oradaki Kürt halkının iradesini tanımamak aslında, Türkiye’de de barışın demokrasinin gelmesi demektir. Rojava’daki devrimi, Kürtler kendi devrimi olarak görmekte. Rojava’daki özgürlüğü kendi özgürlüğü olarak görmektedir. Bu nedenle AKP hükümeti bu saatten sonra kendi ülkesindeki Kürtlerle barışırken, demokratik süreci yürütürken yanı başındaki Kürt halkının da devrimini, özgürlüğünü, öz yönetimini tanımak durumundadır. Bunun dışındaki çaba yeterli olmamaktadır” dedi.


‘AKP hükümeti, çetelerin Rojava’ya girme koşullarını ortadan kaldırmalı’


Sınırların kapatılmasına dönük söylemlerde bulunan Nursel, “AKP hükümetinin sınırları kapatması, Rojava’daki Kürt halkını açlığa, susuzluğa mahkum etmesi, olsa olsa oradaki halkın Türkiye Cumhuriyeti ve Devletine karşı öfkesini artıracaktır. Rojava’daki halka, PYD’ye kapıları kapatarak, Özgür Suriye Ordusuna kapıları açarak bu devrime yıkma çabalarından biridir. Her ne kadar AKP hükümeti, Sayın Ahmet Davutoğlu oradaki Kürt halkının özgürlük devrimini boğmaya çalışan bazı islami maskeli güçlerin ve çetelerine yardım etmediklerini söyleseler de, mevcut durum bu gerçeği ifade etmemektedir. Zira Rojava’ya yakın bölgelerde Rojava’ya yapılan saldırılar son derece teknik cihazlarla 21’inci yüzyılın silahlarıyla gerçekleştirilmektedir. Böylesi güçlü silahların Türkiye’den geçirilmediği müddetçe Rojava sınırlarına geçirilmesi mümkün değildir. Teknik olarak da mümkün değildir. Bu nedenle eğer sınırda bir güvensizlik, bir hareketlilik varsa AKP hükümeti sınırda açıkça El Nusra ve El Kaide çetelerinin Rojava’ya girme koşullarını ortadan kaldırılması gerekiyor. Yoksa söylediklerinin pratik anlamda her hangi bir inandırıcılığı olmayacaktır” ifadesini kullandı.


‘1 Eylül süreci önemlidir’


PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan sürece de değinen Nursel, önemli bir süreçten geçildiğini ve bu sürece dair önemli kaygılarının olduğunu belirtti. İki aşamalı olarak tanımlanan süreçte AKP’nin “Gerilla geri çekilmiş, çekilmemiş” tartışmalarına son vermesi gerektiğini vurgulayan Nursel, “Gerillanın Kandil’e ulaşıp ulaşmaması önemli değildir. Önemli olan çatışmasızlık sürecin samimiyetle sürmesidir. 7 aydır bir çatışmasızlık durumu hakimdir. Bu çatışmasızlık durumunda  2 aşama için demokratik süreçle ilgili gereken adımların atılması gerekir. Sayın başbakan yaklaşık 2 hafta önce adımların atılacağını söyledi. Ancak basına sızdırıldığı kadarıyla demokratik süreç için Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü için gereken adımların atılmadığı görülmektedir. İçi boş bir demokrasi paketine benzemektedir” şeklinde konuştu. Nursel, barıştan yana olanların meclisin erken açılması, demokratikleşme ile ilgili taleplerine dikkat çekerken, “Başbakan, 16 Eylül’de meclisin açılacağını söylüyor. Fakat 16 Eylül tüm Türkiye halkının da takdir ettiği gibi geç bir tarihtir. Önümüzdeki zaman kısıtlı bir zamandır bu konudaki İmralı’da yapılan görüşmelerden de açığa çıktığı gibi 1 Eylül tarihi önemli bir tarihtir. Bugün burada olmamızın bir nedeni de 1 Eylül tarihine dikkat çekmemizdir. AKP hükümeti bu süreci her zamanki gibi ele almamalıdır. İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’ın devletle masada oturması kolay olmamıştır. Bu nedenle bu fırsat heba edilmemelidir. Hiçbir seçim hiçbir oy bu ülkede gidecek canlardan daha önemli değildir. Hükümetin 1 Eylül’e yoğunlaşması gerekiyor. Bizim bütün çabamız da bunun içindir” dedi.


(ekip/gk)