‘Aleviliği, Seyit Rızalar sayesinde konuşabiliyoruz’

19:12

JINHA


DERSÎM – 13’üncü Munzur Doğa ve Kültür Festivali, yapılan "Dersim'de Aleviliğin Dünü, Bugünü, Yarını" konulu panel ile devam ediyor.


Dersim Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali'nin 13'üncüsü, "Dersim'de kültürel ve ekolojik kırıma hayır, diren Dersim" sloganı ile başladı. Festival, "Dersim'de Aleviliğin Dünü, Bugünü, Yarını" konulu panel ile devam ediyor. Moderatörlüğünü Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı (TTSO) Yusuf Cengiz’in yaptığı panelde, Evrensel Gazetesi Yazarı Ali Kenanoğlu, Dersîm Alevi inancıyla ilgili araştırma yapan yazar Dilşa Deniz, Yazar Erdal Gezik ve Yazar Ali Tacar konuşmacı olarak yer aldı. Panele birçok yurttaş katılım gösterdi. Panelde ilk olarak konuşan Yusuf, Alevilerin farklı kesimlerden oluştuğunu; ancak taleplerinin aynı olması gerektiğini belirtti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 21 Mart Diyarbakır Newroz'unda başlattığı süreci işaret eden Yusuf, Aleviler olarak barış sürecini önemsediklerini dile getirerek, "Barış süreci sadece Kürtler için değildir. Kürt mücadelesi sadece Kürtler için değil Aleviler ve diğer ötekiler için önemlidir. Kürt özgürlük mücadelesi bütün ötekileri özgürleştiren bir mücadeledir. Bu anlamda çeşitlik inanç ve azınlıklar barış sürecini önemsiyor ve benimsiyor" dedi.


‘İnancımız taciz ve tecavüz hiçbir şekilde göz ardı etmez’


“Dersîm’i özel kılan inancıdır” diyen Yazar Dilşa Deniz, Desîm’in özel sembollerinin değiştirildiğini belirterek Dersîm halkının Alevi olmasına rağmen 3 caminin olduğunu ve bunun yanı sıra sadece 1 Cem Evi’ninbulunduğunu ileri sürdü. Dilşa, Dersîm’deki camilerin devlet destekli olduğunu, Cem Evi’inin ise halk tarafından yapıldığının altını çizdi. Alevi olmayan kesimlerce Aleviliğin ötekileştirildiğini ve inançta mantık aramaya gidildiğini belirten Dilşa, “Aleviliğe karşı her zaman kullanılan jargon ‘batıl’ olmuştur. Oysa inançların hiç birinde mantık aranamayacağı gibi, Alevi inancında da mantık aranmamalı ve bu anlamda ötekileştirmeye gidilmemeli” dedi. Alevi inancından örnekler vererek konuşmasını sürdüren Dilşa, “Cem tutulurken önemli olan nokta ortamda kirliliğin olmamasıdır. Kirlilik sadece üst baş temizliği anlamına gelmiyor. Eğer Cem esnasında iki kişi birbirine küs ise, onların kirli olduğu kabul edilir ve Cem tutulmaz. Dede onları barıştırmakla yükümlüdür. Alevilikte önemli olan konulardan bir tanesi de taciz ve tecavüzdür. Taciz ve tecavüz hiçbir şekilde kabul edilemez. Tecavüz eden kişi yerinden yurdundan ve Alevilikten men edilir. İnancımız taciz ve tecavüz hiçbir şekilde göz ardı etmez. Alevi inancında aynı zamanda cennetle ödüllendirme de yoktur. İnancımızda korku olmadığı gibi inancımıza karşı sevgi içerisindeyiz. Alevi halkı kuran – ı Kerim’e de inanmaz çünkü onun değiştirildiğine inanır” şeklinde konuştu.


‘Dersim Aleviliğinin tarihi yazıla bilinir mi?’


“Dersim Aleviliğinin tarihi yazıla bilinir mi?” sorusuyla konuşmasına başlayan Araştırmacı Yazar Erdal Gezik, 17’inci yy’daki Milan Aşiretinden geriye kalan çok az verilerin elde kayıtlı olduğunu dile getirerek, Alevi inancına yönelik tarihten yurttaşların haberdar olmadığını söyledi. Dünyada İran gibi ülkelerin Alevi inancına dair tarihlerine bakıldığında Dersim Alevilerinin yalnız olmadığını görebilmenin mümkün olduğunu dile getiren Erdal, “Aslında Alevi inancına dair tarih elde vardı. Osmanlı tarihinde de bunlar kayıtlıydı fakat Aleviler bundan haberdar değildi” dedi.


‘Cem Evi’nde iftar yemeği vermek yanlış’


Pir Sultan Abdal’ın sadece halk için mücadele eden bir devrimci olarak görülmesinin yanlış olduğunu ileri süren Hubyar Sultan Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, “Pir Sultan, devrimci kişiliğinin yanında bir dedeydi. Posta oturdu. Cem’i yönetti. Ona inanç boyutuyla bakılmalıdır” diyerek günümüz Alevi kültürünün de saptırıldığını belirtti. Ali, “ Şimdi görüyoruz ki Dersim Cem Evi’nde İftar yemeği veriliyor. Bu yanlıştır. Gerçek hoşgörü, camide verilen iftar yemeğine davet edilen Alevilerin gitmesidir. Kendi ibadethanende farklı dine özgü davranışlarda bulunmak yanlıştır. Bunu hiçbir inanç kabul etmez” ifadelerinde bulundu. Konuşmasında Gezi Parkı eylemlerinde yaşamını yitiren 5 kişinin Alevi olduğuna dikkat çeken Ali, “Yaşamını yitiren beş kişinin Alevi olması tesadüf değil. Alevi inancı mazlumların yanında durarak halk için mücadele vermeyi öğütler. Bu yüzden başbakan Gezi direnişinden sonra ‘2’nci Alevi Açılımı yapacağım’ dedi. Çünkü Gezi’de bulunanların çoğu Alevi’ydi” dedi.


Ali’nin konuşması ardından “Yavuz Sultan Selim’in kılıcı etkili olsaydı, şimdi Dersim olmazdı” diyerek panelde söz alan Yazar Ali Tacar, “Dersim coğrafyası Osmanlıya boyun eğmeyerek direnen coğrafyadır. Tarihten bu yana Dersim’in Kızılbaş kimliği yok edilmeye çalışıldı. Dersim halkı buna karşı mücadele etti. Mücadelesini  Seyit Rızalar, Mazlum Doğanlarla Ethem Sarısülüklerle devam ettirdi, ettirecek. Bu gün burada Alevilik üzerine tartışabiliyorsak, bu bedel verenler sayesindedir” şeklinde konuşarak sözlerini bitirdi.


 Konuşmacıların ardından panel, katılım gösteren yurttaşlarla beraber soru cevap şeklinde devam etti.


(rç/zd)