‘Sömürge politikalarının kirli aracı tecavüz ve fuhuş’

10:38

JINHA


ANKARA – BDP Kadın Meclisi yaptığı yazılı açıklamada son dönemlerde yaşanılan taciz ve cinsel istismar vakalarına dikkat çekti. Yapılan yazılı açıklamada, “Kürdistan coğrafyasında devletin uyguladığı taciz, tecavüz ve fuhuş, toplumsal düzenden sapmak değil, devletin Kürt toplumunu dize getirip kendi yöntemleriyle düzen sağlamak için bizzat devlet yetkilileri ve devlet görevlileri eliyle yaptığı bir uygulamadır” vurgusu yapıldı.


Ciddi bir savaş yönteminin uygulandığını dile getiren BDP Kadın Meclisi, “Çünkü tecavüz sadece fiziki varlığı değil, asıl olarak ruhu, kişiliği ve düşünceleri hedef alıp bitirmeye yöneliktir.  Ve asla kapanmayan bir savaş yarası olduğunu hepimiz gibi, devlet de gayet iyi bilmektedir” vurgusunu yaptı. “Bu yüzden sistematik cinayetlerin ve sistematik işkencenin yanında sistematik tecavüz politikaları da uygulamaktan geri kalmamış ve bunları ayrı ayrı uyguladığı gibi hepsini bir arada uygulamaya da ayrı bir önem vermiştir” açıklamasını yapan BDP Kadın Meclisi, özellikle Kürdistan halkına topyekûn savaşın ve imhanın zirve yaptığı 90’lı yıllarda, gözaltına alınan neredeyse her insan ya kaba işkenceden, ya taciz ya tecavüz ya da toplu tecavüz işkencesinden geçmiştir denildi.


‘Bölgede şiddetin en vahşi metotları uygulandı’


“90’lı dönemler de bölgede görev yapan, asker, polis, özel tim, korucu ve JİTEM; Kürdistan’ı kendi korku imparatorlukları gibi görmüş ve milliyetçi-militarist erkek devlet, özellikle OHAL’ın ilan edildiği bölgelerde şiddetin en vahşi, en korkunç ve en çirkin metotlarını uygulamıştır” açıklamasını yapan BDP Kadın Meclisi açıklamasına şöyle devam etti:


“Özellikle 1990-94 arası dönemde işgalci devletin Başbakanının söyleminde somutlaşan Kürt halkını ‘Ya bitireceğiz, ya bitireceğiz’ soykırım politikası, bu toprakların gerek doğa yapısı gerekse de toplum yapısının bir bütün olarak tahribata uğrayıp, toplum hafızasından asla silinemeyecek savaş yaraları açmıştır. Amerika’dan ithal ettikleri düşük yoğunluklu savaş doktrini adı altındaki vahşet politikaları sonucu, 3 bin yakılmış köy, yaşam alanlarından kopartılıp uzak metropollere sürülmüş milyonlarca insan, 17-18 bini failli meçhul (belli) cinayetler olmak üzere 40 hatta 50 bin insanın ölümüyle sonuçlanmıştır.  Kürdistan coğrafyasında; hâkim-savcı görevi yapan polis, asker, özel tim ve kontrgerilla yapılanması olan JİTEM, gözaltına aldığı binlerce insanı konuşturmak, intikam almak, korkutmak kısacası mücadelesi kırmak için akıl almaz işkencelerin yanında bir de cinsel ve fiziksel şiddet yöntemi olarak taciz ve tecavüz yöntemlerini uyguladı.”


‘Savaş politikaları devam etmektedir’


90’lı yıllar da yaşanılan vakaları dile getiren BDP Kadın Meclisi, Musa Çitil, Cemal Temizöz, Abdülkerim Kırca hakkında şunları dile getirdi:


"Musa Çitil, Cemal Temizöz, Abdülkerim Kırca denince insanların hafızalarında bu vahşet canlanıyor Kürdistan coğrafyasında yaşanan taciz, tecavüz ve fuhuş olayları, toplumun kendi yozlaşmış dinamiklerinden doğan bir tahribat olarak değil, doğrudan devletin eli ve yetkili kurumları tarafından, erilleştirilmiş milliyetçiliğin bir savaş politikası olarak uygulamaya konulmuştur.  Musa Çitil; Mardin’in Derik ilçesinde 1993-94 yılları arasında ilçe Jandarma Komutanı olarak görev yapmış ve görev yaptığı süre boyunca adının işkenceyle, cinayetle ve tecavüzle anılmadığı bir tek gün bile olmamıştır. Adı bu kadar katliam ve tecavüzle anılan Musa Çitil şuan Ankara Jandarma Bölge Komutanlığında Tuğgeneral olarak görev yapmaktadır.  İnsanları katledip, tecavüz eden ve bu üstün hizmetlerinden dolayı terfi alan,  binlerce görevli var. Sonuç olarak bunlardan hiçbiri cezalandırılmak bir yana, açığa bile alınmadı, hepsi yükselerek görevlerine devam etti, hemen hemen hepsi şuanda görev başındalar.”


