‘Ölürsek yine Dersim dağlarında ölelim’

09:49

 


Zehra Doğan / JINHA


DERSİM – Dersim 38 Katliamından sonra sürgüne gönderilen, ekonomik ve siyasi nedenlerle hala zorunlu göçe tabi tutulan yurttaşların tekrar topraklarına geri dönmesi ve kültürüne sahip çıkması için çağrıda bulunan Dersimli Fatma Tosun, “Gelin sırt sırta verelim evlerimizi yapalım. Ölürsek Dersim dağlarında ölelim. Dersim unutulmaz, şehitlerimizin yeridir. Benim çocuklarım burada şehit düştü. Onlar burada gömüldü ve yine Dersim’e sahip çıkıyor, burada ölmek varken neden İstanbul’a sahip çıkayım ki?” şeklinde duygularını dile getiriyor.


PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 21 Mart Amed Newrozu’nda başlattığı barış süreciyle beraber Kürt halkı, aktif katılım sağlayarak sürecin içinde yer alıyor. Zorunlu göç ve sürgünlere tabi tutulan Kürt halkının köylerine geri dönmesi, sürece ilişkin en önemli taleplerin arasında yer alıyor. Dersim 38 ile başlayan Dersim sürgünü, günümüzde ekonomik nedenlerden kaynaklı zorunlu göçlerle devam ediyor.  Farklı sebeplerle Avrupa’ya ve Türkiye’nin farklı illerine göç eden Dersimli halkın topraklarına geri dönmeleri için çağrıda bulunan Dersim 38 mağduru Fatma Tosun, “Gelin sırt sırta verelim evlerimizi yapalım. Ölürsek yine, Dersim dağlarında ölelim” diyor.


‘Bir gün kapımız çalındı ve…’


Dersim’de 1938 yılında unutulmaz katliamların yaşandığını dile getiren Fatma ana, “Bu topraklar nice ölümlere şahitlik etti. Burada çok kötü günler geçirdik. Bir gün, kapımız çalındı ve bizleri dağ başında bir karakola tıkadılar. Bir süre sonra da, otomatik silahlarla bizleri taradılar. 33 kişilik bir aile gözlerimizin önünde tek seferde kurşuna dizildi. Aile tarihten silindi. Erkek kardeşim gözlerimizin önünde kurşuna dizildi ve kendisi aha küçücüktü. Ben korkudan annemin eteğinin altına saklandım. Sonra yeni bir hikaye başladı… günlerce saklandık… Her geçen gün ölümler çoğalıyordu. Ölüler Laç deresini kırmızıya boyamıştı ve Laç artık kan ağlıyordu” diyor.


‘İnancımızı heybemizin gizli cebine sıkıştırıp bilinmedik diyarlara doğru yola çıktık’


Seyit Rıza’nın ailesinin hükümet tarafından tek tek öldürüldüğünü ve aileden tek kişinin dahi sağ kalmaması için sıkı bir taramaya geçildiğini dile getiren Fatma ana, “Seyit Rızayı da katlettiler. Koca yiğit önderi öldürdüler. Sonra bir gün yine Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tan ‘Katliam artık durulsun’ emri geldi ve katliam durduruldu. Bu süreden sonra yeni bir serüven başlamış oldu…” ifadeleriyle yine o günlere gidiyor Fatma ana.  Dersimli halkın katliamdan hemen sonraki süreçte yeni bir çilesinin başladığına dikkat çeken Fatma ana, “Bizleri Elazığ’a götürdüler ve sırayla hepimizin saçlarını usturaya vurdular. Saçlar kesildikten sonra şimdi de sürgüne… Bilinmedik diyarlara doğru… İnancımızı heybemizin gizli cebine sıkıştırıp yola çıktık” şeklinde ifadelere yer veriyor.


