Şilan Elmas: Çözüm sürecinin ekonomi ayağıyız

10:05

 


Derya Ceylan – Gülşen Koçuk /JINHA


AMED – Ticaret ve Sanayiciler Odası’nın bir aşırı aşkın tarihinin ilk kadın yöneticisi olan ve çözüm sürecine kurumsal anlamda destek vereceklerine dikkat çeken DTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şilan Elmas, “Bu süreçte, Diyarbakır ve Kürdistan ekonomisi için ne çalışma yapılması gerekiyorsa yerine getireceğiz. Sürecin takipçisiyiz ve çözüm sürecinin ekonomi ayağıyız” dedi.


Diyarbakır Ticaret ve Sanayiciler Odası seçimleri, öncesinde Amedlilerin gündemini oluşturduğu gibi, yeni yönetim ile beraber hala gündemdeki yerini koruyor. Beyaz, Sarı ve Mavi listenin girdiği seçimlerin sonuçları, kadınlar için büyük önem taşıyan bir ilki de beraberinde getirdi. Bir aşırı aşkın tarihinde Ticaret ve Sanayiciler Odası (TSO) yönetiminde hiç kadın yer almadı. Bu ilk, Diyarbakır Ticaret ve Sanayiciler Odası (DTSO) seçimlerini Mavi Liste’nin kazanmasıyla gerçekleşti. Listedeki iki kadın adaydan birisi olan DTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şilan Elmas, TSO tarihinin ilk kadın yöneticisi oldu. Ziraat mühendisi olan Şilan Elmas, 2010 yılında mezun olur olmaz iş hayatına atılıyor ve Diyarbakır Batman Kooperatifler Birliği’nde danışmanlık yapıyor. 15 seranın da danışmanlığını yapan Şilan, edindiği mesleki tecrübenin ardından kendi işini kuruyor. Şilan, Teşvik politikaları ve yatırıma ilişkin Avrupa projelerini de hazırlarken, aynı zamanda Demokratik Toplum Kongresi Daimi Meclis Üyesi ve Kadın Meclisi üyesi olarak yer alıyor.


    -  Şimdiye kadar yer aldığınız çalışma ve projelerden söz eder misiniz?


2010 yılında üniversiteden mezun oldum. Mezun olmadan önce birkaç iş teklifi gelmişti. Bunlardan birisi Antalya’daki sera dispritörlüğüydü. Diğeri ise Diyarbakır Batman Kooperatifler Birliği’nin danışmanlık teklifiydi. Mezun olduğum gibi bu Kooperatifler Birliği’nde başladım. Daha sonrasında kendi iş yerimi kurdum. Yaklaşık olarak 15 tane proje hazırladım. Bu projelerin yürütücülüğünü yaptım. Ayrıca Demokratik Toplum Kongresi’nin Kadın Meclisi ve Daimi Meclis üyesi olarak yer alıyorum.


‘Otorite, kadının ticarete girmesine engel oldu’


    -  Sizce neden bugüne kadar, yüzyılı aşkın bir süredir Ticaret ve Sanayiciler Odası yönetiminde hiç kadın yer almadı?


Açıkçası biz bu seçim çalışmalarını yürüttüğümüz zaman bir meclis oluşturmuştuk. Bu meclisin içerisinde bir kadın sekretaryamız da vardı. Kadın sekretaryası, kadın çalışmasını yürüttü. Fakat şu sorunlarla karşılaştık: Her şeyden önce burada da yeni girişimde, yeni oluşumda yer alan büyük bir kadın potansiyeli vardı. Fakat bu seçim çalışmaları yürütülürken daha çok şu ön plana çıktı: Daha çok oy potansiyeline sahip olan, yıllardan beri bu işi yapan insanlar burada etki ve güç oldular. Ondan dolayı biz sadece iki kadın olabildik. Birinci ve altıncı gruptan. Özellikle bu süreçte aday olamasalar bile kadınların meclisimizin içerisinde komite başkanı olmalarını hedefledik. Çoğu meclisimizde de kadınlar meslek komitesi olarak yer alıyor. Ama yönetim bazında biz de daha sonra bu çalışmaları yaparken gördük ki, yüzyıldan fazla bir süredir kadınlar, hiçbir zaman TSO yönetiminde yer almamış ve hiçbir zaman seçilmemiş. Bu anlamda ilk seçilen kadın olduk ve bu beni çok mutlu ediyor. Bu gelişmeyi, gelecek seçimler için kadın yapılarının, kadın iş çevrelerinin burada örgütlenmesi açısından bir şans olarak buluyorum.


Erk’in, ticaretteki hakimiyeti


    -  Kadının bugüne kadar TSO yönetiminde yer almayışını, ekonomi ve ticaret alanında da erkeğin sağlamaya çalıştığı iktidarın bir sonucu olarak görebilir miyiz?


