Dersim’in tarihi, ahşapla yeniden canlanıyor

10:29

 


Ruken Çelik-Gülşen Koçuk / JINHA


DERSİM – Dersim’de yaklaşık iki aydır çalışmalarına devam eden ahşap boyama atölyesi, kadınlar için hem bir terapi hem de gelir kaynağı. Dersim’e özgü motifleri çalışmalarına işleyen kadınlar, ortaya çıkardıkları ürünlerin festivalde sergileneceği günü bekliyor.


Geçmişi milattan önce 200 yılına kadar dayanan, Anadolu’da ortaya çıkan akımdan ismini alan ve bilinen ilk adı “Edirnekari (ahşap üzerine boya ve altın yaldız ile yapılan nakış)” olan ahşap boyamacılığı sanatı, dünden bugüne toplumların kültürel motiflerini işleyerek ölümsüzleştirdikleri bir alan olmuştur. Asya’da doğarak Avrupa’ya kadar uzanan bu sanat dalı, ahşap eşyaların korunması ve görselliğinin zenginleştirilmesinde kullanılmakta. Ahşap boyamacılığına ait tarihi kalıntıların en eskilerinde hayvan, çiçek ve çin bulutu motiflerinin hakim olduğu görülürken zamanla, ahşabın kullanım amacına göre meyve, vazo, çiçek buketi, manzara gibi temalar da eklenmiştir. Günümüzde de hala kendisini yaşatan ahşap boyamacılığı sanatı, kültürel renklerle zenginleşerek varlığını sürdürüyor. Dersimli kadınlar da coğrafyalarının özgün kültür ve tarihine, ahşaplarda yeniden can veriyor. Dersim Yaşam Kadın Danışma Merkezi’nde bir araya gelen kadınlar, Dersim’e özgü renkleri buluşturuyor.


‘Ahşap boyamak, evde oturmaktan daha iyi geliyor’


Ahşap boyama kursuna katılan kursiyerlerden Evrim Çelik, açıldığını duyunca ve çağrılınca kızı ile beraber kursa başlıyor. Eşinin cezaevinde olduğunu kaydeden Evrim, “Çocukların sorumluluğu, geçim derdi, yalnız başına çocuk büyütmenin getirdiği sıkıntı var. Evde oturup sadece düşünmek çok büyük sıkıntıydı. Kursa başlamak, bu anlamıyla da çok iyi geldi” diyor.


‘Emeğimiz festivalde sergilenecek’


Zevk alarak ahşap boyamacılığını öğrendiğini ifade eden Evrim, kurs hocası Leyla Akyıldız’ın boyamaya başlarken neyi, ne renk yapmak istediklerini sorarak, ardından kendilerine yardımcı olduklarını dile getiriyor. Leyla’nın çalışmaların her aşamasında kendilerine yardımcı olduklarını söyleyen Evrim, “Şimdi burada olmaktan mutluyum. Bir de yaptıklarımız festivalde görücüye çıkacak, satılacak. Bu, insanı daha çok mutlu ediyor” ifadelerine yer veriyor.


‘Dersim’in özlem duyulan tarafını işliyoruz’


Evrim, ahşap boyamacılığı kursunun az da olsa Dersim’de bir boşluğu doldurduğuna işaret ederken, “Festivalde el emeklerimiz görücüye çıkacak” sözleriyle emeklerinin göreceği ilgiyi merakla beklediğini söylüyor. Dersim’in dışında yaşayan insanların Dersime özgü renklere özlem duyduğunu da belirten Evrim, ahşaplara işledikleri Seyit Rıza, Dersim’in Kayıp Kızları gibi konuların ilgi göreceğini beklediklerini ifade ediyor.


‘Desenlere ruh veriyoruz’


Gönül Sezgin ise yine kadınların çağrısı üzerine ahşap boyamacılığı kursuna gelenlerden biri. Kadınların böyle bir kursa uzun zamandır ihtiyaçları olduğunu dile getiren Gönül, “Kullandığımız desenlere, renklere fikrimizi, ruhumuzu katmaya çalışıyoruz. Şimdilik daha çok hocamızın katkısıyla yaptığımız ahşap boyamacılığında zaman geçtikçe kendi fikir ve duygularımız daha çok ön plana çıkıyor” diyor.


‘Sanatla uğraştığını hissetmek…’


“Dışarı çıkabilmek, düşünce ve duygularımızı yansıtabilmek, biraz da sanatla uğraştığımızı hissetmeye ihtiyacımız vardı” diyen Gönül, ellerinde işledikleri modellerin çoğunun Dersim’e özgü olduğuna ve bu modellerin festivalde sunulacağına vurgu yapıyor.


Ayrıca kadınlara da çağrı yapan, kadınların kendilerini eve kapatmak yerine kursa dahil olarak keyifli zamanlar geçirmesi gerektiğini dile getiriyor. Kızıyla beraber kursa dahil olan Gönül, kızının öğrenme konusunda daha istekli olduğunu belirtiyor. Gönül’ün kızı Doğa Tosun ise şöyle diyor:


“Ahşap boyamayı seviyorum. Hoşuma gidiyor ve eğleniyorum. Anneme yardım ediyorum. Mesela boyayacakları renk yoksa gidip alıyorum. Ben de boyuyorum. Büyüyünce öğretmen olmak istiyorum ve öğretmen olduğumda ahşap boyamacılığını da öğretmek istiyorum.”


