Demokratik, ekolojik, özgür kadın belediyeciliği: Dersim
10:52
Gülşen Koçuk / JINHA
DÊRSÎM – Dersim’in ikinci kadın belediye başkanı olan Edibe Şahin, kendisi ve kendisinden önceki kadın belediyeciliği ile, Dersim halkında ekolojik, demokratik ve özgür kadın anlayışıyla bir yerel yönetim ve toplumsal modeli yaşatma anlayışı farkındalığının oluştuğunu belirtiyor.
Yerel yönetimler, yapılan hizmet kadar bir ülkenin demokratik yapısı yönündeki gelişmeler açısından da büyük önem taşır. Demokratik yaşam çizgisinin yaşama dahil edilmesi açısından zemin fırsatı yaratan yerel yönetimler, belediyeler; stratejik plâna uygun olarak bir şehri yönetme, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturma, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlama, uygulama, izlem, değerlendirme ve bunlarla ilgili raporları meclise sunma açısından önemli rol alır. Demokratik, ekolojik, özgür kadın belediyecilik anlayışını esas alan Dersim Belediyesi’nin çalışmaları üzerine görüştüğümüz Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin JINHA’nın sorularını yanıtladı.
İki dönem kadın belediyeciliği
- Nusaybin, Bağlar Belediyesi, Varto ve Dersim kadın belediyeciliği açısından pilot kent. Dersim coğrafyasında kadın belediyeciliğinin nasıl karşılandığını anlatır mısınız?
Kadın belediyeciliği açısından bence Dersim şanslı. İki dönemdir partimiz tarafından yönetiliyor ve iki dönemdir de iki kadın olarak yönetiyoruz. Öncelikle kadına güven çok. İnsanlara sorsanız, “Kadınlar ranta bulaşmaz” diye bir algı tam yerleşti. Çünkü bizden önceki belediyecilik ciddi anlamda ranta bulaşan, borçlarla boğuşan, buradaki personelinin ödemesini bile yapamayacak durumda olan bir belediyecilikti ve biz, bu kadar eksilerden alarak getirdik. Aslında bütçemiz hala çok düşük. Buna rağmen hem belediyeyi büyüttük, hem daha fazla kurum açtık, daha fazla müdürlükler kurduk. Ama aynı bütçeyle yürütüyoruz. Belediyemiz, halkın parasını halkla birlikte bütçeliyor. Dolayısıyla, neyin nereye gideceğini halkla beraber yaptığı için, planlamalar da doğru ortaya çıkıyor. Bu doğrudan halka hizmet olarak dönüyor. Bu anlamda güven çok çok fazla. Bir diğeri de, kadınlar çok daha fazla belediyeye gelmeye başladı. Birçok kadın da dile getiriyor. Her şeyden önce en önemli şey kadınlar belediyeyi tanıdı. Belediyenin ne iş yaptığını öğrendiler. Kadınlara nasıl hizmet edileceğini öğrendiler ve bu kapıları kullanmaya başladılar.
Kızılbaş inancının oluşturduğu ekolojik arka plan
- Kadın belediyeciliği denildiğinde ilk olarak akla demokratik, ekolojik, özgür kadın anlayışıyla bir belediyecilik anlayışı geliyor. Bu anlayış Dersim’de neler değiştirdi?
Biz kadın bakış açısıyla kadın kentleri modelimizi oturtma, özgürlükçü, katılımcı, özgür kadın ekolojik toplumu yaratma anlamında model oluşturma konusunda Dersim de bunlardan bir tanesiydi ve özellikle de Dersim’de de geliştirilmesi gereken ayak da ekoloji ve kadın ayağıydı. Aslında buradaki Kızılbaş inancı, ekolojik toplumu, ekolojik tabanlı kentleşmeyi yaratmada bizim için çok iyi bir arka plan oluşturuyor. Ama bu değerlerin bir kısmı unutulmuş, bir kısmı unutulmaya yüz tutmuş, bir kısmı da artık çok daralmış, belli bir jenerasyonda sınırlı kalmış. Yani el atmasak bunlar da bitecek gibi, pamuk ipliğine bağlı bir biçimde kalmış. Biz ilk olarak buradaki personelimize eğitim verdik ve çalışmaları aktardık. Özellikle belediyemizde çalışan kadın personelin üzerinde ağırlıklı durarak bu modelimizi oluşturma noktasında stratejik planımızı çıkardık. Öncelikle belediyenin içerisinde bununla ilgili birimler kurarak başladık. Başkanlık kurulunda bir kadın bir erkek seçilmesi, kadın-erkek eşitlik komisyonunun mecliste oluşturulması, yine burada çalışan kadınlardan bir kadın kurulunun oluşturulması, yönetimde sadece erkeklerin yer alması üzerine kadın çalışanlarımızı da bunun için teşvik edilmesi, getirdiğimiz yenilikler arasında. Hizmeti verirken, önceliğin kadın olması ilkemiz nedeniyle genel halk toplantılarının yanı sıra kadın toplantıları da aldık. Bu toplantı sonuçlarından yola çıkarak ilk yılımızda kadın danışmanlık merkezimizi açtık. Ardından kentteki yoksulluk haritasını çıkarmaya çalıştık. Tabi yoksulluk en fazla kadınları ve çocukları vuruyor. Bu anlamda da giysi bank gibi çalışmaları başlattık.