Toplumun bütün yapısına baktığınız zaman erkek egemen bir sistemle karşı karşıyayız ve sanki kadınlar ticaret ile uğraşamaz gibi bir yaklaşmış da hakimdir. Bir bakıyorsunuz, firma sahibi kadın, fakat işi yürüten erkeklerdir. Burada sanki kadın ticari anlamda hiçbir şey yapamazmış gibi, kadını sadece şirket kurulurken yararlanılabilecek bir durumda değerlendirmişlerdir. Biz, kadının öncülük etmediği alanın toplumsal demokrasiyi yansıtmayacağı, toplumun bir tarafının her zaman eksik kalacağı ve ticari anlamda da bu eksikliğin kendisini göstereceği inancındayız. Ticarette de kadın yer almalı ve kadın renginin buraya da yansıtılması gerekiyor. Süreç zaten onu gerektiriyor. Kadın yaşamın her alanında nasıl öncü ise, ekonomide de kadın öncü olmalıdır.


‘DTSO’da bir reform yapılmalı’


    -  DTSO’da yeni bir dönem başlıyor. Bu dönem nasıl olacak? DTSO’da nasıl bir oluşum bizleri bekliyor?


Bu coğrafya 21. yüzyılda her alanda değişim, dönüşüme sahip olması gereken ve buna açık bir dönemdir. Yıllardan beri hantal bir yapı var burada. Daha çok bireyselciliğe hizmet eden kolektif çalışmayı esas almayan, başkan endeksli bir çalışma yapılmış ve biz bu odayı devraldığımız zaman da bu hiyerarşiyi sadece başkan endeksli bir hiyerarşik yapının personelin gözünde bile bu şekilde işlendiğini çok açık ve net görüyoruz. Her şeyden önce burada bir reform yapmamız gerekiyor. Bu reformu, burada çalışan 35 personelle yapmak gerekiyor. Yönetim anlayışımızda kolektif çalışmayı esas alıyoruz. Başkan endeksli çalışmıyoruz. Bizim burada çok güçlü, yeni ve dinamik bir yönetimimiz var. Bu dinamik yönetim, bütün odayı her anlamda aktifleştirecektir.


‘Bu kuruma kadının girdiği hissediliyor’


    -  TSO yönetiminde yer alıyorsunuz. Sizin de kadın olarak yönetime girmeniz noktasında kadınların ve iş kadınlarının bu gelişmeye yaklaşımı ne oldu? Sonuçta bir asırı aşkın bir süredir bu yönetime kadın girmedi. Siz yaklaşımları nasıl buluyorsunuz?


Bize gelen tebrik telefonlarından, herkesin bu durumdan çok memnun olduğunu hissedebiliyoruz. Sonuçta bir asırdır burada hiç kadın yer almamış. Ve bizi ziyarete gelen herkes, bir kadının burada olmasının değişimini çok bariz yaşıyor. En azından mekânsal olarak bile, burada yer almamın, odadaki bazı ufak tefek şeylerin yer değiştirmesinden bile kadının etkisini, değişimini görüyorlar.


‘Bu ilk, kadınların özgüvenini arttıracaktır’


    -  Bu ilerleme, kadın mücadelesinde kadınların ticarete giden yolunu da açacak mıdır?


Her şeyden önce bu bir başlangıçtı. Bu seçim Diyarbakır’ın ticareti ve kadının ticari anlamda yapılanması için bir başlangıçtır. Kadın, ekonomi alanı yaratacaktır ve bu ekonomi alanlarında kendini var edecektir. Çünkü en azından bu süreç bir özgüveni de beraberinde getirecektir. Hep beraber kadının da burada ticari anlamda ne kadar öncü rol olabileceğine, ne kadar yapılanmaların içinde yer alabileceği konusunda özgüven verecek. Bizim 16 grubumuz var. Bu 16 grubun içerisinde her birinde en az 20-30 kadın firması var. 4-5 grubumuzda kadın temsiliyetinin yüksek boyutta olduğu firmalar var. Onların her şeyden önce burada kendi meslek gruplarında örgütlenmelerini yapıp, kesinlikle hemen hemen yüzde 50’ye yakın bir kadın adayı listesinin gelecek seçimlerde bile olabileceğinin ön görüsünü görmek gerekiyor.


Kadın için organize sera bölgesi


    -  Mavi listenin gelişiyle beraber yeni bir DTSO’nun oluşacağı müjdesini vermiştiniz. Yönetimde kadının yer almasıyla, kadın istihdamına yönelik projeler geliştirdiniz mi?


Ziraat mezunu olduğumdan da dolayı, her zaman bir sera bölgesi oluşturup kadın istihdamını yaratabilmeyi düşündüm. Buraya gelirken de daha önce bir çalışma başlatılmıştı aslında. Bu beni çok sevindirdi. Organize sera bölgesi için daha önce girişimlerde bulunulmuş. Fakat sadece bir başlangıç olarak kalmış. Her şeyden önce yaklaşık bin 200 dönüm bir organize sera bölgesi için arazi müracaatında bulunulmuş. Bunun kadın istihdamına ayrılması için geldiğimiz günden beri gündemimiz oldu bu konu. Bazen yönetimimizdeki erkek arkadaşlar da konu kadın istihdamı olunca “Bu bir kadın çalışmasıdır, kadın yürütmelidir. Fakat biz de aynı bakış açısıyla destek olacağız” demeleri, beni çok sevindiriyor. Organize sera bölgesinin kadın istihdamı alanı olması için projenin taslağı oluşturulmaya başlandı. Arsalar ne şekilde verilecek, oranın organizasyonu nasıl olacak, kimler yararlanabilecek? Kadın istihdamı için bunların hazırlıkları başladı. Burada bizim Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) diye bir şubemiz var. Burada projeler yürütülüyor. Aynı zamanda da kadınların taleplerini biz burada kadınlar hangi alanda istihdam edilmek isteniyorsa İş Kur’la ve diğer kurumlarla beraber yürüteceğimiz bir sürü proje var. Ama en önemli ve öncelikli projemiz, sera bölgelerinin kadın istihdamına açılmasıdır.


