Lambadaki Cin: Kürt Kadınları
09:35
Eylem Daş/ JINHA
İSTANBUL - Petrol - İş Kadın Dergisi Editörü Necla Akgökçe, “Patriarkal sistem, küresel kapitalizmin işini kolaylaştırıyor. Bu çok karmaşık ve iç içe geçmiş bir durum. Bir yerden bir iplik çıkarsan başka bir ipliğe bağlandığını görüyoruz. Bizler sanıyoruz ki, ucuz iş gücü = kadındır. Ama bir bakıyorsunuz altından lambadaki cin gibi karşımıza Kürt kadınları çıkıyor” dedi.
Türkiye’de son yıllarda üretimi esnekleştirerek kadını bu üretim süreçlerine dahil etme stratejisi, aileyi kutsal sayarken kadının aile içindeki rolünü sarsarak zayıflamasına sebep oluyor. Ulusal İstihdam Stratejileri, kadını güvencesiz ve esnek çalışma modelleri ile üretime çekmek isterken bunu da aile kurumuna zeval gelmeyecek bir şekilde yapıyor. Hükümetin kadın emeğine dönük politikalarını ve Ulusal İstihdam Stratejilerini değerlendiren Petrol - İş Kadın Dergisi Editörü Necla Akgökçe, çıkarılan tüm metinlerin küresel kapitalizm ile muhafazakarlığın birbirine bulanmış hali olduğunu ifade ederek, maliyeti olmayan ucuz işgücünün yaygın olduğu ülkelerde kadın emeğinin de ucuz işgücü olduğunu belirtti.
‘Kadın istihdamı piramit gibi katmanlı’
Türkiye'de kadın istihdamının katmanlı bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Necla, ucuz işgücü denildiği zaman akla kadın işgücü geldiğini belirterek, bu katmanın en altında mevsimlik tarım işçileri, ev eksenli işçiler, küçük atölyeler ve ihracata dayalı tekstil fabrikalarında çalışan Kürt kadınların olduğunu kaydetti.
Türkiye'deki kadın işgücü piyasasındaki bu katmanlılığın, küresel kapitalizmin Türkiye'ye biçtiği rolle birleşmesinin üzerine muhafazakarlığın da eklendiğini ve bunun sonucunda kadınların hep kendilerini dışarıya çıkarmayacak ya da az çıkaracak işlere yönlendirildiğini ifade eden Necla şu örneği verdi: “Mesela ev eksenli çalışmaya değinecek olursak eskiden ilaç tekelleri fabrikalarında paketleme servisine ucuz iş gücü bulma kaygısı ve düşük ücrete uzun saatler çalıştırma zihniyeti ile paketleme servislerini kaldırmışlar ve bunun yerine dışarıdan Kürt kadınlarını 3- 4 gün fabrikaya getirerek düşük ücrete uzun saatler çalıştırıyorlarmış.”
‘Kadın iş gücünün ucuz olmasının sebebi patriarkaldir’
Necla, üretimin bir bölümünün dışarıya kaydırılarak üretim gerçekleştirilmesinin çağrıya bağlı çalışma modeli olduğunu dile getirerek, bu sayede hem piyasalardaki kadın emeğinden yararlanıldığını hem de ucuz iş gücü elde edildiğinin altını çizdi. Böylelikle, ulusal ezilme biçimlerinin de açığa çıktığını vurgulayan Necla, “Bu çok karmaşık ve iç içe geçmiş bir durumda. Bir yerden bir iplik çıkarsan başka bir ipliğe bağlandığını görüyoruz. Bizler sanıyoruz ki, ucuz iş gücü = kadındır. Ama bir bakıyorsunuz altında lambadaki cin gibi karşımıza Kürt kadınları çıkıyor” dedi.
Kadın iş gücünün ucuz olmasının sebebinin patriarkal olduğunu vurgulayan Necla, patriarkal sistemin küresel kapitalizmin de işini kolaylaştırdığını ve ulusal istihdam stratejisinin de bu olgular üzerinden şekillendiğini kaydetti. Hükümetin muhafazakar politikalarının sonucu olarak , “ Güvencesiz çalışma, esnek çalışma kadınlara, sürekli düzenli ve güvenceli işlerin erkeklere” şeklinde olduğunu ifade eden Necla, “Kadınlar mümkünse 3 gün çalışsınlar bir yandan da çocuklara baksınlar biz onların çalışmasına bir şey demiyoruz ama onların fıtratına uygun çalışma biçimleri olsun şeklinde düzenlemeler getiriliyor” ifadelerini kullandı.
