Süryaniler: Toplumu, yine kadın birleştirecek!
12:16
Zehra DOĞAN - JINHA
MARDİN - Hıristiyanlık dünyasında kilisede kadına yönelik ilk reform yapan halk Süryanilerdir. Reformdan sonra kadınlara seslenen Aziz Mor Afrem," Ey kadınlar kiliseye gelin ve Allah’a yüksek bir sesle seslenin. Eğer erkekler itiraz edip ‘Anamız bizi ferdus makamından çıkarmış’ derse, kabul edin. Fakat onlara, her zaman tekrar birleşmemizin Meryem ana aracılığıyla olacağını unutturmayın. Bizi birbirimize tekrar birleştiren, kadın olacaktır " der.
Tarih boyunca birçok kavmin ve dinsel topluluğun yurdu olan Mardin, kale çevresinde Müslüman, Ermeni Katolik, Süryani Kadim, Süryani Katolik, Keldani, Şemsi ve Yahudi olmak üzere 7 farklı din ve etnik kimliği barındırıyor. Aynı zamanda, bunun gerektirdiği sosyal uyumun yakalanabildiği bir kent. Bu topluluklardan biri de, Süryani Kadimleri. Mardin’de yaşayan en önemli, hatta tek gayrimüslim topluluk olma özelliği taşıyan Süryanilerin dünyadaki nüfusu, 20 milyonun üzerinde. Mardin’de Süryanilerin dini ibadetlerini yapabilecekleri kiliseler bulunuyor. Kilise mensuplarının kullandığı dil, İsa’nın da konuştuğu Süryanice bir diğer adıyla Aramice. Din açısından önemli görüldüğünden, Süryaniler arasında şarapçılık oldukça gelişkin. Günümüzde Süryaniler, sadece Mardin ve Midyat’ta, evlerine gelen misafirlere ikram edilmek için şarap üretimi yapıyor. Mardin’de kültürlerini koruma mücadelesi veren Süryanileri ziyaret ediyoruz. Süryanilerle, kültürlerinde şarap, inanç ve kadının yeri üzerine konuştuk. Bizi evinde ağırlayan 80 yaşındaki Nasra Çilli, “Evimize hoş geldiniz. Bereket getirdiniz. Tanrının bize merhamet etmesi ve evimize bereket gelmesi için, duamı torunumla beraber okuyacağım" diyerek küçük torunu 8 yaşındaki Teodora ile birlikte, ilâhisini söylüyor. Süryani kültürüne ilişkin gezimiz, ilahiyle başlıyor.
'Kültürümüzü, dinimizi patiskaya resmediyorum’
Babasının ona miras bıraktığı sanatı ‘patiskaya desenler çizme’ işini devam ettirdiğini söyleyen Nasra, kendisine bırakılan geleneğin takipçisi olduğunu belirtiyor. Nasra, "Ben evimde babamdan kalan mirası devam ettiriyorum. Kumaşın üzerine normal desenlerden ziyade, kendi kültürümüzü ve dinimizi anlatan desenleri resmediyorum. Bu sanat Süryanilere özgüdür” sözleriyle, bu işe verdiği önemi anlatıyor. Kendisinden sonra bu işi devam ettirebilmesi için, torunu Teodora’ ya boyama sanatını öğrettiğinin altını çizen Nasra, “Kültürün kaybolmaması için herkes elinden geleni yapmalı" diyor. Süryani kültüründe kadın ve erkek ilişkilerine değinen Nasra, yaşamın, ‘kavgasız, gürültüsüz ve huzur’ içinde geçtiğini belirtiyor.
‘Önemli olan dinin ne olduğu değil, insan olması’
Her gün ibadet için kiliseye gittiğini ve diğer dine mensup olan komşularıyla arasındaki ilişkinin çok iyi olduğunun altını çizen Nasra, komşuluk ilişkilerini değerlendiriyor: "Dinimizi ve kültürümüzü bir arada yaşamaktan yanayız. Dinimiz bize iyi olmayı emreder. Komşularımızla olan ilişki çok eskilere dayanır. Birbirimize eski bir akraba gibi bakarız. Mardin'de taşınma olayı pek olmaz. Bu yüzden komşularımızla köklü bir bağla bağlıyız. Onların Müslüman veya Hıristiyan olmalarıyla ilgilenmeyiz. Önceliğimiz, vicdanlı birer insan olmalarıdır. Onlar da bize böyle bakar. Dini görüşlerimiz, komşuluk ilişkilerimizi asla etkilemez" sözleriyle ifade ediyor. Nasra, bir yandan sorularımıza cevap verirken, diğer yandan önündeki patiskaya desenler yapıyor..
