‘Kadın kimliği ile birbirlerine dokunarak ortak bir yol izlenecek’
10:06
JINHA
İSTANBUL – Savaş Mağduru Kadınlar Merkezi’nden Vesna Kesic savaş zamanlarında çok fazla milliyetçilik ve savaş çığırtkanlığı yapıldığına dikkat çekerek, kadınların böyle dönemlerde ne anne, ne kız kardeş ne de eş olduklarını, kadınların sadece rasyonel bir kadın olduklarını hatırlamaları gerektiğini vurguladı.
Barış İçin Kadın Girişimi ve TACSO Cezayir Restoran ’ta bir panel düzenledi. Panelde, savaşta ve savaş sonrasında, kadınların barış inşasında nasıl bir rol oynamaları gerektiği konusunda, kadınlar yaşadıkları sorunları ve mücadelelerini konuştu. Panele, Hırvatistan’da savaşa karşı mücadele vermiş ve barış inşasında da yer almış Aida Bagic, Vesna Jankovic ve Savaş Mağduru Kadınlar Merkezi’nden Vesna Kesic katılarak kadınlarla tecrübelerini paylaştı.
‘Hepimiz aynı düşünmesek de amacımız aynıydı’
20 yıldan beri kadın çalışmalarında yer aldığını belirten Aida Bagic kadınlarla savaş sırasındaki deneyimlerini paylaştı. Aida, 1991 yılında Hırvatistan Yugoslavya savaşında barış için kadın girişimi kurduklarını dile getirdi. Tüm yurt içindeki kadınlarla ve çeşitli sivil toplum örgütleri ile bir araya geldiklerinin altını çizen Aida, kadınlar olarak, hep birlikte savaşa karşı örgütlenmek ve birlikte dayanışma içinde olmak zorundaydık dedi. Kendi aralarında da ayrılıklar yaşadıklarını ifade eden Aida, “Aramızda milliyetçi politikalara karşı olanlar ile ulusal çıkarları gözeten gruplar vardı hepimiz aynı düşünmesek de amacımız aynıydı” dedi.
‘Kadınlar medya yüzünden birbirlerini düşman zannediyordu’
Savaş sürecinde örgütlenirken Amerika ve Batı Avrupa ile irtibata geçtiklerini dile getiren Aida, savaş öncesinde birbirini tanımayan Sırp, Bosnalı, Hırvat kadınların bir araya gelerek, birbirlerini anlamak için mücadele ettiklerini ve bunun çok farklı bir deneyim olduğunu ileri sürdü. Bu kadınların birbirleri ile savaşın başından itibaren temas halinde olmadıklarının altını çizen Aida, bunun sebebinin ise, medyanın savaş sürecinde karşı tarafı sürekli düşman olarak tanıtmasından kaynaklı olduğunu söyledi. Aida sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün kadın ve barış dendiği zaman, BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 maddeli yasası var. Bu bizim uluslararası hukuk çerçevemiz ve biz kadınlar bu yasa ile hükümete ve karar veren mercilere baskı yapabiliriz. Balkanlar’da savaş bitmiş olmasına rağmen, birçok sivil toplum örgütü farkındalık ve bilinç arttırmak için çalışmalar yapıyor.”
‘Anneler ordudan evlatlarını istedi’
Aida, savaşlarda annelere de rol düştüğünü belirterek, Hırvatistan’da savaş sırasında annelerin Yugoslav Ordularına yürüyerek askerdeki evlatlarını geri istediklerini ve yüzlerce insanın onlara destek verdiklerini ileri sürdü. Savaş sırasında ve sonrasında hükümet ile diyalog halinde olduklarını dile getiren Vesna, “1995 yılında kürtaj yasasının iptalini istedik, kadın komisyonları kurduk parlamentoya girmek için mücadele ettik ve savaştan sonrada kadın mahkemeleri komisyonları kurduk” dedi.
