‘Kadının olmadığı barış, cinsiyetçi olur’
09:46
Zehra Doğan / JINHA
AMED – BİKG’in Temas ve Gözlem Komisyonu’nun çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan BİKG ktivisti Nimet Tanrıkulu, “Kadınlar, yaşanan onca acıya ve tahribata rağmen yine barışı istiyor. Çünkü bu kadınlar, savaşın nelere mal olacağını ve aynı zamanda barışın neleri getirebileceğini çok iyi biliyor” ifadesinde bulundu. Nimet ayrıca, kadınların olmadığı barışın cinsiyetçi olacağını ve toplumsallaşamayacağını belirterek barışın inşası için yürütülen müzakere süreçlerinde kadınların aktif rol alması gerektiğini vurguladı.
Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) 80'lı yıllardan bu yana erkek egemenliğine ve savaşa karşı birlikte mücadele eden birçok kadın hreketi aktivistinin KCK adı altında tutuklanması üzerine 2009 yerel seçimlerinin hemen ardından kuruldu. Barıştan yana sözlerini sürekli hale getirerek, kadınların barışı inşa etmede aktif özne olması için bir araya gelen kadınlar, savaşın yarattığı tahribata, kadın bedeni üzerindeki yoksullaştırma ve taciz, tecavüzün çoğalmasına karşı örgütlenerek seslerini daha güçlü bir şekilde duyurmaya çalışıyor. BİKG barış sürecinde de aktif rol alarak, “Kadının olmadığı barış süreci gerçekçi olmaz” diyor. Konferans ve atölye çalışmalarıyla barış sürecine ilişkin komisyonlar oluşturan kadınlar, ülkenin birçok yerine giderek savaş mağduru ve barış sürecinin öznesi kadınlarla bir araya gelmeye çalışıyor. BİKG çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnsan hakları savunucusu, BİKG aktivisti Nimet Tanrıkulu, “Kadınlarla bir araya gelerek sürecin aktif öznesi olmaları için paylaşımlarda bulunuyoruz. Çünkü Savaşta kadınların neler yitirdiğini ve kadın bedeninin savaşın alanı haline dönüştürüldüğünü biliyoruz. Eğer kadınlar barış için yürütülen müzakere süreçlerinde yer almazlarsa bu sorunları kimsenin gündeme getirmeyecek” dedi.
‘Günde 5 kadının öldürülmesi savaştan bağımsız değil’
Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan kadınların müzakere sürecinde eşit katılımlı mücadele vermesi gerektiğini belirten Nimet Tanrıkulu, barış için yeni bir sürecin başladığını, Bu nedenle de BİKG’in farklı kesimlerden kadınlarla bir dizi toplantılar yaparak barış sürecine nasıl katılacağının mekanizmalarıyla beraber, çalışmaların daha katılımcı ve sürekliliği için komisyon belirlediklerinin bilgisini verdi. Savaş sürecinde kadınların yaşadığı travmatik tahribatları tespit emek için savaşta yaşananların ortaya çıkarılması, tazmin ve telafisi için kadın hakikatleri komisyonu, anayasa komisyonu ve müzakere süreciyle birlikte geri çekilmeleri yerinde izlemek üzere Temas ve Gözlem Komisyonu’nu oluşturduklarına dikkat çeken Nimet, “Sürecin tüm taraflarıyla kadın odaklı görüşmeleri sürdürüyoruz. Bu doğrultuda, savaşın tahribatını en yoğun yaşayan Dêrsîm halkıyla bir araya gelerek sorunları dinledik. Mecliste de gurubu bulunan partilerin kadın parlamenterlerle bir araya gelerek sürece ilişkin görüştük. Meclis çözüm komisyonu ile görüştük. Lice’de yaşanan durumu yerinde izlemek için geldik” Şeklinde konuştu. Türkiye’de yaşanan 30 yıllık savaşın en ağır bedelini ödeyenlerin Kürt kadınlarının olduğu gerçeğiyle birlikte savaştan Türk, Ermeni, Arap, Süryani, Keldani gibi farklı inançlara mensup birçok kadının bedel ödediğini belirten Nimet, “Ülkede günde beş kadının öldürülmesi ve birçok kadının taciz ve tecavüze uğranmasını savaştan bağımsız düşünemeyiz diyerek Bu anlamda tüm kadınlara ulaşarak barış sürecinin aktif özneleri olmaları neden gerektiği üzerine konuşuyoruz ” dedi.
‘Kadınlar her şeye rağmen barış istiyor’
Kadınların savaş sürecinde anne olmanın da ötesinde esas olarak kadın olmaktan kaynaklı taciz ve tecavüzlere maruz kaldıklarını dile getiren Nimet, kadınların asker ve korucu tarafından taciz ve tecavüze uğramalarının yanı sıra eril zihniyetin politikalarına maruz kaldıklarını vurgulayarak, “ Kadınlar, yaşanan onca acıya rağmen yine barışı istiyor. Çocuklarının gözlerinin önünde katledilmesine tanık olan kadınlar her şeye rağmen yine barışı istiyor. Çünkü bu kadınlar, savaşın nelere mal olacağını ve aynı zamanda barışın neleri getirebileceğini çok iyi biliyor. Kadınlar, ‘Biz sokaklarda olacağız, şehitlerimize sahip çıkacağız, önderliğimizin dışarı çıkması için mücadele vermeye devam edeceğiz. Barış bizim mücadelemizle olacak’ diyor” dedi. Ülkede yaşanan 30 yıllık savaşa dikkat çeken Nimet Tanrıkulu, yaşanan zorunlu göç ve katliamların telafisinin bir şekilde yapılması gerektiğini ileri sürerek, “Bu süreçte zorla göç ettirilen kadınlar tecavüzlere maruz kaldı. Bu kadınlar, yaşadığı onca vahşeti anlatamadı çünkü ata erkil bir dünyada yaşıyorlardı ve anlattıkları an o zihniyetin olayı ele alış şeklinin kadın boyutuyla olmayacağının bilincindeydiler. Şimdi kadınlar, barış sürecinden kaynaklı yaşadıklarını bir nebze anlatıyor. Fakat bunlar yeterli değil” şeklinde konuştu. Nimet, “Savaş mağduru kadınların tarihi anlatılmaya çalışılsa da, yine de kadını tam olarak anlatan bir tarih olmayacak” diyerek, kadınların savaşta yaşadığı acıların tarifinin imkânsız olduğunu söyledi.