‘Kadın belediyeciliği konusunda fark yarattık’
- Türkiye ve Bölge’de çok az sayıda kadın belediye başkanı var. Siz de Bölgedeki tek il belediye başkanısınız. Dersim bunu nasıl karşılıyor ve farkındalığını nasıl yaşıyor?
Öncelikle zaten bu konuda bizim partimiz, diğer partilere fark atan bir durumda. Türkiye genelinde 27 tane kadın belediye başkanı var ve bunun 14’ü bizim partimizden yani Barış ve Demokrasi Partisi’nde seçilmişti. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) diye bir belediye birliği var. Tüm Türkiye belediyelerinin üye olduğu en büyük birlik budur. Bu birliğin bir meclisi var ve bu meclis içinde 15 kişilik bir encümen seçiyor. Bizim partimize encümen anlamında tek üyelik düşüyordu ve partimiz bir kadın olmasına karar verdi. Bu şekilde TBB’nin ilk kadın encümen üyesi olduk. Tabii ki oradaki encümen toplantılarında ve kararlarda kadın bakış açısını yansıttık ve aynı zamanda Dersim’in sorunlarını da orada tartıştık. Çünkü bir modeldi Dersim’in sorunları. Dersim, bütün ötekileştirilmişlerin, dışlanmışların olduğu bir yer. Dilde, kimlikte, inançta, kadın boyutuyla baktığınızda bütün bunları kendimizde toparlayıp dile getirebileceğimiz bir yer. Bunun dışında bir aşama daha oldu. Dünya Birleşmiş Kentler’in Yönetim Kurulu oluştu. Yine buraya üye olduk. Dünya Birleşmiş Kentleri’nin de Ortadoğu Seksiyonunun Yönetim Kuruluna girdik. Ve bütün buralarda, sunumlarımızda hem partimizi, hem ilimizi, kadın bakış açısını, kadınların bulunduğu nokta ve modelimizi anlattık. Dersim’in ciddi anlamda tanıtımını yaptık ve iki dönemdir kadın belediye başkanının olması da ciddi anlamda ilgi uyandırdı. Bu da kadının yerel yönetim anlamında kente yansıması olduğunu gösteriyor ve önümüzdeki yıllarda Dersim bunun sonuçlarını fazlasıyla toplayacak.
- Dersim’de iki dönemdir kadınlar belediye başkanlığı yapıyor. Bu, Dersim’deki kadın çalışmalarına nasıl yansıdı?
Birincisi belediye meclisinde kadın-erkek eşitlik komisyonu ile çevre ve ekoloji komisyonu kurduk. Bu kadın bakış açısına sahip olduğumuz için. Yoksa bir kadın olarak seçilmek başka bir şey, ama kadın bakış açısına, cinsiyetçi rolleri reddeden, özgürlükçü yaklaşımla o bakış açısına sahip olduğumuz, farkında olduğumuz için bunları yaptık. Bu anlamda da ciddi bir fark ve farkındalık getirdik. Bu da, kentteki kadınlara cesaret verdi. Dersim’de küçük işletmeler vardır. Ama çoğunluğu kadındır. Gerçi Dersim’de kadınlar sosyokültürel olarak iyi bir noktada. Bu konuda özgüvene kavuşabilmek, kadının da yapabiliyor olması konusunda iyi bir model oluştu. Kadınlar daha bir özgüvenle öne çıkmaya başladı. Ki kadınlar gerçekten iyi bir noktaya gelmiş olacak ki, Dersim’de ilk KCK operasyonları kadınlara yapıldı.