‘Milliyetçilik ve savaş çığırtkanlığına karşı kadın olmak’
Yıllarca savaş karşıtı kampanyalarda ve Zagrep Kadın Lobisi’nde çalışmalar yaptığını söyleyen Vesna Jankoviç savaş sonrasında kadınların yaşamında çok fazla değişim olduğuna dikkat çekti. Bu değişimlerin kadınların yararına olmadığına vurgu yapan Vesna, savaş sonrasında ülke çok daha fazla muhafazakarlaştı ve ata erkil bir yapıya büründü dedi. Kadınların böyle bir ortamda örgütlenmeye çalıştıklarını belirterek kadınların sosyalizmden kalan haklarını ellerinde tutmak için mücadele verdiklerini kaydetti.
Farklı kimliklerden kadınların bir araya gelip barışı konuşmaları çok etkileyici diyen Vesna Kesic, bu diyaloğun muhafaza edilmesi gerektiğini ileri sürdü. Savaş zamanlarında çok fazla milliyetçilik ve savaş çığırtkanlığı yapıldığına dikkat çeken Vesna, kadınların böyle dönemlerde ne anne, ne kız kardeş ne de eş olduklarını, kadınların sadece rasyonel bir kadın olduklarını hatırlamaları gerektiğini vurguladı.
‘Kürt ve Türk Anneleri birbirlerinin acılarına dokunabilmeli’
Türkiye’deki savaş ile kendi ülkelerindeki savaşın farklı olduğunu ileri süren Vesna “ Bizde savaş çok ani oldu ve birkaç yıl içinde bitti ancak sizin ülkenizde savaş 30 yıldır hala devam etmekte” dedi. Türkiye’deki Kürt ve Türk anneleri bir araya gelmeli zor da olsa birbirlerini anlamak için emek vermeli diyen Vesna, bir kadının farklı düşünen bir kadını anlaması ve ona güvenmesi çok anlamlı bunun için çalışmalar yapılmalıdır ifadelerini kullandı.
Gerek Türkiye’de gerekse dünyada kadınların, kadına karşı şiddet, kadın ticareti ve LGBT hakları için ortak mücadele vermeleri gerektiğine işaret eden Vesna, hangi kimlikten olursak olalım kadın kimliğimizde buluşup mücadele vermemiz çok önemli şeklinde konuştu.
‘Söz dinlemeyen yaramaz Kürt çocukları’
Barış İçin Kadın Girişimi’nden Serap Güre, Türkiye’deki savaş ve son siyasi süreçle ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki savaşla ilgili, benzetme yapan Serap, ülkede söz dinlemeyen çocuklar var, bunlar dağlara çıkıyor ve babada bunları dövüyor. Sanki bu çocuklar rahat dursa her türlü hakları zaten var havası söz konusu dedi. Serap sözlerine şöyle devam etti:
“Bizler de yıllarca bunlarla yaşadık ta ki 1980 darbesi olana dek. O zaman bu savaş tırmandı ve Kürtler çok fazla şiddete maruz kaldı. Bunun sonucunda Türkiye’nin batısından da insanlar buna dahil oldu. Kürt olmayan gençler de dağa gitti ve Kürdistan topraklarında birçok insan öldü. Artık bu coğrafyada Kürtlerin var olduğu her evde konuşulmaya başlandı ve bugünlere gelindi.” Yeni bir sürece gelindiğinin altını çizen Serap, Kürtlerin hakları için mücadele verilirken kadınlar bu yeni sürece nasıl dahil olacaklarının yollarını arıyorlar şeklinde konuştu.
Kadınlar, bundan sonra Türkiye’deki kadınların barış sürecinde nasıl bir yol izlemeleri üzerine çeşitli öneriler getirdi. Kadınların sadece kadın kimliği ile birbirlerine dokunarak ortak bir yol izlemeye çalışmasının barış sürecine önemli ölçüde katkı sunacağı her zeminde ve kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerektiği vurgulandı.
(ed/pk)