'Süryani kültürü, kadına saygıyı esas alınır!'
Süryani kültüründe Hristiyanlığın kadına farklı bir bakış açısı sağladığını belirten Nermin Çilli ise, kilisede kadın - erkek ayrımının, dini görüş açısından söz konusu olmadığının altını çiziyor. Mesih İsa’nın içeceklerden her zaman şarabı tercih etmesi nedeniyle, din açısından kutsal içecek olarak kabul edildiğini söyleyen Nermin,"Hristiyanlıkta en güzel şey, kadına saygının esas alınmasıdır. Kültürel değerlerimize özgü en büyük şeylerden biri de, Süryani şarabı. Süryani şarabı kutsaldır ve Süryani kadınlarının emeği ile üretilir” diyor. Kilisede âyin yaparak kültürlerini yaşatmaya çalıştıklarını ifade eden evli ve torun sahibi Nermin Çilli, çocuklarına kilisede din dersleri verdiklerini ve Süryanice’ yi öğretip dua ettiklerini belirtiyor. Başka kültüre sahip olan komşularıyla ilişkilerinin gayet iyi olduğunu ve aralarında hiçbir zaman din ayrımı olmadığını söyleyen Nermin, “ Sanki hepimiz aynı dindenmişiz gibi anlaşıyoruz. Komşuluk ilişkilerimiz çok sıkı bir bağla bağlı” diyerek komşularına verdiği değerin önemini ifade ediyor.
Kilisede kıddası yani ibadeti şarap ile yaptığını anlatan Nermin, Süryani şarabının yapım aşamasını bizimle paylaşıyor:
"Üzümü bağdan toplayıp sıkıyoruz ve üç gün leğenler içerisinde güneşte bekletiyoruz. Şarabın mayası güneştir. Şarap, kendi kendine günlerce kaynıyor ve elde ettiğimiz özü alıp küplere dolduruyoruz. Bu işlemin sonucunda, şarap küplerini depolarda himaye ediyoruz.”
'Büyükannemin anlattığı Süryani masalları çok seviyorum!'
Bizi evinde ağırlayan Teodora Çilli (8), oyunlardan en çok aslan oyunu ve kelebek oyunu oynamayı çok sevdiğini söylüyor. Teodora, “Büyükannemin masalları çok uzun ve güzeldir. Onun Süryanice masallarını dinlemeyi çok seviyorum" dedi. Süryanice konuşmayı kilisede öğrendiğini ve kilise korosunda olduğu için her gün gidip dua ettiğini söyleyerek henüz yeni öğrenmiş olduğu Süryanice duayı, ‘Tanrının misafirlerine iyilik getirmesi’ için ediyor. Farklı dinde olan arkadaşlarını çok sevdiğini ve sokakta birlikte oynadıklarını söyleyen Teodora, "Beraber okula gidiyoruz. Öğrendiğimiz masları birbirimize anlatıyoruz. Sonrada eve gelip televizyonda cd açıyoruz. Evde tek olduğum zamanlarda ise annem ve babam şarap yaparken yanlarına gidip öğrenmeye çalışıyorum. Daha sonra, büyükannemle kumaş üzerine boyamalar yapıyoruz. Boyama yapmayı çok seviyorum. Şimdilik güvercin yapmayı öğrendim" diyerek bize yeni yaptığı güvercin motifli boyamasını gösteriyor.