‘Failler görevlerine devam etmektedir’


BDP Kadın Meclisi yaptığı yazılı açıklamada, bu olayların failleri, yükselerek görevlerine devam ederken, onların vahşetlerinin kurbanları gün geçtikte çoğalmaktadır diyerek durumu şu örneklerle dile getirdi:


“F.Ü: “Terör Karadeniz’e ulaştı” şiarlarının olduğu dönemde, askerler Tokat Turhal’da Alevi kökenli vatandaşların yaşadığı yerlere saldırmış ve askeri birlikte yer alan E.K. adlı er, F.Ü’ ye tecavüz emiştir.  F.Ü intihar edip yaşamına son vermiştir. Bu konuda dava bile açılmamıştır.


K.Ö: 1955 Mardin doğumludur. İlk 1991’de Nusaybin’de gözaltına alınır. 17 gün boyunca yoğun işkence sonrası serbest bırakılmıştır. Daha sonra evinde sığınak olduğu gerekçesiyle, 1992 yılında tekrar gözaltına alınmıştır. Çeşitli işkence yöntemleri uygulanmış, sözlü ve fiziksel tacize uğramıştır. Filistin askısına çıplak asılır, vajinasına bot ve sopa sokulur. Konuşmamaya devam edince de bir Özel Tim tarafından tecavüze uğrar. 33 gün sonra mahkemeye çıkartılır ve serbest bırakılır. Baskılardan dolayı önce Adana’ya, sonra İstanbul’a göç eder. Şu an Almanya’da yaşamaktadır.


R.K: Diyarbakır’da yaşayan bir kız çocuğudur. 1996 yılında anne ve babasının evde olmadığı bir gün köy korucusu S.A tarafından tecavüze uğramıştır. Durumu anlatmasının ardından, babası Mermer Karakolu’na gitmiş, astsubay tarafından savcılığa gitmemesi yönünde tehdit edilmesine rağmen dava açılmıştır. Fakat mahkeme koruyucuyu serbest bırakıp, Yargıtay da yerel mahkemeyi onamıştır.


M.K:  Temmuz 1992’de evini silahla tarayarak basan polis, eşi ile birlikte evdeki dört kişiyi öldürmüş, kendisini ise gözaltına almıştır.  Hamile olmasına rağmen gözaltında ağır işkencenin yanında coplu tecavüze uğramış ve bebeğini kaybetmiştir.


R.D:  Batman’ın Kozluk ilçesinde 1995 yılında 18 yaşından küçük olan R. D. üç korucu (Ekrem Nevzat, Ceyhan Altuner, Nevzat Altuner) silah zoruyla tecavüz etmiş ve tecavüz sonucu hamile kalmıştır. Mahkeme tecavüzü kendi rızası ile kabul etmiştir, diye karar vermiştir.


R.K: Diyarbakır’ın Lice ilçesinde henüz 9 yaşındayken güvenlik güçleri tarafından tecavüze uğramıştır.


N.Ç: Mardin’de 13 yaşındaki N.Ç çoğunluğu devlet görevlisi olan 28 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkeme 8 yıl sürdü. 8 yılın sonunda mahkeme “rızası vardı” diyerek sanıkların bir kısmını serbest bırakıp diğerlerine en alt sınırdan ceza verdi.  Türkiye’nin tarihinde utanç davası olarak yerini almıştır.


H.Ö: Kendilerini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkeme bu 5 kişinin “mevcut delil durumları, kuvvetli suç şüphesi taşımadığı” gerekçesiyle beraat ettirdi. H:Ö yaşadığı tecavüzün şokunu daha atlatamamış ve birkaç kere intihara teşebbüs etmiştir.


Siirt Toplu Tecavüz davası: Siirt'te, ilköğretim okulu öğrencisi 7 kız çocuğu, başta asker, polis, devlet memuru olmak üzere aralarında şeyhlerin, okul müdürünün, milletvekili akrabasının bulunduğu yüzlerce kişi tarafından tecavüze uğradı.  Olay emniyete bildirilmesine rağmen 6 yıl boyunca istismar devam etti. Mahkemeye intikal ettiği zaman sadece 36 kişi sanık olarak kabul edildi. Tecavüzcülerin kimliklerini saklamak için hemen yayın yasağı konulup duyurulması engellenmeye çalışıldı. Sanıkların bir kısmı beraat etti, diğerleri ise alt sınırdan ceza aldı.


