Zorunlu göç mağduru ‘öteki’ kadınlar…

15:52

JINHA


AMED – BiKG Temas ve Gözlem Grubu, Hasırlı Çamaşır Evi’nde Sur içili kadınlarla bir araya gelerek, kadınların dilinden doksanlı yıllarda asker tarafından zorla köylerin boşaltıldığı anı dinledi. Mardin’in köyünden göç etmek zorunda kaldığını dile getiren Seniha Süren, şehir hayatında öteki olduklarına dikkat çekerek, “Artık ne köy hayatı var ne de alışılmış bir şehir hayatı. Ortada kaldık” dedi. Baskı ve asimilasyon politikalarının hala devam ettiğine dikkat çeken bir başka göç mağduru Ayten Eydemir, “Tek doğru haberi aldığımız Kürt kanalları bir bir kapatılıyor. Bu, Kürtleri sağır ve dilsiz yapmak demektir” ifadesinde bulundu.


İstanbul Barış İçin Kadın Girişimi Temas ve Gözlem Grubu üyeleri, bir takım temaslarda bulunmak amacıyla geldikleri Diyarbakır'da kadınlarla biraraya geldi. Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Beyaz Kelebekler Çamaşır ve Tandır Evi'nde kadınlarla biraraya gelen,Nilgün Yurdalan, Yurdusev Özsökmenler, Candan Yıldız, Nükhet Sirman, Feride Eralp, Ayşe Toksöz Diyarbakırlı kadınlarla yeni süreci tartıştı. Grup, kadınlarla PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından başlatılan yeni süreçteki beklenti ile sürece nasıl baktıklarını konuştu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Nükhet Sirman, kadınlara ziyaret nedenlerini açıklayarak, sürece ilişkin neler düşündüklerini bilmek istediklerini kaydetti. 


‘Tek odalı evde 8 kişi yaşamaya çalıştık’


Doksanlı yıllarda, askerin köylerini yaktığını ve kendilerini Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı olan köylerinden zorunlu göçe zorladığını dile getiren Mardinli Ayten Eydemir, “Günün birinde, köyümüze yığınla asker geldi ve bizlerin gerillaya yardım yataklık yaptığımızdan dolayı artık köyümüzden barınamayacağımızı, çıkmamız gerektiğini söylediler” diyerek köyü yakma kararının alındığı andan itibaren askerlerin hızlı bir şekilde işe koyulduğunu ve eşyalarını dahi çıkarmaya zaman bulamadan tüm mal varlıklarının gözlerinin önünde ateşe verildiği anı izlediklerini söyledi. Hiç bilmedikleri bir şehre göç etmek zorunda kaldıklarına dikkat çeken Ayten, “Buraya geldikten sonra asıl serüven şimdi başladı. Her gün evimizin kapısı çalınıyordu. Özel harekât timleri evi darmadağın ederek çıkıyordu. Tek odalı evde 8 nüfus yaşıyorduk. Çocuklarımı okutamadım. Çocuklarım şimdi bana öfkeli. ‘Bizi neden okutmadın’ diyorlar. Fakat benim gücüm yoktu. Eşim gündelik işlerde çalışıyordu. Çalıştığı gün karnımızı doyurabiliyorduk. Çalışmadığı zaman da aç kalıyorduk” şeklinde ifadelerde bulundu. Eşinin sürekli gözaltına alındığını dile getiren Ayten, “Bir gün gelip eşimi aldılar ve bir daha göremedim onu” dedi. “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne güvenimiz kalmadı” diyerek konuşmasına devam eden Ayten, yaşanan olayları televizyondan takip eden dünya kamuoyunun Kürt meselesine karşı sessiz kaldığını dile getirdi. Ayten ayrıca, Kürt halkına yapılan baskı ve asimilasyon politikalarının devam ettiğine dikkat çekerek, “ Tek doğru haberi aldığımız Kürt kanalları bir bir kapatılıyor. Bu, Kürtleri sağır ve dilsiz yapmak demektir” dedi.


