‘Önce kemiklerimizi verin!’
15:30
JINHA
İSTANBUL - Her hafta “Failler belli kayıplar nerede” diyerek, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, 432'nci haftasında Galatasaray Meydanı’ndaydı. Babası Hüseyin Taşkaya'nın akıbetini soran Şerif Taşkaya, “Şimdi barış diyorlar ama bizim kemiklerimiz halen ortaya çıkarılmadı. Önce kemiklerimizi verin” dedi.
Her hafta “Failler belli kayıplar nerede” pankartı ile gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, 432'nci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kırmızı karanfiller taşıyan Cumartesi Anneleri’nden 23 Şubat 1995 tarihinde kaybedilen oğlu Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, konuşmasına Gezi Parkı direnişini selamlayarak, Gezi Parkı direnişinin ardından yapılan operasyonları hatırlattı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tutuklamalarla birlikte kendi kahramanlık destanını yazdığını söyleyen Hanife Ana, “Başbakan, bir kahramanlık yapmış gibi destanlar yazmaya başladı. Bu destan kendi halkını kör eden, gaz bombalarına boğan, cezaevlerine atan bir kahramanlık destanı” diyerek, yapılan tutuklamalara tepki gösterdi.
‘Kaç kişi öldürelim diye mi soracaksınız?’
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, Gezi Parkı direnişi sırasında görev yapan polislere ikramiye vererek, polisi ödüllendirdiğini belirten Hanife Ana, Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in Gezi Parkı direnişi sırasında, “Biz bu konuyu İstanbul halkına, referandumda sorabiliriz. Türkiye çapında bir referandumdan söz etmiyorum, ama İstanbul halkına soracağız” sözlerini hatırlatarak, “Halka soracağız diyor. Halka ne soracaksın? Kaç kişi daha öldürelim diye mi soracaksın? Azıcık onurunuz varsa artık biz sizi görmek istemiyoruz. Başkalarının acısından pay çıkarmayın. Herkes elini vicdanına koysun ve görsün bunların ne yaptığını” şeklinde konuştu.
‘Devlet deyince aklıma zulüm, talan geliyor’
Hüseyin Taşkaya'nın oğlu Şerif Taşkaya ise 1993'ten beri her yerde babasını aradıklarını, ancak bu süre zarfından herhangi bir sonuç alamadıklarını belirtti. Artık devletten beklentilerinin olmadığını dile getiren Şerif, babası Hüseyin Taşkaya'nın 1993 yılında devletin “Kürt sorununda çözüm politikası” adı altında başlatılan süreç sonucunda kaybedildiğini vurguladı. Babası Hüseyin Taşkaya'nın akıbetini sormaya devam edeceklerini vurgulayan Şerif, “Devlet deyince benim aklıma zulüm, işkence, talan geliyor. Bu algıyı değiştirsinler artık. Şimdi barış diyorlar, ama bizim kemiklerimiz halen ortaya çıkarılmadı. Biz barışmak istiyoruz. Ama devlet, 'Ben öldürmeye devam edeceğim' derse biz de ölmeye devam edeceğiz” dedi.
‘Devlet halkın taleplerine cevap olmuyor’
Haftanın basın açıklamasını yapan İlke Başak Baydar ise, gözaltında kaybedilenlerin akıbeti ile ilgili sonuç verici soruşturma ve araştırmanın yapılabilmesi için siyasi irade gerektiğini belirterek, hükümetin bu çalışmalara fon sağlayarak, aktif destek vermesi gerektiğini dile getirdi. Başak, devletin halkın taleplerine cevap olamadığına dikkat çekerek, “Bunun için devlet öncelikle şiddete ve baskıcı uygulamalara son vermelidir. Demokratikleşme reformları başlamalı, toplumun insan haklarına dayanan bir yönetim ve adaletli bir hukuk düzeni karşılanmalıdır" dedi.
(ed/gk)