E:A: Bingöl’ün Solhan ilçesinde henüz 14 yaşında olan E.A iki yıl boyunca 8 uzman çavuşun tecavüzüne uğramıştır. Olay emniyete intikal etmesine rağmen bu vahşet 2 yıl boyunca devam etmiştir. Sanıkların hepsi serbest kalmış, kadın örgütleri ve BDP’nin yoğun girişimleri ve gündemleştirme çalışmaları sonucu sadece 1sanık tutuklanmıştır.


Van-Erciş: Erciş’te yaşayan 15 yaşındaki kız çocuğu, çoğunluğu güvenlik görevlisi olmak üzere 14 kişinin toplu tecavüzüne maruz kaldı. Olay mahkemeye intikal ettiğinde, yine sanıkları korumak için gizlilik kararı verildi.


G.İ: Gaziantep’te yaşayan G.İ adlı genç kadın yolda yürürken 3 kişi tarafından kaçırılıp, bir evde günlerce işkence ve toplu tecavüze maruz kaldı.


F.D: Gaziantep’te yaşayan henüz 5 yaşında olan F. D. adlı çocuk kaybolduktan birkaç gün sonra cesedi bulunmuş, yapılan otopsi sonucu tecavüze uğradığı ortaya çıkmıştır.


K.D: Şanlıurfa’da 2012 tarihinde Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi’nde kalan 13 yaşındaki K.D. isimli kız çocuğu, yurdun önünden kaçırıldıktan sonra, üç kamu görevlisi tarafından ormanlık alanda tecavüze uğramıştır. Küçük kıza tecavüz edenlerin Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli; ikisi sağlık, biri güvenlik personeli olmak üzere üç kişi oldukları ortaya çıkmıştır.


Z.M: Diyarbakır Eğil ilçesinde yaşayan 17 yaşındaki genç kız, aralarında korucu ve karakol komutanlarının bulunduğu 8 kişinin tecavüzüne uğradı. Bu tecavüzlerden hamile kaldı. Karakol komutanlarının tehditlerine rağmen mahkemeye çıkıp şikâyetçi oldu. Mahkeme 4 yıldır sürüyor ve bütün sanıklar tutuklanmadan, görevlerine devam etmektedir.


N.Y: Van Bahçesaray’da yaşayan 17 yaşındaki N.Y aralarında AKP belediye başkanının oğlu ve güvenlik görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi tarafından uzun süre tecavüze maruz kaldı. N.Y bu tecavüzlerden hamile kalıp bir çocuk doğurmasına ve şikâyetçi olmasına rağmen mahkeme bütün sanıkları beraat etti.


N.F: Mardin-Midyat’a yaşayan 20 yaşındaki genç kadın, Temmuz 2013’te korucu olan Veli İnan ve akrabası Abdülkerim İşler tarafından kaçırılıp, tecavüze uğramıştır. N.F, korucuların bütün tehditlerine rağmen şikâyetçi olmuş fakat hiçbiri tutuklanmamıştır. Tutuklanmadıkları için de genç kadını sürekli kaçırma ve tecavüz etme girişiminde bulunmuşlardır. Bunun üzerine N.F, ‘‘   bunları kimse tutuklamayacak, kimsenin yüzüne bakamam, ben bu utançla yaşayamam’’ diyerek evdeki av tüfeğiyle intihar edip, yaşamına son vermiştir. N.F’ yi kaçırıp tecavüz eden ve ölümüne sebep olan korucular hala serbesttir.


Gözaltında gerçekleştirilen taciz ve tecavüzlerin 271'i polis, 95'i asker ve jandarma, 17'si Özel Tim, 15'i korucular, 45'i infaz koruma memurları, dördü itirafçılar, 24'ü adli tutuklular, biri belediye başkanı, biri adliye bekçisi, üçü başta öğretmen olmak üzere kamu görevlileri ve 1 gazeteci gerçekleştirmiştir. 


Gözaltında taciz ve tecavüz olaylarıyla ilgili 172 dava sürüyor. Bunlardan 24'ü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) sonuçlanırken, 19 dava görülmeye devem ediliyor. 39 dava Türkiye'deki Ceza Mahkemeleri'nde görülüyor. Yargıtay'da bekleyen 10, savcılıkta bekleyen 73 dosya var. 101 kadının korktuğu için yasal işlem yapmak istemediği, 14 kadının dava devam ederken vazgeçtiği söylenirken, 194 kadının davalarının sonuçlanıp arşive kaldırıldığı belirtiliyor.”


 


(la)