‘Toplumsallığa hizmet etmek için buradayız’


-        TSO seçimleri öncesinde çözüm sürecinin destekçisi olacağınızı belirtmiştiniz. DTSO’nun çözüm sürecine nasıl bir katkısı olacak?


Başlayan çözüm sürecini, seçim sürecinde de her zaman deklere ettik. Bu sürecin takipçileriyiz. Neticede 21. yüzyıl, Mezopotamya coğrafyasında yeni bir başlangıçtır. Burada yeni bir oluşum oluşacaktır.  Siyasal, ekonomik, sosyal anlamda yeni bir toplumsal yapı bizi bekliyor. Mevcut olan eskimiş ve toplumsallığa hizmet etmeyen her şeyin bir şekliyle biteceği yeni bir yapılanmanın olması gerekiyor. Elbette ki, bizler bu sürecin hem içinde yer alacağız. Aynı zamanda bu sürecin takipçilerinden olan bir kurumuz. Biz neticede ticari anlamda yer alan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Bu süreçte ekonominin inşasında yer alabilecek bir kurumuz ve bununla ilgili üzerimize ne düşüyorsa Diyarbakır ve Kürdistan ekonomisi için ne çalışma yapılması gerekiyorsa yerine getireceğiz. Tekrar belirtmek istiyorum ki; biz bu sürecin takipçisiyiz ve ekonomi ayağıyız. Toplumsallığa hizmet etmek için biz buradayız, hazırız.


‘Diyarbakır, Ortadoğu’nun iş merkezlerinden biri olmalı’


    -  Genel bir çerçeve çizecek olursak TSO olarak hedefleriniz nelerdir?


Öncelikle buradaki iktidarlaşmış yapıyı kırarak, bu kurumun gerçek misyonunu oynaması için çalışacağız. Burası bir ekonomi kuruluşudur. Diyarbakır’ın ve Bölge’nin, özellikle Ortadoğu’nun bir ticari merkez haline gelmesinde Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın etkin bir rol alması için çaba sarf edeceğiz. Buranın misyonu neyse, ticari anlamda misyonunun oynanması için gerekli ne girişim varsa, hem mevcut yapının yıkılması, hem de kolektif bir çalışmayla Diyarbakır Bölgesi’nin ticari anlamda bir Ortadoğu iş merkezi haline gelmesi için bu mücadelede, özellikle başlayan süreçte, burasının bir ekonomi ayağı olacağını söyleyebiliriz.


‘Yüküm 45 kişiden daha ağır’


    -  İlk kadın yöneticisiniz. Bunun üzerinize yüklediği sorumluluklar var. İlkler çok değerlidir. Fakat bir o kadar da sorumluluğu büyüktür. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?


Kendi açımdan düşündüğümde, bunu bir şans olarak değerlendiriyorum. Sorumluluğu elbette ki çok büyük. Burada 46 kişilik bir meclisimiz var. 46 kişilik mecliste, benim 45 kişiden daha fazla sorumluluğum var. Benim, toplumsal sorunlara duyarlılıkla beraber kadına karşı da bir sorumluluğum var. Kadın çalışmasına karşı bir sorumluluğum var. İşim bir yandan çok zor. Fakat diğer yandan da hemcinslerimin burada yer alması ve beraber ortak bir çalışma yürütmek işimi kolaylaştıracaktır.


‘Ortak hedefimiz, bu coğrafyanın gelişimidir’


    -  Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?


Burada Mavi, Sarı ve Beyaz Liste seçimler oldu. Bu, sürece uygun bir seçimdi aslında. Bu sürecin bütün materyallerinin değiştiğini gösteren bir seçimdi. Bununla beraber de bu seçim aslında bütün materyalleri revize etmek için iyi bir başlangıç oldu. Yaklaşık bir yıldan beri de Diyarbakır’da bir seçim çalışması yürütüldü. Günü geldi çok rahatsız ettik insanları. Bu anlamda bize katkı sunan herkese ben teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Burada karşı tarafta bulunan iki listeyle girdik seçimlere. Seçim sürecindeki o çekişmeler seçimde ve sandıkta kaldı. Biz kucaklayıcı olmalıyız. Neticede hepimizin ortak hedefi, bu coğrafyanın çıkarlarıdır, hassasiyetleridir. Ben herkese teşekkür ediyorum.


(gk)