‘Özgürlük mücadelesinde kadınlarla beraber yürüyeceğiz’

10:49

Zehra Doğan /JINHA


AMED – Din olgusuyla kadının ötekileştirme politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunan, Komel Kurd aktivisti Sevim Uluç, Seyda  Mıhyedin Demirtaş ve Melle Abdulbari  bölgede yaşanan kadın baskılarının inançla bağdaştırılarak dinin suistimal edildiğini dile getirdiler.


Dünya kadınlarının yaşadığı sıkıntılarından en önemlisi de, kadının inanç boyutuyla değerlendirilmesi ve bu anlamada gruplaştırılmanın yaratılması olduğu gibi İslam inancının yaşatıldığı topraklarda da kadın aynı ötekileştirmeye maruz kalıyor. İslam’da kadının yeri ve inançların kadın üzerindeki etkisi üzerine değerlendirmelerde bulunan, Komel Kurd aktivisti Sevim Uluç, Seyda  Mıhyedin Demirtaş ve Melle Abdulbari  bölgede din olgusuyla kadın haklarının suiistimal edildiğini dile getirdiler.


‘Tayyip’le dini bir tutmuyorum’


İslam’ın kadın erkek arasındaki eşitliği temel aldığını ileri süren Komel Kurd aktivisti Sevim Uluç, “Bunları hadis –i şeriflerde de görebiliyoruz” diyerek kadının İslam’dan dolayı ötekileştirilmediğini kaydetti. “Birçok alim ve dindarlar İslam’ı kendilerine göre şekillendirmeye çalıştı” diyerek sözlerine devam eden Sevim, bunun yanında saygıdeğer alimlerin var olduğuna ve bu alimlerin de İslam’ın sıkça kadın konusunu vurguladığı noktaları halka aktardıklarını belirtti.


“Dini Recep Tayyip Erdoğan’la bir tutmuyorum” ifadelerini kullanarak sözlerine devam eden Sevim,, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Êzidî” söylemine değindi. Birçok Kürt’ün hala Êzidî olduğunun altını çizen Sevim, “Kürtler geçmişte Êzidî olabilir. Şu anda da hala Êzidî Kürtler olabilir. Bu halkların eşitliğiyle ilgilidir” diyerek kendisinin Kürt ve Müslüman olduğunu belirterek genelleme yapmanın yanlış olduğunu söyledi.


 ‘Katliamlar kadının özgürlüğüne yapılan tecavüzdür’


“Günümüzde kadınların sıkça yaşadığı taciz tecavüz inançtan ziyade insanlığa sığmayan bir harekettir” diyen Sevim, dinin toplumun ahlak yapısı için var olduğunu, hiçbir inancın tecavüzü emretmediği gibi bu yapılanlara da göz yummadığını kaydetti. Sevim, toplumun tecavüz olaylarına kadını karalayarak yaklaştığına dikkat çekerek, “Aynı şekilde kadın katliamları ve buna sessiz kalmakta önemli bir konudur. Kadın katliamları, kadın özgürlüğüne yapılan bir tecavüzdür” dedi. Kadın katliam ve tecavüzlerine verilen yanlış kararların dinle bağdaştırıldığına işaret eden Sevim, “Bu anlamda önemli çalışmalar yürüten alimler var. Din her zaman mazlumun yanında olmayı emreder”  ifadelerine yer verdi.


 ‘Din halkın kurtuluşu için bir araya gelinmesini emreder’


İslam dini üzerine tedrisat yaptığını belirten mele Mıhyedin, “İslam tarihinde er zaman kadını görebilirsiniz. Hz. Muhammet’in sürekli danıştığı en yakın yedi kişiden biri eşi olan Ayşe’ydi. İslami savaşlarda kadınlardan fikir alınırdı” dedi.  Kadının ekonomik ve sosyal anlamada istediği yerde kendi iradesiyle durabileceğini dile getiren mele Mıhyedin, İslam dininin bu anlamda herhangi bir engellemesinin olmadığını söyledi.


