Kadınlardan, tecavüzün erkeklerin sorunu olduğunu gösteren kitaplar

13:29

JINHA


HABER MERKEZİ - Son günlerde kadına yönelik artan gözaltı, taciz ve tecavüz olaylarına karşı kadın örgütleri bir dizi eylem ve etkinliklerle cevap veriyor. “Önce kadınları vurun” diyen dünyada savaşları doğuran devletli eril zihniyetin, kadına yönelik uyguladığı şiddet, taciz ve tecavüzün toplumsal şiddeti ve savaşları beslediğine dair bilgileri kadınlar kitaplarıyla gün yüzüne çıkarıyor.


Türkiye’de ve dünyada giderek kadına karşı uygulan şiddet, tecavüz ve kadın ölümleri giderek artış gösterirken, Bu ötekileştirme politikaları kadın örgütleri tarafından daha iyi anlaşılması için yine  kadınlar tarafından kitaplaştırılıyor. Kadına yönelik uygulanan ötekileştirme politikalarının toplumsal sorun olduğuna dikkat çeken kitaplar, savaşlarda “Önce kadınları vurun” mantığını sorguluyor.


Kadın sorunları üzerine yapılan araştırmalar sonucu oluşturulan kitaplar şöyle:


Sıcak Yuva Masalı: Aile İçi Şiddet ve Cinsel İstismar - Leyla Gülçür, Pınar İlkkaracan


Metis Yayınları

“Onlar ermiş muradına” deyince bitmiyor masalımız; tanıklıklara, araştırmalara ve istatistiklere
göre tehdit, şiddet ve cinsel tacizle sürüyor aile içinde... 'Önce arada sırada dövüyordu, pek
önemsemiyordum. Aslında önemliymiş. O zamanlar önemseseydim bu hale gelemezdi belki.
Ama yapabileceğim bir şey yoktu, içinde yaşadığım topluma göre normaldi bunlar, ben de öyle
zannediyordum.' Kadını aileyle özdeşleştiren, ailenin korunmasını öne çıkartırken aile içi şiddet
ve baskıyı görmezden gelen geleneksel ve kurumsal yaklaşımlar, kadınları ve çocukları
dayanaksız, korunmasız bırakıyor. 'Devletin karakolunda hiçbir destek görmedim, hatta orda
horlandık, bize kızdılar. 'Bir baba böyle bir şey yapar mı? ' gibi sözlerle beni caydırmaya çalıştılar.
Benim zorumla aileme haber verildi, ailem geldi, tabii onlar da ilk başta inanmadılar.


Sıcak Yuva Masalı, aile içinde korunmasız olan kadın ve çocukları ele alıyor. Şiddet ve tacize
maruz kalanların sözlerini aktarıyor, bu konuda yapılmış araştırmalara yer veriyor, gerek kişisel
gerekse kurumsal çözümler öneriyor. Kitap, ayrıca aile içi yaşama ilişkin hukuk maddelerini
belirten bir ekle, aile içi şiddetle karşılaşan kadınların başvurabileceği adresleri de içeriyor. 


Gözaltında Tecavüz - Meryem Erdal


Chiviyazıları Yayınevi Dizisi: İnsan Hakları

1997 Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Araştırma-İnceleme Dalı Birincilik Ödülü’nü kazanan kitap, ayrıca Fransa’nın Cean kentinde Anti Faşistler anısına düzenlenen yarışmada ödüllendirildi. “Gözaltında Tecavüz” çalışmasıyla Meryem Erdal, Türkiye’de resmi makamların münferit olay olarak nitelendirdikleri işkence olgusunun yanı sıra, şiddetin özel bir biçimi halinde uygulanan tecavüz olgusunun önündeki sis perdesini aralıyor. Tanıklar, belgeler ve bulgularla dönemi ve şiddetin uygulayıcıları olan “görevli işkenceci” ve “görevli tecavüzcüleri” açığa çıkarıyor.


Cinsel Zorbalık - Susan Brownmiller
Irza tecavüz olgusunun bir tarihçesi

Yayınevi: Cep kitapları
Yayımlanma tarihi: 1984

Erkek kadın ilişkilerinin hep gizli tutulan yönleri hakkında bu kadar çok şeyi açığa çıkartan bir kitap henüz yazılmadı...' New york Times tarafından, yılın en önemli kitapları arasına seçilen bu kitap, De Beauvoir'ın 'KADIN', BettyFriedan'ın 'DİŞİLİĞİN GİZEMİ' ve Kate Millet'in 'CİNSEL POLİTİKASI' nın yanı sıra, çağımızın feminist klasikleri arasında yer alıyor, Time dergisinin Yılın kadınları arasında gösterdiği yazar Brownmiller bu kitabıyla erkeklerle kadınlar arasındaki diyaloğu önemli ölçüde etkiliyor…


