HES çeşme suyunu kirletiyor, temiz suyu taşımak da kadınlara kalıyor
00:18
Leyla KÜRKÜT - JINHA
AMED - Türkiye genelinde hızla inşasına devam edilen HES’in mağdurlarından biri de Amed’in Pasûr ilçesi. Pasûr’lu kadınlardan Fatma Cengiz, “HES’lerin yaşattığı su sorunu, en çok kadınları zorluyor. Kilometrelerce yol kat ederek su taşıyoruz. Erkekler ise, su taşımayı kendilerine yakıştırmıyorlar” dedi. HES’in hayata geçirilmesinden sonra hastalıkların arttığına dikkat çeken Beyhan Cengiz ise, “Sular içilmiyor, içen hastalıklara yakalanıyor. Temiz su kullanmak da maddi ve manevi yönlerden yıpratıyor bizi” dedi.
Son yıllarda yapımına hız verilen Hidro Elektrik Santralleri (HES) projeleri gittiği her yerde halkın tepkisine neden oluyor. Uygunluk ve yeterlilik durumlarına bakılmadan elektrik enerjisi ihtiyacı olduğu gerekçesiyle hayata geçirilmeye devam eden HES’ler, birçok ilden sonra Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde kendisini gösteriyor. Yapılması planlanan yaklaşık 2 bin HES’e ilişkin, halkla ve STK’larla görüşme yapılmadan projelerin uygulanması hem halkın tepkisine yol açıyor, hem de telafi edilemeyecek maddi ve manevi kayıplara neden oluyor.
‘HES’le birlikte hastalıklar başladı’
HES projesi başlamadan önce su ile ilgili herhangi bir sorunlarının olmadığını söyleyen Pasûr’ lu Fatma Cengiz, “HES’ ten önce musluktan akan suları içebiliyorduk. HES’ ten sonra ise musluktan resmen çamur akıyor” diyor. Musluklardan gelen çamurlu suyu sadece bahçe sulamasında kullandıklarını ifade eden Fatma, bu şekilde de çevrenin, balıkların ve ağaçların ciddi zarar gördüğünü söylüyor. Temiz su olarak sadece kaynak sularının bulunduğunu dile getiren Fatma, bu sulara ulaşmanın da çok zor ve sorunlu olduğuna değiniyor. Ayrıca Fatma, HES’ in doğurduğu su sorununu da kadınların çektiğine işaret ederken, erkeklerin “Su taşımayı kendilerine yakıştıramadıklarının” altını çiziyor. “HES projelerine karşı imza topladık, oturumlar düzenledik” şeklinde konuşan Fatma, destekçilerinin olmamasının, bu girişimlerin sonuçsuz kalmasına neden olduğuna vurgu yapıyor.
HES’in hayata geçirilmesinden sonra hastalıkların arttığına dikkat çeken Beyhan Cengiz ise yaşadıkları sorunları şöyle dile getiriyor: “Sular içilmiyor, içen hastalıklara yakalanıyor. Temiz su kullanmak da maddi ve manevi yönlerden yıpratıyor bizi. Kimi araba tutuyor su taşımak için, kimi ise bakkaldan alıyor.”
‘Temiz suyumuzu geri istiyoruz’
HES projesinden sonra ilçenin büyük ölçüde zarar gördüğünü aktaran Fatoş Cengiz, yaşlı, kadın ve çocuklara kadar herkesin su taşıdığını dile getiriyor. Yaşlıların mağduriyetinin kendilerini çok rahatsız ettiğini belirten Fatoş, hastalıkların baş gösterdiğini, gençleri ve çocukları etkilemeye başladığını söylüyor. Fatoş, “Sular çamur gibi akmaya başladığından beri çeşmelerimizden su içemiyoruz. Arabası olanlar suyu köylerden, olmayanlar camilerden temin etmeye başladı. Suyu 3 km mesafeden taşıyanlar oluyor. Maddi durumu iyi olanlar marketlerden alıyor” diyor. Pasûr halkı olarak beklentilerinin, bu sorunların bir çözüme kavuşturulması olduğuna işaret eden Fatoş, ”Yeniden, çeşmelerimizden temiz suyun akmasını istiyoruz” diye ekliyor.
‘Sorunların yüzde 99’u kadınları ilgilendiriyor’
Pasûr Belediye Encümenlerinden Cevahir Polat, “HES’ ler Kulp’taki ekolojik dengeleri bozarken, insanların mağduriyetine de yol açtı ” diyor. Su sorununun yüzde 99 unun kadınları ilgilendirdiğini belirten Cevahir, temizlik yapanın, su taşıyanın, yemek yapanın kadın olduğunun altını çizdi. Bahar aylarında halkın sıklıkla çaya inerek piknik yaptığına değinen Cevahir, sudaki bulanıklık, kirlilik ve kokudan dolayı kimsenin çaya yaklaşamadığına işaret ediyor.
Gerekli mücadeleyi vermiş olmalarına rağmen HES’ lere engel olamadıklarını söyleyen Cevahir, temiz su gelene kadar vaziyetlerinin bu şekilde devam etmek zorunda olduğunu ekliyor. Cevahir, “Belediye olarak temiz su projemizi gerçekleştireceğiz. Böylece temiz su problemi çözülmüş olacak. Temiz su çalışması, Haziran ayında ihaleye verilecek. Üç kaynak suyun birleşmesiyle elde edeceğimiz su, temiz, sağlıklı ve düzenli bir şekilde halka sunulacak” diyor.
Foto – Kamera: Leyla Kürküt
(lk/gk/hp)

