‘Gözaltında cinsel taciz ve saldırılara karşı sessiz kalmayacağız’
16:12
JINHA
HABER MERKEZİ – Türkiyeli kadın kurumları, gözaltında cinsel taciz ve saldırılara karşı, "Gözaltında kadınlara yönelik cinsel taciz ve saldırılara sessiz kalmıyoruz" başlıklı bir metni imzaya açtı.
Türkiyeli kadın kurumları, gözaltında cinsel taciz ve saldırılara karşı imza kampanyası başlattı. İmza metninde son günlerde yaşanan cinsel taciz ve saldırılar sıralanırken, "Cinsel şiddet örtük ya da açık halleriyle aslında biz kadınların gündelik yaşamımızın bir parçası. Her gün, her an üzerimizde hissettiğimiz cinsel taciz ve tecavüz tehdidi, devlet tarafından da nicedir bir işkence aracı olarak kabul görüyor, örgütlü ve sistematik biçimde kullanılıyor" denildi.
Yıllardır gözaltındaki ve cezaevlerindeki kadınlara yönelik cinsel şiddeti anlatmaya çalıştıklarını hatırlatan kadınlar, "Gezi direnişinin farkıysa, devletin bu yöntemi çok daha geniş bir hedef kitlesi üzerinde tatbik etmesiydi" diye belirtti.
‘Polis Şiddetiyle yeniden yüzleştik’
“İsteklerimiz, özlediğimiz hayat, üzerimizdeki baskı ve denetimle uzlaşamıyor” diyen kadınlar şöyle devam etti:
“Biz kadınlar, Gezi direnişi boyunca taleplerimizi ve isyanımızı kararlılıkla savunduğumuz için ön plandaydık. Direnişin sokaklarında dolaşırken, yabancısı olmadığımız bir şiddet biçimiyle, polis şiddetiyle yeniden yüzleştik. Direnişte arkadaşlarımızı kaybettik, bazılarımız geri dönüşü olmayan ağır fiziksel hasarlar aldık. Günlerce bu şiddetin hukuksuzluğunu, yarattığı yıkımı tartıştık. Öte yandan polis şiddetinin emrini veren Emniyet Müdürü, Vali, İçişleri Bakanı, Başbakan gibi devlet ve hükümet görevlileri, art arda yaptıkları açıklamalarla taraf tuttuklarını ve sorumlu olduklarını açıkça beyan ettiler. Çoğu yetkilinin şiddeti yaşayanlara değil, uygulanan şiddete sahip çıktığına, İstanbul Valisi’nin gazetecileri hedef göstermesi, Başbakan’ın, ‘Polise emri ben verdim’, demesi gibi örneklerdeyse şiddetin açıkça teşvik edildiğine şahit olduk. Emniyet güçlerinin bu toplumsal ayaklanma karşısındaki şiddeti, nihayetinde ana akım medyanın bile gündemine girdi. Bu cinayet, yaralama ve hak ihlallerinin baş sorumlularının istifasını talep ettik, karşılığında birkaç zabıtayı görevden alıp, Ethem’in katilini serbest bıraktılar.
Gelin görün ki biz kadınların yaşadığı şiddet, alternatif medya ve direnişçilerce seslendirilen ve belgelenen bu fiziksel polis şiddetiyle sınırlı kalmadı. Yine çok sistematik bir başka şiddet biçimiyle hep burun burunaydık: Devletin erkek silahı cinsel taciz ve tecavüz, açıkça bedenimize doğrultulmuştu.
Cinsel şiddet örtük ya da açık halleriyle aslında biz kadınların gündelik yaşamımızın bir parçası. Her gün, her an üzerimizde hissettiğimiz cinsel taciz ve tecavüz tehdidi, devlet tarafından da nicedir bir işkence aracı olarak kabul görüyor, örgütlü ve sistematik biçimde kullanılıyor. Gözaltındaki ve tutuklu kadınlara yönelik bu işkenceyi yıllardır, saldırıya maruz kalanlarla birlikte deşifre etmeye çalışıyoruz. Gezi direnişinin farkıysa, devletin bu yöntemi çok daha geniş bir hedef kitlesi üzerinde tatbik etmesiydi.
‘Kadınlara karşı uygulanan cinsel taciz ve cinsel saldırı sistematik’
Gözaltına alınan kadınlar bir bir yaşadıklarını anlatmaya başladılar. İstanbul’da 31 Mayıs’ta gözaltına alınan 7 arkadaşımızın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tamamen soyularak tümüyle hukuksuz ve keyfi bir 2ince’ aramaya tabi tutulduklarını öğrendik. İzmir’de Şakran Cezaevi’nde tutulan arkadaşlarımız da kendilerine çıplak arama yapıldığını açıkladılar. Ankara’da Eylem, Akrep’e bindirilirken ve araç içinde üç saat boyunca keyfi olarak bekletilirken yaşadığı cinsel saldırıyı cesaretle herkesle paylaştı. Kızılay’daki eylemde gözaltına alınan D.E. uğradığı tacizi bir gazeteciye anlatırken, Kadın ve erkeğe yönelik şiddetin birbirinden farklı olduğunu, kadınların hem dayak hem de taciz ile çift taraflı saldırıya uğradığını ve şiddet üstü şiddet gördüklerini söyledi.
Deniz, 16 Haziran günü gözaltına alınırken yaşadıklarını Facebook’ta anlattı, işittiği 2hakaretleri’ şöyle sıraladı: ‘Orospu, terörist, kahpe, vatan haini…’ ve bir sürü sözlü tecavüz tehdidi. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın hemen hepsi, sözlü tecavüz tehdidiyle korkutulmaya çalışılmıştı. Yaşananların bu çarpıcı ortaklığı, kadınlara karşı uygulanan cinsel taciz ve cinsel saldırının sistematik olduğunun açık kanıtıdır.”
Cinsel tahakküm yöntemlerinin sadece devletle olan ilişkilerle değil, tüm toplumsallaşma süreçlerinin de içinde olduğuna dikkat çeken kadınlar, yaşanılan haksızlıkların her zaman yüksek sesle dillendirilmesi gerektiğini kaydetti. Cinsel taciz veya tacize uğrama korkusunun bazı kadınları politik alan dışına ittiğine dikkat çeken kadınlar, bunun yanı sıra bu erkek iktidarına tepki göstererek baş kaldıran kadın modelini de yarattığını vurguladı.
“Gezi direnişi verdiği ‘1 Haziran Dersi’nde, hiçbir haklı talep ve mücadelenin sonsuza kadar şiddet ve emirle bastırılamayacağını muktedirlere anlattı” diyen kadınlar, göz altılara sessiz kalamayan kadınlar olarak bu çıkarılan dersi zayıf hafızalara her zaman hatırlatacaklarını belirtti.
(pk/zd)

