‘Kadınlara ekonomik şiddet uygulanıyor’
14:43
Eylem Daş / JINHA
İSTANBUL – Kadınların iş hayatına atılamamaları üzerine Keig’in yaptığı araştırma sonucunun maddi gelir zorluğunun ortaya çıktığını söyleyen KEİG bileşeni Serap Güre, “Kadının kendi öz kaynakları ve miras varlığı olmadığı için kredi almak istediğinde zorluk yaşıyor. İş hayatına atılamayan kadının parası neredeyse hiç yok. Bu da kadınlara yapılan ekonomik şiddettir” diyerek çalışma ortamında olan birçok kadının da cinsiyetçi ücretlendirilmeye tabii tutulduğunu ve birçoğunun da kayıt dışı olduğunun bilgisini verdi.
Kadın bakış açısını ve kadın örgütlerinin ortak taleplerini dile getirmek için kurulmuş bir platform olan, Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG), aynı zamanda kadın emeği ve istihdamı konusunda yapılan çalışma, araştırma ve deneyimlerden yararlanmak için bu alanda çalışan kadın örgütleri arasında bir ağ ve işbirliği kurmayı amaçlıyor. KEİG’in çalışmalarını JINHA’la paylaşan KEİG Girişiminden Serap Güre, “KEİG’in amaçlarından bir tanesi de kadın emeğini görünür kılmaktır” dedi.
‘Kadın istihdamının birçoğu kayıtsız’
Türkiye’de kadına yönelik istihdam biçimleri ve esnek çalışma modelleri hakkında değerlendirmede bulunan Kadın Emeği ve İstihdamı Girişiminden (KEİG) Serap Güre, amaçlarının benzer ya da farklı konularda ve mekanlarda yürütülen kadın emeğini görünür kılmak ve kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaları güçlendirmek olduğunu söyledi. Türkiye’de olması gereken istihdam biçiminin İnternational labour Organization (İLO) standartlarına göre tam zamanlı, güvenceli, örgütlü çalışma haklarını içeren koşullarda olması gerektiğini belirten Serap kadınların istihdama katılımının yüzde 29 olduğunu ve bu istihdama katılımında büyük bir kısmının kayıt dışı olduğu bilgisini verdi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TUİK) yaptığı araştırmalarda kadınlara, ‘Her ay ücretli çalıştınız mı?’ dendiğinde ‘Çalışmadım’ cevabını veren çok sayıda kadının olduğunu ileri süren Serap, bu oranın Türkiye genelindeki yüzdeyi etkilediğini dile getirdi. “Çünkü kadınlar bazı çalışma biçimleri içinde kendilerini çalışmış kabul etmiyor” diyen Serap, aile içindeki bir işletmede çalışan kadınların herhangi bir ücret almadıkları için kendilerini çalışmış kabul etmediklerini, aynı zamanda bu durumun tarımda da geçerli olduğunu aktardı. Serap, kadının evde emek sarf etmesinin yanı sıra ailenin diğer üyelerinin de kadının emeği üzerinden gelir elde ettiğini sözlerine ekledi.
Evdeki iş modeli karmaşası
“Sanayide üretime yönelik üretilen malların parçaları evlere gönderiliyor ya da kadın kendi bildiği bir üretimi evinde gerçekleştiriyor” diyen Serap, kadının ev içi çalışma koşullarının ve aileye gelir diye tanımlanan evdeki iş modelinin bir birine karıştırılmasıyla beraber kadının çalışmaya karşı yabancılık duyması sorunun ortaya çıktığını vurguladı. Serap ayrıca kadınların evdeki iş modelinden elde ettikleri geliri de aile bütçesine katkı için harcamada bulunduklarını belirtti. Serap sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınların çalışma saatlerine ve yoğunluğuna baktığımız zaman, bir işçinin üretim için harcadığı mesai saatine denk geliyor. Toplumdaki algı da tam da bu zaten, kadın evde çocuğa ve diğer aile üyelerine bakmak zorunda. Bu arada tembellik etmesin, aileye katkı sunsun diye de çalışmak zorunda. Eve hazır iş gidiyor zaten, sokakta kadının işi ne deyip onun evde çalışmasını savunan yanlış bir algı var.”
Çalışma koşullarında kadın erkek eşitsizliği
Esnek çalışma modellerinde, erkek ile kadın arasında ücret eşitsizliği ve sigortasızlıktan kaynaklı hak kaybının ortaya çıktığına dikkat çeken Serap, bu çalışma tipinin siyasi iktidar tarafından desteklendiğini belirterek, “Çünkü kadınlar çocuk doğurarak ailenin bütünlüğü için evdeki bütün görevlerini yerine getirmek zorunda. Siyasi iktidara göre kadının çalışma hayatına katılımı ancak esnek çalışma modelleri ile mümkündür” ifadelerini kaydetti.
Siyasi iktidarın bakış açısının ulusal istihdam stratejisinde ve kalkınma planında açıkça yazılı olarak görüldüğünü kaydeden Serap, “Bunun kadınlara yönelik doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz. Kadınlar iş sahasında bu tip modellerle ucuz emek olarak piyasaya giriyor. Bunun neticesinde, özel sektör ve kamu sektöründe ucuz emek rekabeti yaratıyor” şeklinde konuştu.
‘Kadınlar finansal kaynaklara erişemiyor’
Kadınların finansal kaynaklara erişiminin zorluğuna da değinen Serap, kadınların yeterli sayıda istihdam edilmediklerini ayrıca aileden doğru mal mülk edinemediklerini ifade ederek dünyada ve Türkiye’de kadınların mal varlıklarının sadece yüzde 10 olduğunu vurguladı. “ Kadınların, doğrudan gelirleri yok ne çalışabiliyorlar ne de mirastan onlara gelen bir gelir var” sözlerine yer veren Serap, “Kendi öz kaynakları olmadığı için kredi almak istediklerinde de zorluk yaşıyorlar teminat gösteremiyorlar. Çünkü para yok nerdeyse mümkün değil bu da kadınlara yapılan ekonomik şiddettir” dedi.
KEİG olarak siyasi iktidarın kadınlarla ilgili aldıkları ekonomik kararların kamuoyuyla paylaşmaları için çalışma yürüttüklerinin bilgisini veren Serap, “Bizler KEİG olarak, bununla ilgili metin hazırladık ve yapmaya çalıştığımız şey, siyasi iktidarın ve ekonomik politikaları belirleyen aktörlerin, kadınlar için yaptıkları ekonomik politikaları kadınlar açısından değerlendirmesini yapmak ve buna bağlı olarak da bu değerlendirmenin eleştirel boyutunu hem kamu ile hem de kadınlar ile paylaşmak, bu sayede kadınların hangi koşullarda yaşadıklarını ve nasıl bir yaşam istediklerinin bilinir olmasını sağlamak ve bu bilgiyi kadınlar arasında paylaşarak da kadınların kendi haklarını savunmasını sağlamak ve yapılan uygulamaları kadınların lehine çevirmek için mücadele veriyoruz” şeklinde ifadelere yer vererek sözlerini tamamladı.
(ed/zd)

