Köylünün kırsal kalkınmayla trilyonluk çöküşü
09:39
Zehra Doğan / JINHA
MÊRDÎN - Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Batman gibi birçok ilde, hükümetin “Kırsal Kalkınma” adı altında 50’den fazla üyeye trilyonlarca borç vererek sera yapımına teşvik etmesiyle “Uzay seracılığı” yaygınlaşmış durumda. 25 dönümlük seraların 53 üyesinin her birinin 80 milyar borca girerek sera yaptıklarını ve bu seraların iklim koşullarından ayakta kalamadığını belirten Zirai danışman Leyla Doğan, “Kırsal kalkınmayla köylüler şu an kırsal çöküntüyü yaşıyor. Borcunu veremeyen köylülerin çoğu şu anda ekonomik nedenlerden dolayı şehirlere göç etmek zorunda kaldı” diyerek, “Madem bu bölgeye bir yatırım söz konusu. Bu yatırım köylüyü ve bölge halkını sömürecek şekilde olmamalıydı” şeklinde konuştu.
Son dönemlerde Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Batman gibi illerin yol üzerinde sıkça gördüğümüz devasa seralar, hükümetin köylüye hibesiz bir şekilde “Kırsal kalkınma” adı altında verdiği girişim borçlarıyla meydana gelmiş durumda. “Uzay seracılığı” diye bilinen bu seralar, ılıman, ulaşımın kolay olduğu yerler ve ustalaşmış işçilerle işletilmesi gerekirken, bölge insanının iş tecrübesizliğiyle zararların yaşanmasına neden oluyor. Maliyeti 4 trilyona ulaşan seralar, her bir köylünün üyeliğiyle beraber kişi başı 80 milyarlık borç paylaşımıyla geri ödenmesi isteniyor. Fakat ilk yıldan zarar etmeye başlayan köylülerin bunu ödeyebilecek durumu olmadığı gibi, üyelerin çoğunluğunu oluşturan kadınlar icralık durumda. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Dicle Kalkınma Ajansı’nın (DİKA) bu sorunu tespit etmek için seraları sık sık ziyaret etmelerine rağmen bakanlıktan herhangi bir sonuç alınamıyor.
He bir seranın 53 üyesi de borç altında
Seraların iklim şartlarına uygun bir şekilde yapılmadığını belirten Zirai Danışman Leyla Doğan, “Bölgede son beş yıldır giderek çoğalan uzay seracılığı söz konusu. Bu Uzay Seraları 25 dönüm arazinin üzerinde 4 trilyonluk bir masrafla topraksız üretim anlamına geliyor. Bu seralarda yetiştirilen sebzeler, hassasiyetle yetiştirilip, otomasyona bağlı bilgisayarlı bakımla üretilir. Bunca bakım ve hassasiyet söz konusuyken, daha önce topraklı seraya dahi aşina olmayan bölge insanına bunu yaptırmak ve onu teşvik etmek haksızlıktır” dedi. “Kooperatifleşme olarak var olan bu Kırsal kalkınma seraları 53 üye ile yapılabiliyor” diyen Leyla, bu üyelerin çoğunun kadın olduklarının ve kadınların daha önce herhangi bir girişimde bulunmadıkları gibi herhangi bir gelirlerinin de olmadığını ileri sürerek, “Bu kadınların hepsi şimdi 80 milyarlık borç altına girdi. Bu borcu veremediklerinden icralıklar ve her yıl bu borç faize binecek” şeklinde konuştu.
‘Kırsal kalkınma değil, kırsal zarar’
Kırsal kalma isteğiyle köylülerin kooperatifleşmeye girişmesinin köy dayanışması için olumlu olduğunu ifade eden Leyla, “Kırsal kalkınmayla köylüler şu an kırsal çöküntüyü yaşıyor. Köylülerin çoğu şu anda ekonomik nedenlerden dolayı şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Bu seranın borcunun altından bir an önce kurtulmak isteyen köylüler şehirlerde işe girmeye başladılar. Fakat ucuz iş gücüyle bu borçları ödemek imkansız gibi gözüküyor” dedi.