Otuz yıllık tecrübenin Dersimli kadınlara aktarımı


Ahşap boyama kursunun açılmasını önerenlerden Leyla Akyıldız, yaklaşık otuz yıldır ahşap boyamacılığı yapıyor. Halk Eğitimlerde, çeşitli sanat kooperatiflerinde çalışan Leyla, şimdi de bu bilgi ve birikimini Dersimli kadınlarla paylaşıyor.


‘Dersim’de özgün etkinliklerin eksikliğinin farkındaydık’


Daha önce festivallere geldiğinde Dersim’de özgün etkinliklerin eksik olduğunu fark ettiğini belirten Leyla, Dersim’e temelli yerleştikten sonra kadınların da desteği ve görüşü ile ahşap boyama kursu açtıklarını ifade ediyor. Rahat, özgür ve özgün çalışma alanını yaratmak için yer arayışına giren kadınlara Dersim Yaşam Kadın Danışma Merkezi’nde bir salon tahsis ettiklerini söyleyen Leyla, “Öncelikle ihtiyacı olan kadınlara ulaşabilmek için belediye başkanı Edibe Şahin ile görüştük ve bize her konuda yardımcı oldu. Kadın bakış açısı bu şehirde gerçekten kendisini hissettiriyor” diyor.


Munzur’un taşları, kuru bitkiler işlenecek


Dersim’de malzeme bulma konusunda sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Leyla, kentin dışından malzeme alma konusunda belediyenin destekte bulunduğunu da sözlerine ekliyor. Leyla, iki aydır devam eden çalışmaya başlarken öncelikle böyle bir uğraşa ihtiyacı olanlara yöneldiklerini belirtti. Daha özgün ve rahat olduğu için kurslara ahşapla başladıklarını dile getiren Leyla, bu kursun kadınlar için bir terapi niteliğinde olduğuna dikkat çekiyor. Daha sonraki çalışmalarında Dersim’e özgü materyaller de kullanacaklarını paylaşan Leyla, “Kursumuzun ilerleyen zamanlarında Dersim’de bulunan doğal materyalleri değerlendirmeye başlayacağız. Munzur kenarında bulunan taşları kullanarak taş bebek kursuna başlayacağız. Kuru bitkilerle, Dersim’e özgü oyalarla dekoratif çalışmalar, takılar yaparak kursları devam ettireceğiz. Doğal taş işlemeciliği de kurslarda yer vereceğimiz çalışmalardan bir tanesi” diyor.


‘Hem terapi, hem de gelir kaynağı’


Artık maddeleri de çalışmalarında değerlendireceklerinin altını çizen Leyla, şarap şişelerinden rulo atıklara, cam parçalarından marangoz atıklarına kadar ellerine geçen her şeyi yeniden şekillendireceklerini vurguluyor. “Böylece, kadınlar emeklerinin değerini fark edecekler” diyen Leyla, bu çalışmanın hem bir terapi hem de bir gelir kaynağı olduğuna dikkat çekiyor. İlerleyen zamanlarda atölyeyi büyüterek kadınlar için bir gelir kaynağı haline getirmek istediklerini kaydeden Leyla, henüz iki ay olmasına rağmen, gelip atölyeyi görenlerin etkilendiğine işaret ediyor. Yaptıkları çalışmaların ve emeğin görünür kılınması için 25 Temmuz’da başlayacak olan Dersim Doğa ve Kültür Festivali’nde sergi yapmayı düşündüklerini dile getiren Leyla, “Festivalin ikinci günü de kadın günü olacak. Festivalde sergi yaparak atölyenin duyurusunu yapacağız. Çünkü çekingen, özgüven eksikliği olan arkadaşlar hemen gelip katılamayabiliyorlar” ifadelerine yer veriyor.


‘Dünya kadınları ve Dersimli kadınları işliyoruz’


Leyla, bir kadın çalışması yürüttükleri için işledikleri ahşaplarda özelde de Dersim’li kadınlar, kayıp kadınlar, Dersim’in kayıp kızları gibi portreleri ön plana çıkardıklarını belirtirken, farklı coğrafyaların kadınlarını da işlediklerine değiniyor. “Ahşapta sınır yok” diyen Leyla, “Yeni gelişen malzemelerle ruhumuzu da katarak yeni çalışmalar ortaya koyabiliyoruz” diyor. Leyla ayrıca ,”Kadın inceliğini, estetiğini ahşaplara çok iyi yansıtıyor. Hem her kesime hitap edebilecek, hem Dersim’e özgü, hem de farklı, modern tarzları bir arada buluşturup yeni ürünler açığa çıkarabiliyor” sözlerine yer veriyor.


Dersimli kadınlara bütün bilgi ve tecrübesini aktarmaya hazır olduğunun altını çizen Leyla, tüm Dersimli kadınlara çağrıda bulunarak kurslara katılmalarını önerdi.


 (gk)