Akademisyenler: Öğrencimize dokunmayın, onların yeri cezaevi değil, sınıftır
23:22
Pelin İKTÜEREN / Heybet GÜNEŞ - JINHA
İZMİR / WAN – ‘Öğrencime dokunma’ diyen akademisyenler, hukuk sistemini eleştirdi. Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, “Türkiye’nin tam anlamıyla liberal despotizmin tüm koşullarını yaşadığı kanaatindeyim. Bu nedenle her türlü farklı sese de tahammülsüz olunduğu düşünüyorum” derken, Prof. Dr. Yüksel Akkaya, özgürlük, demokrasi ve hukukun savunulduğu yerlerde öğrencinin yerinin cezaevi değil, sınıf olduğunu belirtti.
Kamuoyunda ‘Puşî davası’ olarak bilinen Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Fakültesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül'e 11 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin ardından, tepkiler devam ediyor. Son dönemlerde artan üniversite öğrencilerinin tutuklanmalarına ilişkin, bir tepki de üniversitelerin öğretim görevlilerinden geldi. ‘Öğrencime dokunma’ diyen akademisyenler, hukuk sistemini eleştirdi.
‘Kıyafet, suç sayılamaz’
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nahit Aktaş, Türkiye’de kişiye özgü hukuk sisteminin olduğunu, bundan da en çok öğrencilerin zarar gördüğünü belirtti. Puşî takmanın suç olarak görülmesini anlayamadığını dile getiren Nahit, “Olayın bütün detaylarını tam olarak bilmiyor olmakla birlikte, bir insanın yalnızca ırkını temsil eden kıyafetinden dolayı suçlu ilan edilip yargılanması ve ötekileştirilmesi benimseyemeyeceğim bir durumdur. Yıllardır, özgür düşüncesini ifade edip yaşam tarzını buna göre şekillendirmek isteyen ancak mevcut düzenden dolayı yurtdışında okumak zorunda bırakılan öğrencilerimiz, kanayan yaramızdır” dedi. Dünyanın hiçbir yerinde bu tür bir hukuk sistemin uygulanmadığını belirten Nahit, hukukun bireysel değil, evrensel olması gerektiğini ifade etti. İnsanlar arasında düşünce farklılıklarının olmasının normal olduğunu söyleyen Nahit, “Düşünce farklılıklarından dolayı gençler üzerinden üniversitelerin siyasi çatışma ve kavgaların yeri olmaktan çıkması gerekmektedir” dedi.
‘Öğrencimin yeri sınıftır, cezaevi değil’
Yüzüncü Yıl Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yüksel Akkaya, özgürlük, demokrasi ve hukukun savunulduğu yerlerde öğrencinin yerinin cezaevi değil, sınıf olduğunu belirtti. Yüksel Akkaya, “Ne yazık ki son yıllarda ceza hukukunun konusu olmayacak nedenlerle çok sayıda öğrenci sınıflarından yoksun kalmıştır. Cezanın konusu ve kapsamı geniş tutulunca bu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, özgürlüğün ve demokrasinin yolunu açmak için ceza hukukunu yeniden gözden geçirmek gerekir” dedi.
‘Öğrencime Dokunma!’
Öğrencilere yönelik baskının giderek arttığını düşündüğünü belirten Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Ana Bilimdalı Başkanı Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, “Ben şu anda Türkiye’nin tam anlamıyla liberal despotizmin tüm koşullarını yaşadığı kanaatindeyim. Dolayısıyla her türlü farklı sese de tahammülsüz olunduğu düşünüyorum. Esas olarak da öğrencilere yönelik, onların öğrenci olmalarını engelleyen bir saldırı var. Öğrencilerin yargılanması, öğrencilerin öğrencilik haklarını ellerinden alınması, muhalefet haklarının elinden alınması, düşünme haklarını ellerinden alınması demektir” dedi. Öğrencime Dokunma Kampanyasının yaygınlaştırılmasının önemine işaret eden Nilgün, şunları söyledi: “Öğrencilerimize dokunmamaları için galiba, öğretim üyelerinin de, üniversitelerin, öğrenci ve öğretim üyeleriyle üniversite olduğunu fark etmeleri gerek. Ya da öğrencilerimizin bizim üniversitede olmamızın tek nedeni olduklarını anlamamız gerekiyor. Bir diğer şey de, buranın üniversite olduğunun fark edilmesi lazım. Üniversitenin kendi bağımsız yargısını işletene kadar, gerçekten bir üniversite olamayacağımızın farkında olunması gerektiğini düşünüyorum.”
‘Öğrencilerimizi hizaya getirmeye çalışıyorlar’
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema Televizyon Bölümü’n den Yard. Doç. Dr. Hilmi Maktav, “Öğrencilerimiz cezalandırılmak isteniyor. Ceza evine atılıp hizaya getirilmek uslandırılmak isteniyor. Bence onları cezalandırılmak yerine, dediklerine kulak asmak gerekiyor” dedi. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Gökçen Başaran İnce, “Ülkemizde öğrencilerimiz için demokratik siyaset yapma kanunlarının yollarının bu kadar tıkandığı, gaz, cop, bomba gibi çeşitli sindirme politikalarıyla sindirildikleri bir ortamda, öğrencilerimize dokunmayın diyoruz” diye konuştu.
Fotoğraf: Pelin İKTÜEREN – Heybet GÜNEŞ
(pi-hg/hp)

