Erkekler, ‘Tecavüzcü erkek İstemiyoruz’ dedi

13:25

JINHA


AMED –  “Tecavüzcü erkek istemiyoruz” sloganıyla yürüyüş düzenleyen erkekler, bölgede giderek artan taciz ve tecavüzlere dikkat çekerek,  “1997 ve 2012 yılları arasında Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Yardım Bürosu’na başvuran 368 kadından 270’inin Kürt olması devlet politikalarını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır” dedi.


Bölgede giderek artan taciz ve tecavüzlere karşı tepki gösteren erkekler Kamu Emekçileri ve Sendikası Şubeler Platformu  (KESK) öncülüğünde bir araya gelerek yürüyüş düzenledi.  Sivil toplum kuruluşlarının katılım gösterdiği yürüyüş,  Sanat Sokağı’ndan Koşuyolu Parkı’na kadar sürdü.  “Taciz ve tecavüzleri barındırmayacağız”, “Kadının kurtuluşu, toplumun kurtuluşudur”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, Kadına yönelim, yaşama yönelimdir”, "Kürdistan'da tacizi ve tecavüzü barındırmayacağız" pankartlarının taşındığı ve  “Özgür kadın, özgür yaşam”, “Tacizi kaldır, yaşamı özgürleştir”, “Tecavüzcü erkek istemiyoruz”,  “Güçlü kadın, zayıf erkek”, “Çocuklara uzanan eller kırılsın” sloganlarının atıldığı yürüyüş sonrası erkekler basın açıklaması gerçekleştirdi.  Kürtçesini  Kurdi – Der Başkanı Selahattin Gültekin’in, Türkçesini  KESK dönem sözcüsü Mehmet Karaaslan’ın okuduğu basın metninde, “Devlet,  kadını düşürerek toplumu düşürmek istiyor” denildi.


‘Kadın toplumun temel dinamiğidir’


‘Kadın toplumun temel dinamiğidir’ ifadelerinin yer aldığı  Kürtçe ve Türkçe okunan basın metni şöyle:


“Kadının toplumun temel dinamiği olduğunu bilen devlet bu gerçekleri bildiği için kadını düşürerek toplumu düşürmek istiyor. Yönelimin temelinde bu gerçek vardır. Bu nedenle en aşağılık yöntem olan taciz ve tecavüz bir aşağılama yöntemi olarak kullanılıyor. Taciz ve tecavüzün büyük çoğunluğunun Kürdistan’da meydana geliyor olması devletin Kürtlere bakışını ortaya koymaktadır.


1997 ve  2012 yılları arasında Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Yardım Bürosu’na başvuran 368 kadından 270’inin Kürt olması devlet politikalarını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Polisin jandarmanın infaz koruma memurlarının ve yatılı bölge okullarında yöneticileri içinde yer aldığı tecavüz olayları bu politikanın Kürtler üzerinde bilinçli bir biçimde uygulandığını gösteren örneklerdendir.


‘Günde 5 kadının katledilmesi egemen sistemden ayrı düşünülemez’


Günde ortalama olarak 5 kadının katledildiği 2013’ün ilk üç ayında 72 kadının devletin koruma sorumluluğundayken öldürüldüğü bir ortamda, bu olayları egemen sistem dışında değerlendirmek mümkün değildir.


Önceki yıllarda Pozantı’da taş atan çocuklara, Bingöl’de, Mardin’de ve son olarak Siirt’te defalarca ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında devletin tavrı ve mahkemelerce uygulanan ‘Hafifletici nedenler’ devleti zan altında bırakan uygulamalardır.


2011 yılında Bingöl’de bir uzman çavuşunda içinde bulunduğu 8 askerin tecavüzüne uğrayan 16 yaşındaki E.A  adlı çocuğa tecavüz olayı başka türlü açıklana bilinir mi? Siirt Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Çekin’in ilk anda serbest bırakılması daha sonra kamuoyu baskısı sonucu tutuklanması bizim için önemli bir sonuçtur. Bu demektir ki mücadele edince sonuca varmak imkan dahilindedir. Kadının kurtuluşu toplumun kurtuluşudur.”


Basın açıklamasından sonra kitle, “ Kürdistan’da tacizci ve tecavüzcüleri barındırmayacağız” sloganlarıyla olaysız bir şekilde dağıldı.           


(dc/zd)