İslam inancında erkeğin  4 kadınla evlenebilmesine de değinen mele Mıhyedin, “Nisa suresine göre, ‘Eğer onlara adil davranacak ve her istediklerini eşit şeklide yapabileceğinize inanıyorsanız o halde 4 kadınla evlenin’ ayeti geçiyor ” aktarımında bulunarak böylesi adaletin söz konusu olamayacağı için birden fazla kadınla evlenmenin dinen haram olduğunu vurguladı. “Kadınların kutsallığı cennetin ayakları altına bahşedilmesinden anlayabiliriz” şeklinde konuşan mele Mıhyedin, günümüzde kadınları sadece cinsel obje olarak görüldüğünü belirtti.


Cinsel beraberlik dayatması


Cinsel taciz ve tecavüzlerin kadının karalanmasına neden olduğunu ileri süren mele Mıhyedin, “Kadın hiçbir zaman yanlış bulduğu davranışta bulunmaz. Buna rağmen tecavüz olaylarında namusun temizlenmesi için erkek değil de kadın katledilir. Bu ne namustur, ne de şereftir” şeklinde konuştu.  Bekar kadının yaşadığı sıkıntıların evlendikten sonra da devam ettiğini ifade eden mele Mıhyedin, “Bu defa da erkek sanki kadın mecburmuş gibi her cinsel beraberlikte kadının rızasını almaz. Bu yanlıştır. Kadın istemedikçe erkek onun yanına yaklaşmamalı” dedi. Mele Mıhyedin, İslam’ı bu gibi çıkarlara alet edilmeden inançların uygun bir şekilde yaşanılması gerektiğini söyleyerek konuşmasına son verdi.


‘Jin jiyan azadi’


Kadının olmadığı yerde inanç bütünlüğünden söz etmenin yanlış olduğunu dile getiren  mele Abdülbari, bunun özgürlük mücadelesinde de söz konusu olduğunu vurguladı. “Jin jiyan azadi” diyerek konuşmasına devam eden mele Abdülbari, şunları kaydetti:


“Kadını dövmesi için erkeğin sopası varsa kadının da çok güçlü bir dili var. Kadın konuşarak hak arayışına giriyor. Bu büyük bir başarıdır.


Alman Filozof Imanuel Kant’ın söylediği gibi, “Ezilen ve sistem tarafından yok edilmeye çalışanlar adaleti ister, sistem hiçbir zaman adaletin gelmesini istemez” Bu sistemde en çok ezilen kadın olduğu için kadın bu özgürlüğü  daha çok diretecektir.


Kadınlarla beraber ortak çözüme doğru


Kürt özgürlük mücadelesinde kadınlarla beraber adım atacağız. Tarihte de bilindiği gibi Uhud gibi zorlu savaşta ön saflarda yer alan kadınlardır.  Nesibe isimli bir kadın Uhud muharebesinde birçok erkek sahabelerin kaçmasına rağmen kendini ortaya atarak savaşmaya devam etmiştir. Bu İslam tarihinde bilinen bir olaydır. Aynı kadınlar günümüzde de kendini göstermektir. Filistin’de Leyla Khalid,  Kürt kadınlarında Sakine cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez , Zilan ve Beritanlarımız var. Aynı mücadeleyi kadınlar meydanlarda vermeye devam ediyor. Burada JINHA kendi kimliğiyle erkek cinsine karşı mücadele ederek yeni bir dil yaratıyor. Bu gurur verici bir şey. Kürt atasözünde olduğu gibi, “Alan Aslandır, kadında olsa erkek de olsa yine de aslandır’ deniliyor. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız.”


mele Abdülbari, dünyadaki birçok başarılı kadın örneklerinden yola çıkarak önemli süreçlerde de adımların kadınlarla beraber atılması gerektiğini belirterek konuşmasına son verdi.


Fotoğraf: Ruken Çelik, Esra Gültekin


Kamera: Derya Ceylan, Gülşen Koçuk


(zd)