‘Halkın kaygıları var’
“BİKG olarak yaptığımız tüm görüşme sonrası halkın çok fazla kaygıların ortaya çıktığını görüyoruz” sözleriyle konuşmasına devam eden Nimet Tanrıkulu “Kürt kadınları, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın mektubuyla başlayan konuşmalarında, ‘Biz adım attık ama hükümet atmıyor’ diyorlar” şeklinde konuşarak, “Kadınlar hükümetin adım atmadığını düşünüyor. Baraj yapımını insansızlaştırma olarak nitelendiriyor ve barajı istemiyor, koruculuğu kadın bedenine bir tehlike olarak görüyor, cezaevinde buluna evlatlarının serbest bırakılmasını istiyor. Karakol ve kalekolların yapımını istemiyor fakat bunların hepsi barış sürecinde de devam ediyor. Halk, ‘Gerilla buradan geri çekildi ve askerler boş kalan alanları doldurdu. Artık askerler ağır silahlarla mahallelerde geziyor. Yaşam alanlarımıza müdahale ediyorlar. Eskiden böyle değildi’ diyerek kaygılarını dile getiriyor” diye belirtti.
‘Barış bu günden yarına yapılacak kadar kolay değil’
İlk geri çekilme sürecini Behdinan’da izlediklerini belirten Nimet, geri çekilen PKK’lilerle yaptıkları görüşmede, “Gerillalar, ‘Biz orada insanlarımızı geride bıraktık. Önderimiz bize çekilin dedi ve biz geri çekildik. Fakat arkada halkımızı geride bıraktık kaygılıyız. Barış sürecine rağmen geri dönüş yollarında korucuların, askerlerin ve insansız savaş uçaklarının kendilerini izlemelerinden dolay geri dönüş zorlu geçti. Fakat önderimize ve halkımıza güvenimiz tam’ diyorlardı. Yani aslında Kürt halkının genci ve yaşlısı kaygılarına rağmen sürece ilişkin umutlu olmaya çalışıyor” dedi.
“Savaş kolaydır ama barışı inşa etmek zordur. Barış bu günden yarına yapılacak kadar kolay değil. Barış gerçekleşse bile, erkek egemen toplumun etkisinin bitmesi zor olacak” ifadelerine yer veren Nimet, kadının olamadığı barış sürecinin cinsiyetçi olacağının altını çizdi.
Türkiye'nin de imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler ’in 1325 numaralı kararında, barışın inşasında müzakerelerde dahil her aşamasında kadınların eşit temsil edilmesinin sağlanması gerektiğini ve tüm süreçlerde kadınların mutlaka katılmasını ve alınan kararlarda cinsiyet eşitliğinin göz önünde bulundurulmasından geçtiğini belirten Nimet, Türkiye’nin de bu kararnameyi imzalamasına rağmen ulusal plan olarak işlemediğinin altını çizerek, “ Barış sürecinin kadınların katılımıyla şeffaf ve sürdürülebilir olacağını belirtti. Nimet, “Bu yüzden ulaşabildiğimiz her yere, köylere, sokaklara ve mahallelere giderek kadınlarla müzakere süreçlerine katılımlarımızla ilgili rollerimizi konuşuyoruz. Barışın tesisinin her safhasına katılmaları ve bu hakka sahip olduklarını, bunun için birlikte mücadele etmemiz gerektiğini paylaşıyoruz” dedi.
‘Barışın dilini birlikte yaratacağız’
“BİKG Temas ve Gözlem Komisyonu olarak, savaşın tüm taraflarıyla görüşmeyi konferans kararı olarak belirlemiştik. Bu yüzden savaşın bir tarafı olan gerilla kadınlarla da görüşmeyi planlıyoruz” şeklinde ifadelerle BİKG’in geleceğe dönük programının paylaşımında bulunan Nimet, “Parlamenter kadınlardan, gerilla ve tüm kesimleri temsil eden kadınlara ulaşarak süreçte yer alan kadınların sesi olmaya çalışacağız. Kürt halkı ve Kürt kadını savaşı çok ağır yaşadı. Ancak bu savaş tüm toplumu etkiledi. Bu yüzden farklı kesimlerden kadınlarla bir raya gelerek barış için yürütülen müzakere süreçlerine katılımların çoğalması için deneyimlerimizi paylaşacağız. Barışın toplumsallaşması için bu görüşme ve buluşmaların önemli. Bunun yanı sıra barış dilinin de barış sürecinde eşdeğer saygının da önemli şimdiki süreçte kullanılan dilin eril bir dil. Barışta bu dil kullanılmaz, barışın dili tesis edilmeli. Akıllarımızı, fikirlerimizi birleştirerek barışın dilini inşa edeceğiz. Barış umudumuz ve mücadelemiz sürüyor. Biliyoruz ki evlerden sokaklara, meclisten, dağlara kadınlar her yerde barış için mücadele eder ve barış için açılan yolda ısrarcı olursa kalıcı bir barış gerçekleşir” sözleriyle konuşmasına son verdi.
Foto - Kamera: Zehra Doğan
(zd)