Travma ve İyileşme – Judith Lewis Herman

 Literatür Yayıncılık

“Vahşete verilen olağan tepki, onu akıldan çıkarıp atmaktır. Sosyal anlaşmanın belli 
ihlalleri, yüksek sesle söylemek için fazlasıyla korkunçtur; bunun kelime karşılığı, 
‘dile getirilemez’dir.”
Savaş gazileri, ev içi şiddet ve tecavüz mağdurları, çocukluk istismarı ve ensest 
kurbanları… “Dile getirilemeyen”in, vahşetin tanıkları… Ve taraf tutmak zorunda 
olan seyirciler… Failin tarafını tutmak caziptir çünkü her fail, seyircinin hiçbir şey 
yapmamasını ister. Kötü olanı görmemenin, duymamanın, konuşmamanın evrensel 
arzusuna başvurur. Ve kuvvetli bir insan hakları hareketinin yokluğunda, aktif tanıklık 
süreci kaçınılmaz olarak unutmanın aktif sürecine teslim olur. Bastırma, çözülme ve 
inkâr, bireysel bilinç fenomeni olduğu kadar sosyal bir fenomendir de.
JudithLewisHerman, travmayı tıp literatüründe bir hastalık olarak kabul ettiren ve 
bu bakımdan tıp tarihine geçen Travma ve İyileşme adlı bu çalışmasında, özellikle 
ev içi ve cinsel şiddet konularına eğilirken, hiç kimsenin travmaya tek başına göğüs 
geremeyeceğini vurguluyor. Hastalığın doğru teşhis edilmesi, hastanın güvenliğinin 
sağlanması ve hastayla terapist arasındaki ilişkinin, iyileşmeye giden yolun temel 
basamakları olduğunu belirten Jıdidth, geçmişte ve günümüzde gerek psikiyatri 
alanında, gerekse toplumsal yaşam ve hukuk düzleminde hâkim olan patriarkal 
anlayışın kadın sorunlarına, özellikle de kadına yönelik şiddet ve tecavüz sorunlarına 
eğilmede yetersiz kaldığını, hatta yanlış sonuçlara vardığını ileri sürüyor. Travma ve 
İyileşme, mağdurların tanıklığına başvurularak yapılmış, bu alandaki büyük boşluğu 
dolduracak, hem doktorların hem de konuyla ilgili herkesin okumadan geçemeyeceği 
kapsamlı bir çalışma.  


Cinsel istismarı anlamak için bir el kitabı: DOST

Yayınevi: yok

Dağıtılmak üzere basılmış ve kadın örgütleri, lgbt örgütler ve cinsel şiddetle ilgili 
kurumlara dağıtılmıştır. Kitaba erişmek için bu dernek ve benzeri kuruluşlara 
ulaşabilirsiniz...


Kültürlerarası klinik psikolog Leyla Welkin, “Dost / Cinsel İstismar Yaşamış Kadınlar
İçin: Kendinize Nasıl Dost Olabilirsiniz, İstismarı Atlatan Bir Kadına Nasıl Dost Olabilirsiniz” 
isimli kitabı ile bu zor ama bir o kadar da önemli ve gerekli olan konuda bize yardımcı oluyor. 
Welkin, cinsel istismarı, istismar atlatmış kadınları ve iyileşmeleri için gerekli olan destek 
mekanizmalarını daha iyi anlamamız için bize bir kapı aralıyor.
Leyla Welkin’in otuz yıllık çalışma hayatında ABD ve Türkiye’de birlikte çalıştığı cinsel 
/ fiziksel istismara uğramış kadınların deneyimlerini de taşıyan, bir el kitabı olarak 
tanımlayabileceğimiz bu kitap, cinsel taciz atlatmış kişilerin hikayelerindeki ortak yanları 
ve yaşadıkları olaylardan sonra verdikleri tepkileri anlamamıza yardımcı oluyor. Cinsel 
taciz sonrasında gerçek bir iyileşmenin mümkün olduğunu vurgulayan kitap, neler yapılması 
gerektiği konusunda yol gösteriyor.


Tecavüz Cinsel Şiddeti Anlamak - Tutuklu Tecavüzcüler 
Üzerine Bir İnceleme
Orjinal isim: UnderstandingSexualViolence
Diana Scully
Metis Yayınları / Kadın Araştırmaları Dizisi

Tecavüz, kadınların en çok korktuğu saldırıların başında geliyor. Bu korku, 
kadınların hayatlarını derinden etkiliyor, kısıtlıyor. Nedense tecavüz, hep 
"kadınların sorunu" olarak ele alınıyor. Saldırganlarsa "normal dışı", hasta, 
sapık erkekler, toplumsal normların dışında kalan kişiler olarak görülüyor.
Oysa, yazar Diana Suclly'nin tutuklu tecavüzcüler üzerine yaptığı elinizdeki 
araştırma, cinsel şiddetin, kökeni erkek egemen kültürde yatan yaygın bir 
sorun olduğu sonucuna varıyor.

Kısacası, cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken 
kadınlar değil, erkeklerdir.

Tecavüz erkeklerin sorunudur.


(pk/zd)