Hükümetin bölgenin kalkınması için başka girişim türlerine ve az miktarda hibe programcılığı yapması gerektiğinin altını çizen Leyla, “Madem bu bölgeye bir yatırım söz konusu. Bu yatırım köylüyü ve bölge halkını sömürecek şekilde olmamalıydı. Burada işsizlik söz konusuyken ve burada her bir insan yeni bir umuda muhtaçken böylesi borç altına koymak çok kötü oldu. Bölgenin iklim koşulu çok sert. Burada her bir sera, yıllık sadece 5 yüz milyarlık kömür yakmak zorunda kalıyor. Bunu yapmayan seracının sebzelerine don vuruyor ki yapan seracının da böyle bir tehlikesi ortadan kalkmış değil, çünkü sırada elektrik kesintisi ve şiddetli fırtınadan dolayı çatının uçması söz konusu oluyor. Sabaha kadar çatısız kalan seranın tüm sebzeleri sabaha kadar yanmış oluyor. Yani kısacası hem trilyonlarca borçla yatırım yapan köylüler yıl geçtikçe borç faizinin yanı sıra, milyarları bulan mahsullerini de iklim koşullarından dolayı kaybediyor. Gün geçtikçe daha da batıyoruz. Madem bölgenin kalkınmasını istiyorsunuz, o halde iklimi de göz önünde bulundurarak buraya has krediler verseydiniz” şeklinde konuştu. Leyla, Batman, Mardin, Bismil, Diyarbakır, Kızıltepe, Mazıdağı, Derik, Nusaybin gibi birçok bölgenin de aynı konudan mustarip olduğunu belirterek, “Kendi seramla birlikte birçok seranın danışmanlığını yapıyorum. Sera zararını tespit etmeye gelen DİKA ve GAP bu sorunların hepsini biliyor ve bakanlıktan hiçbir yanıt gelmiyor” dedi.
‘Birileri bu haksızlığı görmeli’
Gerçek anlamda kalkınmanın parayı verip geliri beklemekle olamayacağını dile getiren Leyla, “Hükümet buraya sera öncesi denetleme yapmalıydı. Bölge tespiti yaparak ona göre krediler vermeliydi. Bunun yanı sıra buraya işi bilen ekip gelerek köylülere bu iş hakkında eğitim vermeliydi. Bu halde her kes sudan çıkmış balığa dönmüş” diyerek “Hükümetin köylüye yaptığı, hiçbir şey bilmeyen çocuğa , ‘Al sana borç para git yuva kur’ demek gibi oldu. Burada bir haksızlık söz konusu birileri bu köylülerin sesini duymalı” şeklinde ifadeleri kaydetti.
‘Hükümet bu soruna el atmalı’
“Bunca dert yetmemiş gibi bizi bir de Antalya vurdu” diyen Leyla, “Sera yapımında Antalya’dan birçok ekip geldi. Seranın müteahhitleri fazla parayla bozuk yapı inşa ettiler. ‘Bunlar zaten hiçbir şey bilmiyor’ diyen batılı müteahhitler bizi kandırdı. Bir yıllık seralar bile şu anda harabeye dönmüş ve bu seralar 4 trilyonla inşa edildi” ifadelerine yer vererek “Sebze üretiminde de yine Antalya sorunuyla karşılaşıyoruz. Bölgede organik sebzeler üretirken onlar hormonlu mahsulünü buraya göndererek ucuza satıyor. Biz ise zaten bin bir güçlükle ürettiğimiz sebzeleri biraz daha pahalı satmak zorunda kalıyoruz fakat alıcı bunu önemsemiyor ucuz almak istiyor ve biz yine zarar ediyoruz. Her yönden rakip olarak gören Antalya üretimcileri, gübreleri bile bize pahalıya satıyor. Kendi memleketlisine gübre torbasını 1 liraya satan Antalyalı bize 3 liraya satıyor ve biz almak zorunda kalıyoruz” dedi. Leyla, hibe olamadan 4 trilyonla yapılan bu sera sorunlarına hükümetin el atması için çağrıda bulunarak konuşmasını sonlandırdı.
Fotoğraf- Kamera: Zehra Doğan
(zd)