Halk dilinin geleceğini tartışmaya başladı
- Kirmanckî UNESCO tarafından kaybolan diller listesine alındı. Belediye olarak bu konuya ilişkin çalışmalarınız var mı?
Dersim’de kullandığımız Kirmanckî lehçesi, insanlığa ait bir değer kaybolmakta. UNESCO, bu dilin kaybolan diller listesine girdiğini ilan etti. Çünkü çocuklar konuşmuyor, çünkü gençler konuşmuyor, çünkü artık evde aileler, kadınlar konuşmuyor. Dolayısıyla geldiğimizden beri kendi anadilimizde hizmet etmeyi önümüze koyduk. Bu çerçevede halk toplantılarımızda, halk günlerimizde, mahallede, sokakta, çarşıda, görüştüğümüz her yerde, resmi ortamlarda kendi dilimizi konuştuk. Dolayısıyla, hem dilimizi özendirdik. Çünkü daha önce çocuklar bu dili köy dili olarak görüp küçümsüyordu. Ama bizim tarafımızdan kullanılması, tabelaların değiştirilmesi ve bu dillerde de hizmet vermemiz oldukça ilgi uyandırdı. Dolayısıyla kendi anadilimizdeki farkındalığı da yükselttik. Bu süreçten sonra “Dilimiz nereye gidiyor” diye halk tartışmaya başladı.
- Dersim deyince akla gelen özgünlüklerden biri de inanç. Dersim halkının inancını rahatlıkla yaşayabilmesi için Dersim Belediyesi olarak girişimleriniz oldu mu?
Bir diğer şey yine bizim kültürümüzle ilgili çalışmalardı. Dersim farklı bir inanca sahip. Bu inancın da yine insanlığın önemli bir değeri olduğunu düşünüyorum. Her şeyden önce doğayla insan arasındaki bu diyalektik yapılanma, şimdiki ekolojinin de felsefesini oluşturacak bir durumda. Dolayısıyla bunu da öne çıkararak, kadın-doğa-toplum ilişkisini de öne çıkararak kendi ziyaret yerlerimizi, kutsal mekanlarımızı öne çıkarmak, bunları işlemek, halka geri kazandırmak bütün halkta morali yükseltti. Tabi en çok da kadınlar bundan mutlu oldular. Dolayısıyla bu çerçeveden baktığımızda kadının kapitalist modernitede kaybettiği şeyleri tekrar kadınla birlikte kazanma noktasında çalışmalarımız oldu.
‘Barış ile en hızlı patlama yaşayacak olanlardan biri Dersimli kadınlardır’
- Dersim’de iş sahasının dar olması, yoksunluk ve yoksulluk anlamında en çok kadınları vuruyor. Kadın istihdamına dönük ilerleyen dönemlerde çalışmalarınız olacak mı?
Bu konuda Dersim’de farkındalık yaratmak gerekiyordu. Bizim gördüğümüz şey, Dersim aslında çok zengin bir mirasın üzerinde oturuyordu ama bunun çok farkında değildi. Kadınlar, kendi oturdukları evleri doğal halleriyle hizmete açtıklarında buradan kazanacaklar. Fakat bu noktada bir sıkıntımız vardı. Savaş. Her şeyden önce barışın gelmesi ve güvenlikli bir ortamın olması gerekiyor. Çünkü buraya yönelik ön yargılar çok fazla. Ama buraya gelen, buraya dokunan buradan ayrılmak istemiyor. Bizim de bu süreç içerisinde amacımız; kendi kimlik, inanç mücadelemizde bunu demokratik bir biçimde demokratik ülkeye kavuşturabilmek, anayasal güvence altına alabilmek ve bunları yapabilmektir. Burada hizmet ürettiğimiz oranda siyaseten de önde olmamız, bunu örgütlememiz gerekiyordu. Halktan bana, çok siyaset yaptığıma dair eleştiriler de geliyordu. Daha sonra anlattık. Bizim dediğimiz siyaset mi, bu ülkenin önünü açan çözüm önerileri mi? Yaşamdaki duruş biçimimiz mi? Bunları anlattık ve şunu da artık herkes biliyor ki, barış olmazsa buradaki zenginliklerin de kimse farkında olmayacak. Bu nedenle bu süreci sahiplenme, Dersimlilerde daha üst düzeyde oldu. Bu süreç gerçekten sağlıklı yürütülür, akamete uğramadan devam ederse, en hızlı patlamayı yaşayacak olan Dersim ve Dersimli kadınlardır.
