‘Haber yapmak için onay bekleyenlerin basın bayramı kutlu olsun!’
10:53
JINHA
ANKARA – Basın Bayramı olarak kutlanan basında sansürün kaldırılışının yıldönümü 24 Temmuz nedeniyle yazılı bir basın açıklaması yapan BDP, “Dün Roboski’de insanlık bombalandığında ellerindeki haberleri duyurmak, görüntüleri yayımlamak için hükümetin onayını bekleyen, onay verildiğinde de kendilerine iletilen ifade kalıplarının dışına çıkamayan, Gezi olaylarının ilk günlerinde penguen belgeselleri yayımlayan, ilerleyen günlerinde ise canlı yayında “Polis gaz bombası kullanmıyor” derken gazdan etkilenen muhabirleri olan medyanın, sansürün kaldırıldığı günün yıldönümü olan basın bayramı kutlu olsun” dedi.
1908 yılına dek sansür memurları her gün baskı öncesi gazeteleri dolaşıyor, yayımlanmasını sakıncalı gördükleri haber ve yorumları çıkartıyorlardı. 24 Temmuz 1908’den itibaren ise gazetecilerin sansür memurlarına tepki göstererek gazetelerin kontrol edilmesini engellemeleri ile gazeteler sansürsüz çıkmaya başladı. 24 Temmuz 1908 yılında çıkan ilk sansürsüz gazete ile gazeteciler istediği gazeteyi çıkarabildi ve o günkü gazetelere okuyucular büyük ilgi gösterdi. İlk sansürsüz gazetenin yayınlandığı bu tarih ise Basın Bayramı olarak ilan edildi. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de, basın emekçilerinin bayramını kutlamak amacıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Yaptığı yazılı basın açıklamasında Basın Bayramı olarak kutlanan 24 Temmuz’da devletin basına ve sosyal medyaya yönelik baskılarına dikkat çeken BDP, son olarak Nûçe Tv, MMC ve Roj Tv kanallarının yayın lisanslarının iptal edilmesine ve sosyal medyayı kısıtlamaya yönelik yasa çalışmalarına işaret etti. Türkiye’nin, adayı olduğu Avrupa Birliği (AB)’nin basın özgürlüğü kriterlerine uymak yerine uyacağı AB’yi kendisine uydurmaya çalıştığına dikkat çeken BDP, “Hükümet daha da ileri gitmiş, sansürün boyutlarını sosyal medyaya taşımış, yasal bir çerçeveye uydurma gereği bile duymadan Facebook ile anlaşarak muhalif çizgide yayın yapan sayfaları birer birer kapattırmıştır” ifadelerine yer verdi.
'Yasalar yasakçı değil özgürlükçü olmalı'
Hazırlanması düşünülen yeni anayasanın yasakçı değil özgürlükçü olması, basın ve ifade özgürlüğünü garanti altına alması gerektiğine vurgu yapan BDP, açıklamasında sağlanmalıdır. “Uzun tutukluluk sürelerine olanak sağlayan yasalar yeni anayasa beklenmeden değiştirilmeli, yazdıkları yüzünden cezaevlerinde tutulan gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır. Bu yasalar yürürlükteyken özgür basın emekçisinden, dolayısıyla da sansürsüz basından söz edilemeyeceği açıktır” dedi.
“Hükümet özgür basını ve yurttaş gazeteciliğini boğmaya, gerçekleri sis perdesinin ardına gizlemeye çalışmaktadır” diyen BDP, muhalif basının baskı altında olduğunu belirterek, “Hükümetin sansürcü anlayışı öyle bir korku yaratmıştır ki, hükümete en yakın görülen gazetelerdeki gazeteciler bir tek eleştirel yazıları, bir tek tweetleri nedeniyle işten çıkartılmaktadır” açıklamasında bulundu.
'59 basın emekçisi işinden oldu'
BDP Basın Bayramı için yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Roboski katliamı konusunda başbakanın tavrını eleştiren gazeteci hapisle cezalandırılmış, cezası paraya çevrilmiştir. Kameraların gözü önünde polisin 14 yaşındaki bir çocuğun kolunu acımasızca kırmasını haber yapan gazeteci hapisle cezalandırılmıştır. Bunlar, tüm medya çalışanları için otosansür sağlama amaçlıdır.
Her yeri geldiğinde demokratik olduğunu iddia eden hükümet, yüzyıllar önce söylenen ‘Sizin görüşlerinize katılmayabilirim, ama onları dile getirebilmeniz için canımı veririm’ anlayışıyla hareket edeceğine, ‘Sizin görüşlerinize katılabilirim, ama onları dile getirmeniz benim denetimimde olmalıdır’ anlayışındadır.
Basın emekçileri ağır baskı altındadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti İstanbul Şubesi'nin önceki gün yaptığı açıklamaya göre, sadece 27 Mayıs 2013'ten bu yana sendikanın belirleyebildiği en az 59 basın emekçisi işinden olmuştur. Zorunlu izne gönderilen en az 14 basın emekçisinin ise durumu belirsizdir. Listeye her geçen gün yeni isimler de eklenmektedir.
Öte yandan medyadaki tekelleşme ve sendikasızlaştırma hareketi, medya çalışanlarının iş güvenceleri olmadan çalışmasına neden olmaktadır. Sosyal güvenlikten yoksun çalışanların sansürsüz ve özgür gazetecilik yapmaları mümkün değildir.
Tüm çabalarına rağmen hükümet halkların haber almasını ve haber üretmesini engelleyememektedir, engelleyemeyecektir. Çünkü gerçekleri asla karanlıkta bırakmayacak özgür basın geleneği dimdik ayakta, yurttaş gazeteciliği bilinci de dalga dalga yayılmaktadır. Sansürcü anlayış bu dalgaların altında kalacaktır.”
(gk)