‘Akrabalarım, memleket sevdasıyla sürgünde öldü’


“Yavrum, bütün yıllarımız sürgünde kederimizi içimize akıtmakla geçti” diyerek sürgün yıllarından söz eden Fatma ana, “Annem ve babam inancını hiç unutmadı. Alevi inancındaki güzellikleri çocuklarına aktarmadan ölmek istemiyorlardı. Bize her zaman buradaki ziyaretleri anlatır dururdu annem fakat kardeşim bunlara anlam veremezdi. Çünkü dışarda hemen komşunun çocuğu farklı bir inançtan söz ediyordu. Evde anlatılanlara aklı ermiyordu. Annem ve babamı sürgünde kaybettim. Daha sonra halam, teyzem, amcamın eşi yani 13 akrabamı sürgünde kedere kurban ettim. Gözleri memleket sevdasıyla yanıp tutuşan akrabalarımın özlemini ben dindirmek istiyordum ve ne olursa olsun Dersim’e dönmeye karar verdim. Dersim’e döndüğümde köylüler, ‘Kürt Hasan’ın kızı gelmiş’ diye koşarak boynuma sarıldılar. Hasret kaldığım topraklarda artık yaşamaya başladım” sözleriyle o günleri anlatmaya devam ediyor.


“Dersim’de yaşadım fakat yine başıma gelmedik kalmadı. Gözümün nuruyla büyüttüğüm evlatlarım şehit düştü” diyen Fatma ana, “Derin devlet oğlumu rahat bırakmadı her defasında kendileri için çalışmaları için onu rahatsız ediyorlardı. Oğlum dayanamayıp silah kuşandı ve dağa mücadele vermeye gitti. Bir süre sonrada oğlum şehit düştü. Oğlumu buraya gömdük. Şimdi de Dersim’e ölü bedeniyle sahip çıkıyor. Aynı yıl içinde ailemden 9 kişi daha şehit oldu. Amcamın oğlu faili meçhul cinayete kurban gitti. Dersim’de de yine inancını gizli yaşama vardı. Korkuyorduk. Evlerde Ceme tutulur birini de kapıda bekçi bırakırdık. Zerimizdeki baskılar çok şiddetliydi. Başımıza gelmedik kalmadı ama yine de bu toprakları terk etmeyeceğiz” diyor.


‘Dersim’de kadına karşı şiddet uyguladı’


“Dersim coğrafyasından kaynaklı doğayla iç içe olan kadına verilen değer bambaşkadır” diyen Fatma ana, 38’den bu yana Dersim coğrafyasında yaşanan katliam ve asimilasyon projelerinin kadın üzerinde de gerçekleştiğini dile getirerek, “Dersim halkı yıllarca yok edildi. Yaşayanlar da asimile edildi. İşsiz bırakıldı, aç susuz bırakıldı. Artık erkekler kadınlara değer vermemeye başladı. Kadın hem dışarda çalıştı hem de eve gelince çocuklarına baktı. Bu zorlukları çeken kadın, eşinden dayak ta yedi. Fakat şu an kadınlar bilinçlendi ve artık erkeklere boyun eğmiyor. Kadın kötüdür diye dayak atılmaz, zaten kadın da hiçbir zaman kötü olmaz. Kadını kötü kılan erkektir. Erkekler akıllarını başlarına alsın bu tür oyunlara gelmesin” diyerek erkeklere seslendi.


‘Herkes bir gün ölür fakat biz, onurumuzla ölelim’


Dersim 38 Katliamından sonra sürgüne gönderilen, ekonomik ve siyasi nedenlerle hala zorunlu göçe tabi tutulan yurttaşların tekrar topraklarına geri dönmesi ve kültürüne sahip çıkması için çağrıda bulunan  Fatma ana, “ Yıllarca ötekileştirildik, aç kaldık, öldürüldük. Herkes bir gün ölür fakat biz onurumuzla öldük, öldürüldük. Şimdi yine birlik olma zamanı, köylerimize toprağımıza inancımıza dönme zamanı. Gelin sırt sırta verelim evlerimizi yapalım. Ölürsek Dersim dağlarında ölelim. Dersim unutulmaz, şehitlerimizin yeridir. Benim çocuklarım burada şehit düştü. Onlar burada gömüldü ve yine Dersim’e sahip çıkıyor, burada ölmek varken neden İstanbul’a sahip çıkayım ki?” sözleriyle konuşmasına son veriyor.


Fatma ana el emeği göz nuruyla işlediği patiklerden bir tanesini bize hediye ederek bizleri uğurluyor.


(zd)