‘Doğadan rızalık alarak yaşamımızı kurarız’
- Dersim, dünyada eşi benzeri olmayan bir coğrafyaya sahip. Bu coğrafik yapının korunması da önemli. Belediye olarak neler yapıyorsunuz bu konuda?
Geldiğimiz yıldan beri Dersim’de yapılması planlanan HES’ler ve barajlara karşı bir mücadele yürütmemiz gerekiyordu. İnsanlar genel anlamda karşı olduklarını söylüyordu ama çok bir araya gelip bunun demokratik tepkisini vermede sadece festivalden festivale işlenen bir durum vardı. Ama biz bunu biraz daha örgütlü bir hale getirmek için mücadele yürüttük. Barajlara karşı yapılan ÇED toplantılarında mahalle mahalle, köy köy, kahve kahve gezerek, bunları halka anlattık. ÇED’lerin ne olduğunu, baraj ve HES’lere neden karşı koymamız gerektiğini, alternatif enerji kaynakları var mı, kentimizde bunları nasıl kullanabiliriz gibi konularda ciddi farkındalıklar yarattık. Her yıl sonbaharda bir kere doğa yürüyüşü yapılıyor. Bu yürüyüşümüz yediden yetmişe bütün halk tarafından benimsendi. Alevi inancında özellikle Dersim’de şöyle bir durum var: Biz, bizim inancımızda yaşamımızı doğadan rızalık alarak kurarız. Orman yangınları, mayınlı alanlar gibi benzeri konularda ciddi bir hassasiyet oluştu. Şimdi kent merkezinde bir baraj var. İkincisini de, belediye olarak ÇED raporumuzu yazarak bu süreci sonlandırdık. En son zaten bir barajla birlikte bir ziyaret alanımızı kurtarmak için kadınlardan öneri geldi. Barajın kapakları tutulduğunda o güzergahta bulunan kutsal mekanlarımız hızla suyun altında kalmaya başladı. Gola Çeto dediğimiz yer de kent merkezine en yakın kutsal yerken, aynı zamanda Munzur ve Pülümür sularının birleştiği noktadır ve Cem evimizin hemen alt tarafındadır. Kadınlar gelerek, burası için ne yapılabileceğini sordular. Biz de belediye olarak kadınların önerisi üzerine çalışmalara başladık. Şu günlerde çok gündemde olan yıkım kararı çıktı. Halkta bu konuya ilişkin çok ciddi tepki var. Bu nedenle bakanlık bu konuda geri adım attı. Halk, “Bizi inançlarımızla, her şeyimizle yok etmeye çalışıyorlar” diyordu. Bu oluşan hassasiyet diğer alanlara da yayılıyor. Devam ettiriyoruz.
Edibe kimdir?
Dersim Belediyesi’nin ikinci kadın başkanı olan Edibe Şahin, vekil öğretmenlikle başladığı çalışma hayatına Tunceli Defterdarlığı’nda çalışarak devam etti. Edibe, 1980 yılında 1042 sayılı yasa ile bu görevinden uzaklaştırıldı. Cezaevleri ve insan hakları alanlarında çalışmalar yürüten Edibe ayrıca, İstanbul Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) yöneticiliğini ve Rewşen adlı Kürtçe kültür sanat dergisi editörlüğünü de yaptı. İstanbul Kürt Enstitüsü’nde yönetim kurulu üyeliği yanı sıra Kirmanckî dili konusunda çalışmalarda bulundu. Özellikle kadın hakları konusunda çalışmalarına HADEP Kadın Komisyonu’nda başlayarak, birçok görevde bulundu. Edibe, zorunlu göç mağduru, risk altında bulunan çocuk ve gençlere yönelik psikolojik danışmanlık, sanatla rehabilitasyon projeleri ile çok kültürlülük, anadilde eğitim ve kültürlerarası projelerde koordinatörlük yaptı. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Tüketiciyi Koruma Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği( İstanbul) ve Umut Çocukları Derneği üyesi ve aktivistidir.
Foto - Kamera: Ruken Çelik
(gk/zd)