‘Bu topraklara barış gelsin’


Zorunlu göç mağdurlarından Bismilli Hanım Kar, “Bilmediğimiz şehir hayatına hala alışamadık. Bunun yanı sıra devlet hala yakamızı bırakmadı. Geçen yıl oğlumu polis baskınında kaybettim. Evi basan polisler oğluma işkence yaptı ve binadan aşağı attı, arkadaşının da gözlerini oydu. Bu olayı nasıl unutabilirim ki? Başbakanın beni anlaması için aynı şeyin kendisinin ve eşinin de yaşamasını istemem. Bu acı tarif edilemez bir şekilde acıdır. Birilerinin acısını anlamak ve pişman olmak için aynısını yaşamaları gerekmez. Sadece bu topraklara barış gelsin istiyorum. Geçen yıl bana uzatılan bir mikrofona Kürt meselesine ilişkin konuştum. Aynı günün akşamı evimiz basıldı ve iki çocuğum gözaltına alındı. Bu yüzden korkuyorum konuşmaya. Yoksa anlatacak uzun bir hikâyem var” dedi.


‘Cezaevinde Kürtlere Copla tecavüz edildi’


“Barış sürecini Apo başlattı” diyen Seniha Süren, doksanlı yıllarda Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Fıstıklı köyünden göç etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Şehir hayatında öteki olduklarına dikkat çeken Seniha, “Artık ne köy hayatı var ne de alışılmış bir şehir hayatı. Ortada kaldık” ifadesini kaydetti. Göçün yanı sıra köy bireylerinin her birinin takip altına alındığını belirten Seniha, “O dönemler çok derin ve acılıydı. Çobanlarımız dağlarda hayvan otlatıyor diye tankların arkasına iple bağlanarak sürükleniyordu. Erkekler, cezaevlerinde sayısız işkencelere maruz kalıyor ve yaşamını yitiriyordu. Cezaevlerinde Kürt halkına Copla tecavüz edildi” dedi.


‘Eski acı geride kaldı, yenisi olmasın diye konuşalım’


“Barışın olabilmesi için önderimiz ve evlatlarımız o deliklerden çıkmalı” diyen Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Fıstıklı köyünde zorunlu göçe maruz kalan bir başka kadın Yüsra Sezer, “Artık eskiyi unutalım. Önümüzde bizi neler bekliyor diye tartışalım. Yeni bir hile ve yok etme politikasını daha hazmedecek güçte değiliz. Bizler kandırılmamalıyız, bunun üzerine konuşmalıyız” şeklinde konuştu. Yüsra, PKK Lideri Abdulah Öcalan’ın tutuklu olduğu, sadece gerillaların geri çekildiği ve her mahallenin başında bir Akrep’in olduğu barış sürecinin gerçekte var olmadığını vurguladı.


‘Kürtlerin çocukları açlıktan ölüyor’ denmesin diye…


“Eşimi işkencede öldürdüler” diyen Diyarbakır’ın Kocaköy köyünden göç etmek zorunda kalan Hanım Atlı, “Eşimi bunca işkenceden sonra öldürdüler. Çocuklarım her kapıya baktığında babalarını hatırlıyor. Çocuklarım babalarını bir gün gazetede öldürülen terörist olarak gördü. Bu psikolojide yaşayan çocukların durumunu anlaya bilirsiniz” dedi. Hanım, çocuklarının geçimini sağlaya bilmesi için mevsimlik işçi olarak çalıştığını belirterek, “’Kürtlerin evlatları açlıktan ölüyor’ denmesin diye, Türkiye’nin birçok yerine gittim ve çocuklarımla beraber tarlada çalıştım. Bandırma, Bursa, Sakarya Manisa gibi birçok yerde mevsimlik işçi olarak çalıştım. İş bittikten sonra Amed’e döndüm ve burada da pamuk topladım” dedi.


“Hayvanlarımız öldürüldü, evimiz yakıldı. Tazminatını hükümetten istiyoruz” diyen Mardin’den göç etmek zorunda kalan bir başka kadın Şevkiye Akbalık, “Artık bu durum ortadan kaldırılsın. Yaralarımız sarılmaz ama hakkımızı da istiyoruz. Bunun yanı sıra burada kadınların da ekonomik güçlerini ellerine alması gerekiyor. Eşlerimiz katledildikten sonra yaşamı bir şekilde kılınır hale getiren güçlü kadınlar olarak iş istihdamı istoruz” diyerek sözlerine son verdi.


BİKG’li kadınlar, çamaşır evi ziyaretinden sonra İstanbul’a doğru yola çıktı.


(zd)