‘Evliliklerde haksız olan tarafa ceza verilir’
Kırklar Kilisesinde dini öğretisini veren ve Süryani kültürünü yaşatmak için mücadele eden Kırklar Kilisesi'nin papazı Gabriel Akyüz, Hıristiyanlık dünyasında kiliselerde ilk kez Süryani’ler tarafından kadın hakları verildiğini belirtiyor. Süryani kültüründe erkek-kadın ayrımı olmadığının altını çizen Gabriel, inançlarının etkilediği kültürü anlatıyor:
"Kiliseye katılım eşit bir şekilde olur. Ayinlere her iki tarafta gelmek zorundadır. Mesela hem erkek hem de kadın vaftiz olur. Tövbe ve itiraf her iki tarafta yapar. Kutsal kurban, evlilik, diyanposluk her iki tarafta yapmak zorundadır. Bunun yanı sıra her iki taraf ta evlilik töreninde kilisede bulunmak zorundadır. Evliliklerde zina dışında boşanma yasaktır. Ve ikinci eş alma olayı katiyen yasaktır. Çünkü evlenenler iki ayrı beden değil, tek beden olur. Boşanma esnasında haklı ve haksızı ayırt etmek için her iki tarafla da görüşülür. Haksız olana ceza verilir."
'Evlenince iki beden, tek bedene dönüşür!'
Hıristiyanlık dünyasında ilk reformu Süryanilerin yaptığına işaret eden Gabrial, bu reformların kiliseye müziğin girmesi ve kadınlar tarafından teyemmüm etmeye izin verilmesi olduğunu kaydediyor. Avrupa Hıristiyanlık dünyasında altıncı yüzyılla kadar bu hakların yasak olduğuna işaret eden Gabriel, Süryanilerin bu reformu dördüncü yüzyılda yapmış olduğunu vurguluyor. Gabriel, reformların öncülerinden birinin de, Aziz Mor Afrem olduğunu söylüyor. Mor Afrem M.S 306-373 yılları arasında Nusaybin’ de yaşamış ve Nusaybin-Urfa kolu üzerinde görev yapmış Süryani Aziz ve yazar - şairdir. ‘Kutsal Ruhun Gitarı’, ‘Süryanilerin Güneşi’ olarak da bilinen Mor Afrem’in kadınlara hitaben söylediği sözler olduğunun altını çizen Gabriel, "Mor Afrem kadınlara,'Ey kadınlar kiliseye gelin ve Allah’a yüksek bir sesle seslenin. Eğer erkekler itiraz edip ‘Anamız bizi ferdus makamından çıkarmış’ derse, kabul edin. Fakat onlara, her zaman tekrar birleşmemizin Meryem ana aracılığıyla olacağını unutturmayın. Bizi birbirimize tekrar birleştiren kadın olacaktır. Bu yüzden kiliseye gelin ve teyemmüm edin 'der. Bu nedenle kadınlar da rahipler gibi kilisede rahibe olma hakkına sahiptir. İncil bize şöyle seslenir,'erkeğin kadını sevmesi gerekiyor ve kadının da erkeğe güvence vermesi gerekiyor' der. İki insan evlenince ölür. Evlenen insanların, önceki bedenini unutması gerekir. Çünkü yeni bir bedene girer ve bu beden iki bedenin birleşiminden oluşan tek bedendir. Biz buna inanırız" diyor.
‘Süryani inancında ‘savaş’ yasaktır’
Süryanilerin hiçbir zaman savaştan yana olmamasının nedeni incilin savaşı yasaklaması olduğunu belirten Gabriel, Süryanilerin maddiyatı ‘olmazsa olmaz’ görmediklerini ifade ediyor. “Süryaniler, dünya malıyla asla ilgilenmez. Bizim amacımız rahat ve huzurlu bir şekilde yaşamaktır” diyen Papaz Gabriel, şunları dile getiriyor:
“Komşularımızla olan ilişkilerimize son derece değer veririz. Bunun nedeni yine İncil’dir. Çünkü İncil’de şöyle bir ayet geçer 'Allah’ı tüm yüreğinle, komşunu da kendin gibi seveceksin' der. Bu emirlere uyan biri nasıl kötüyü düşünebilir ki? Biz Süryaniler olarak ilime ve sanata çok değer veririz. Çünkü ancak bu şekilde ilerleyebiliriz. Yedinci yüzyıla kadar, bu bölgede elli üniversite inşa ettik. Bu sayede Süryaniceyi uslusallaştırdık. Ve bunun yanı sıra medeni ilimi ve dini bir arada götürüyoruz. Bu bölgede ilimi zirveye taşıdık."
Söyleşinin ardından Papaz Gabriel, bizi kilisedeki küçük öğrencileri ile kapıya kadar uğurluyor.
Fotoğraf – Kamera: Zehra DOĞAN
(zd/hp)