‘Kadınlar yaşlandıkça güvencesizleşiyor’
Türkiye’de emeklilik maaşı alan kişi sayısının oranlarına bakınca, erkeklerin yüzde 47 sinin emeklilik maaşı aldığını söyleyen Necla, bu oranın kadınlarda yüzde 6’lara düştüğünü belirterek, kadınların yaşlandığı zaman iyice güvencesiz hale geldiğini vurguladı. Necla, güvencesiz ve esnek çalışmanın Türkiye’deki aile yapısına uyduğuna vurgu yapan Necla, sigortanın erkek üzerinden yürüdüğüne dikkat çekti. AKP'nin kadınlar için yürüttüğü politikaları kadınların gözünde meşrulaştırmaya çalıştığının altını çizen Necla, kadının çalışmasını sağlayacak tek modelin esnek çalışma olarak gösterilmesinden kaynaklı kreşlere de gerek kalmadığını söyleyerek şunları belirtti: “Kamu kreşlerinden özel sektördeki kadınlar da faydalanabilir denilse de bu kreşler kamu da çalışan kadınların da ihtiyacını karşılamıyor. Medyada, artık kamu kreşlerinden özel sektördeki kadınlar da yararlanabilecek, kadın çalışmasına güvence getirildi gibi başlıklar atılıyor. Var olan ve maalesef faydalanılamayan yasalar yeni çıkarılmış gibi gösteriliyor.”
‘Denetim mekanizmasının olmaması keyfiyet doğuruyor’
Güvenceli esnekliğin kadının aleyhine olduğunu aktaran Necla, “Patronlara bu bile pahalı geliyor, ev eksenli çalışma da yasalaştırılıyor, denetim mekanizmaları yok ve devlet denetleyemiyor. Firmaları İş müfettişleri 6 ayda bir denetlemeye kalksa bile kayda alamayacak, devlet mekanizmalarının böyle işlevsiz hale gelmesi de firmalarda büyük bir keyfiyet doğuruyor” şeklinde konuştu. Gece çalışan kadınların sıkıntılarına da değinen Necla, bunlardan biri de servisle evlerinin önüne bırakılmamak olduğunu ileri sürdü. İstanbul gibi bir yerde kadınların evlerinin önüne kadar servisle gidemediğinin altını çizen Necla, “Kadınların makineden bir farkı yok. Dışarıda çalışıyor, evde çalışıyor bu sebeple yaşamını sorgulayacak zamanları kalmıyor” dedi.
‘Firmalar az kadın çalıştırarak kreş açmıyorlar’
Alman çok uluslu firmaların Türkiye’deki patriarkalden yararlandığını ifade eden Necla, bir fabrikada 150 ve üzeri çalışan kadın olduğu durumlarda fabrikada kreş açılmasının zorunlu olduğunu kaydederek, 300-400 kadının sendikasız çalıştırıldığını, kreş açılmadığını ve kadınların da kendi haklarını bilmediğini söyledi. Kadınların eve katkı mantığı ile çalıştıkları için kendi emeklerinin değerini başta kendilerinin bilmediğine işaret eden Necla, “Mesela kocası işsiz olan bir kadın, eve katkı mantığı ile çalışıyor. Halbuki, evi kendisinin geçindirdiğinin farkında değil. İşte bu kadın emeğinin her yerde görünmez kılınması kapitalizmin işine geliyor” diyerek, kadınların ucuzun da ucuzu işgücü haline geldiğini sözlerine ekledi.
Sokakta, evde, işte, Toplumsal Cinsiyetçilik
Fabrikalarda toplumsal cinsiyetçiliğin varlığına da işaret eden Necla ,Tuzla Sanayi Bölgesindeki DHL işçilerini örnek göstererek, kadınlara “Sen kadın olduğun için sana düşük ücret veriyoruz” demediklerini ama kadının işini önemsizleştirdiklerini kaydetti. Emeğin beden gücü üzerinden tanımlandığını da vurgulayan Necla, aynı saat çalışan kadın ile erkeğin aldığı ücretin farklılık gösterdiğini ve kadın ücretinin düşük tutulduğunu belirterek, “Sendikalar doğum izinleri, hamilelik, toplumsal cinsiyetçilik ve gibi kadını ilgilendiren konuklar hakkında mücadele etmeli” dedi.
Fotoğraf : Eylem Daş
(ed/zd)

