‘Bir dil ancak kendi toprağında yaşar’

18:29

JINHA


COLEMERG (HAKKARİ) – Berçelan Yaylası’nda düzenlenen Ekoloji Paneli’nde konuşan Metin Yeğin, “Biz ekolojik demokrasi ile gelişen barış süreci ile birlikte  dilin asimilasyonuna karşı daha dikkatli olmanın mücadelesini  veriyoruz” dedi.


1.Berçelan Doğa Kültür ve Sanat Festivali , “3 özgürlük fidanı Sakine, Leyla, Fidan Berçelan’da  yaşam buluyor” sloganıyla devam ediyor. Bu gün dağ manzaralı Berçelan çadırında düzenlenen ekoloji paneline Yazar Metin Yeğin Ekolojik Demokrasi üzerine konuştu. Soru cevap şeklinde ilerleyen panelde yurttaşlar, ekolojik sömürü üzerine tartışma gerçekleştirdi.


‘Kürt hareketi ekolojik demokrasiyi esas alıyor’


“Kürt özgürlük hareketi yürüttüğü siyasette ekolojik demokrasiyi esas alıyor” diyerek konuşmasına başlayan Metin, ekolojinin sağa sola çöp atmamak olmadığını belirtti. Dünyanın halkın atıklarıyla ciddi anlamada kirlenemediğini ileri süren Metin, “Bunun bu şekilde anlatılmasının nedeni bu suçun hepimiz ortağıymış gibi gösterilmesidir” diyerek,  dünyayı kirletenlerin hidroelektrik santral, baraj, otoban ve köprü yapanların olduğunu vurguladı. İnsani duyguları bir yana bırakarak para uğruna dünyayı kirletenlerin gerçek ekolojik kirliliği yaratanlar olduğuna dikkat çeken Metin, “Zenginler  bizden suyumuzu istiyor burada Hakkâri’ de siz suyunuzu musluktan içiyorsunuz kapitalist sistem suyunuzu elinizden alıyor bunu  size küçük şişelere doldurarak bu suyu satıyor” ifadelerini kullandı.


Vatandaşların hakkı olan suyun dev şirketler tarafından parayla satıldığının altını çizen Metin, şu sözlere yer verdi:


“ Eğer biz insansak siz bize halkın suyunu vermek zorundasınız. Borsalar ve dolar şirketleri bizleri ilgilendirmiyor. Biz insanız bizim su hakkımız, yemek hakkımız, parasız eğitim, sağlık hakkımız ve  barınma hakkımız var. Hükümet bunu vermek zorunda.


 Reklamlarda dev şirketlerin ev satış reklamları dönüyor. ‘Kira öder gibi 20 yıl ödeyerek ev sahibi olun’ diye peki yaratan bizi dünyaya ev borcu ödeyelim diye mi gönderdi,  sormaz mı sen ne yaptın diye?


‘Devlet, Kürtleri toprağından kopardı’


Ekolojik demokrasi demek mesela Türkiye’de  Kürt Halk Hareketi dilin asimilasyonuna karşı bir mücadele veriyor. Ancak devlet yürüttüğü asimilasyon politikalarıyla Kürt halkını toprağından kopardı,  büyük şehirlere göç etmeye zorladı. Bir dil ancak kendi toprağında yaşar. Örneğin, bir yürüyen merdivenin Kürtçe karşılığı yoktur ya da sizin bildiğiniz karın Kürtçede 10 tane karşılığı vardır. Soruyorum size şehirde büyüttüğünüz çocuğunuz bu karşılıkların kaç tanesini biliyor? İşte biz ekolojik demokrasi ile gelişen barış süreci ile birlikte  dilin asimilasyonuna karşı daha dikkatli olmanın mücadelesini  veriyoruz.


Biz doğada yapılan büyük barajlara karşı da mücadele veriyoruz. Çünkü siz dağların her yerinden akan bütün suları tek bir yere toplayıp biriktirirseniz o suların aktığı yerler kurur. Ağaçlar yeşermez. Çiçekler açmaz hayvanlar ölür ve doğa yok olur. Oysa ki biz diyoruz ki, barajlar küçük olmalı ve doğadaki tüm canlılar akan sulardan faydalanmalı.”


(ed/zd)