‘Munzur Dersimli kadınların sessiz çığlığıdır, özgür akmalı’
11:03
Ruken Çelik - Zehra Doğan / JINHA
DERSÎM - Munzur Çayı üzerinde yapılması planlanan barajların Osmanlı döneminden kalma projelerin olduğuna dikkat çeken Nazlı Çelik isimli yurttaş, “Osmanlıdan kalma bu projeyle, mağaralarımız, mezarlıklarımız, inanç mabetlerimiz sular altında kaldı. En çok da Ermenilerden geriye kalan mezarların sular altında kalmasına üzülüyorum” dedi. 38’de Dersimli kadınların Halvori kayalıklarından kendilerini Munzur’a attığını ifade eden Elif Kırmızıtaş ise, “Munzur Dersimli kadınların sessiz çığlığıdır, özgür akmalı” şeklinde konuştu.
Giderek artış gösteren nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için kaçınılmaz görünen baraj projeleri, ne yazık ki ya gereğinden büyük ya da gelişi güzel bir şekilde hemen hemen her çayırın üzerine bir müdahale olarak inşa ediliyor. Barajların, yeraltı ve yer üstünde var olan kaynakların geri dönüşsüz olarak yok edeceği açıkça görülmekteyken, yüksek dağlardan akarsularla beraber barajlarda biriken organik atıklar beraberinde, Ozon tabakasını delen gazın ortaya çıkmasına neden oluyor ki, bu durum da dünya geleceği açısından büyük bir tehlike arz ediyor. Türkiye'de 258 baraj işletilirken 166 adet baraj inşaat aşamasında veya inşaat programında, 174'ü projelendirilmiş ve 241'i de projelendirme aşamasında. Tümü tamamlandığında Türkiye’deki barajların sayısının 839’a çıkarak üç kattan daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Bu barajlardan 20’si Dersim’de Munzur Çayı’nın üzerinde yapılmaya devam ediyor ve bu projeyle beraber köylerin sular altında kalmasının yanı sıra 143 endemik bitki çeşidi de yok olma tehlikesi yaşıyor. Dersim’de yapılan Uzun Çayır Barajı’nın birçok alanı tahrip ettiği gibi yurttaşları da köylerinden uzaklaştırdığını dile getiren Nazlı Çelik, “Köylüler ilk başta buna sessiz kaldı. Şimdi pişman oldular ve sonucunu gördüler fakat son pişmanlıkları pek fayda etmedi” diyor.
‘Kültürümüz sular altında kalıyor’
HES projelerinin hayata geçmeden önce rutin iklim tekrarının olduğunu fakat HES’lerle beraber bu tekrarın bozulduğunu ve iklimde bir dengesizliğin söz konusu olduğunu söyleyen Nazlı Çelik, “Barajlar yapılmadan önce, farklı illerden gelen yurttaşların da katılımıyla 10 binlere ulaşan bir kitleyle barajların yapılmaması için dağa yürüyüşü gerçekleştirdik. Ne yazık ki, barajlarla beraber evlerinin sular altında kalacak olan insanımız bu yürüyüşe katılmadı. Paralarını alıp geride durmayı tercih eden yine bu insanlar oldu” şeklinde konuştu. Baraj yapımıyla beraber köylerinden çıkmak zorunda kalan insanların şehir hayatına alışamadıklarını ve doğal yaşam özlemi çektiklerini belirten Nazlı, “Şimdi de yine aynı insanımız baraj yapımının durdurulmasını istiyor. Topraklarını özleyen insanlarımız şimdi pişman fakat bu pişmanlıkları bize hiçbir şey kazandırmıyor” dedi. Nazlı barajlarla beraber kültürel mirasların da yok olduğunu dillendirerek, “Mağaralarımız, mezarlıklarımız, inanç mabetlerimiz sular altında kaldı. En çok da Ermenilerden geriye kalan mezarların sular altında kalmasına üzülüyorum” şeklinde ifadelerde bulundu.
‘Munzur hepimizin, sahip çıkalım’
“Dersim hepimizin, Munzur hepimizin” sözleriyle konuşmasına devam eden Nazlı, baraj projelerine karşı tüm siyasi partilerin bir arada hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Eğer Munzur’u kaybedersek, kendi benliğimizi de, kültürümüzü de, dilimizi de yitireceğiz” sözleriyle siyasi partilere çağrıda bulundu. Nazlı, “Devlet her durumda dersime müdahale ediyor; barajlara, barajlar olmazsa kültürümüze, dilimize ve bir şekilde bizleri yok etmek için elinden geleni yapacak” diyerek, “Türkü, Kürdü, Alevi’si, Sünni’si hepimiz insanız ve bunu hak edecek hiçbir şey yapmadık” dedi.
Dersimde yapılması planlanan baraj projelerinin Osmanlı İmparatorluğu döneminde hazırlandığına dikkat çeken Nazlı, “Bunlardan bir tanesinin yapımı şu an bitti. Kalan diğer projenin yapılmasına karşıyız ve birlik olmalıyız. Burada bulunan 143 endemik bitki türünün 143’ü de barajla birlikte yok olacak. Buna dur demeliyiz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
‘Başbakan objektif değil’
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı sorunlara objektif yaklaşmadığını ileri süren Dersimli yurttaşlardan Neriman Ateş, “Başbakan istifa ederse dilimiz ve Alevilik ön plana çıkar. Kendi dilimizde ve kültürümüzde daha ilerleyeceğimize inanıyorum. Başbakan objektif davranmıyor çünkü verdiği sözler Aleviliğe destek vereceği yönde fakat ortaya olayın tam tersi sonuçlar çıkıyor. Bunun en büyük örneği hala devam etmekte olan barajlardır. Başbakan buna neden ‘Dur’ demiyor” şeklinde konuştu.
Dersim’in önceleri daha çok endemik bitkiye sahip olduğunu belirten Haskar Aslan ise, “Dersim daha güzeldi. İnanç yerlerimiz sular altında kalmamıştı. Şimdi birileri gelip inanç yerlerimizi yok ediyor ve evlerimizi sular altında bırakıyor. Bizde buna sessiz kalıyoruz. Yanlış yapıyoruz. 38’de kadınlar kendilerini Halvori kayalıklarından Munzur’a attı. Bu yüzden Munzur Dersimli kadınların sessiz çığlığıdır, özgür akmalı” dedi.
Fotoğraf - Kamera: Zehra Doğan
(rç/zd)

