‘Devrim kadın sorunlarını çözmedi’

11:25

JINHA


AMED – Arap Dünyasında erkeklerle beraber çıkılan devrim yolunda, kadınların erkekler tarafından ötekileştirilmeye başlandığına dikkat çeken Arap Dünyasında Kadın Ayaklanması hareketinin kurucularından Farah Barqavi, “Kadına yönelik bütün ayrımcılıklarla mücadeleye başlayan hareketimiz, birey olarak başlayıp kadının ayrımcılığa uğramasıyla devam eden ulusal mücadelemizin bir sonucu olarak doğdu. Kadınların kendilerini sansürlemeden mücadele etmesi gerekiyor” dedi.


Arap Dünyasında Kadın Ayaklanması hareketinin kurucularından Farah Barqavi, devrim sonrasında açığa çıkan kadın istismarları ile mücadele etmek için örgütlenen Arap Dünyasında Kadın Ayaklanması hareketi ve devrimde kadının rolüne ilişkin konuştu.


‘Kadınlarla ortaklaşılmalı’


-          Ortadoğu Kadın Konferansı, Ortadoğulu kadınların buluşması sizin için ne ifade ediyor?


Biz organizasyonumuzun adını Arap Dünyasında Kadın Ayaklanması olarak koyduk. Arap topraklarında yaşayan bütün kadınlara hitap eden bir örgütüz. Ayrıca Berberi, Ermeni, Asuri, Kürt ve diğer kadınların da bizim örgütümüze katılmasını, bizimle ortaklaşmasını bekliyoruz. Güçlü ve mükemmel Ortadoğulu kadınlarla tanışmak beni çok mutlu ediyor. Özellikle devrime inanan kadınlarla tanışıyorum. Biz devrime inanmadığımız sürece gerçekleştiremeyiz. O yüzden bu kadınlarla buluşmayı da çok önemli buluyorum.


‘Kürt kadın hareketinden ilham alıyoruz’


-          Kürt kadın mücadelesine bakışınız nasıl? Neler düşünüyorsunuz?


Açıkçası, ben buraya gelmeden önce Kürt kadın hareketinden haberdar oldum. Onlarla ilgili daha çok okumaya başladım. Bence çok önemli olan şeylerden bir tanesi, dilimiz farklı olsa da ortak sosyal değerleri paylaşıyoruz. O yüzden genç kadınlar olarak ortaklaşmamız, bilgi alışverişinde bulunmamız çok önemli olacaktır. Aslında Filistinli, Mısırlı, Kürt kadınlar hepimiz aynı zulmeden sisteme maruz kalıyoruz. Fakat baktığımda Kürt kadınları çok daha ciddi bir mücadele veriyor. Hepimizden daha ilerdeler. O yüzden onlardan ilham alacağımızı düşünüyorum.


‘Kanunlarda komplike bir dil var’


-          Arap Dünyası Kadın Ayaklanması organizasyonunun çalışma tarzı, yol haritası nasıl? Bunlardan biraz söz eder misiniz?


Birinci amacımız, her türlü sosyal, ekonomik, ailedeki kadına yönelik ayrımcılıkla mücadele etmektir. Bu kadınların bilinç oluşturması ve kendi haklarını savunmaları için bir ilk adım olacaktır. İkinci amacımız da deneyim paylaşımıdır. Bunu çok önemsiyoruz. Hepimiz ayrı ayrı mücadele edeceğimize, hepimizin ortak olarak mücadele edeceği alanlarda feminist mücadeleyi ortaklaştırarak, birlikte hareket edip deneyimlerimizi paylaşmayı önemsiyoruz. Üçüncü olarak da kadın meselesiyle ilgili tartışmaları güçlendirmek istiyoruz. Böylece kadınla ilgili hiç tartışılmamış tabu olan meseleleri, kadının bu zamana kadar yaşadıklarını da tartışabiliriz. Biz kadın hakları ve kadın meseleleriyle ilgili tartışmalara başladıkça yerelde de insanlar örgütlenip kendi mücadelelerini vermeye başladılar. Bu da bizim üçüncü amacımızdı zaten. Yemen, Tunus ve Fas’ta yerelde örgütlenmeler oluştu. Bunlar, hareketimizden sonra oluşan alt gruplardır. Ayrıca bir başka mücadele alanımız da hukuk. Çünkü hukuk alanına baktığımızda kadınlar, İngiltere olsun, Fas olsun ayrımcı hukuki normlara maruz kalıyorlar. Bu hukuki normları değiştirmek için beraber mücadele edebiliriz. Her ülkede hukuk üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Hukuk üzerine yürüttüğümüz çalışmalarla birbirimize ulaşmaya çalışıyoruz. Bu şekilde kadınları kendilerine karşı ayrımcı olan kanunlarla ilgili bilgilendirmeye çalışıyoruz. Çünkü bildiğiniz gibi kanunlar aslında çok komplike bir dille yazılmış. Biz bunu daha anlaşılır bir hale getirip ortaklaştırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca diğer sivil toplum örgütleriyle de çalışıp birbirimizi tamamlamayı düşünüyoruz. Çünkü bu hukuk üzerine yaptığımız çalışmayı diğerleriyle de paylaşıp ortak olarak hukuk alanında mücadele edebiliriz.


‘Devrimci erkek egemen sistemle de mücadele ediyoruz’


-          Arap Dünyasında kadın devrime nasıl yön verdi?


Devrimi kadınlar erkeklerle omuz omuza gerçekleştirdi. Öyle bir noktaya geldik ki artık kadınlar da erkekler de birey olarak oradaydı. Belli bir hareketin parçası değil, birey olarak beraberdik. Fakat daha sonra kadınların marjinalleştirildiğini ve ayrımcılığa uğradığını da gördük. Bireyle başlayan bu mücadele, kadının ayrımcılığa uğramasıyla devam edip, daha sonra kadının ortaklaştığı bir hareketle sonlandı. Çünkü gördük ki erkek egemen sisteme karşı mücadele etmeliyiz ve erkek egemen sistem devrimci arkadaşlarımız arasında da mevcut. O yüzden de devrimci erkek egemen sisteme karşı da biz kadın hareketi olarak örgütlendik. İşte bu noktada Arap Dünyasında kadın ayaklanma örgütünü kurduk. Diğer sivil toplum örgütleriyle, kadın hareketleriyle de ortaklaştık. Perspektifimizde devrimi devam ettirip daha ileriye götüreceğimizi düşündük. Biz şuna inanıyoruz ki devrimler devamlıdır, süreklidir, devrim bitmemiştir. Devrimin daha ilerici mi gerici mi olduğunu şu noktada değerlendirmek yanlış olur. Çünkü devrim devam ediyor ve şu günlerde tarihi bir dönemeçteyiz. Burada diğer arkadaşlarımızla da beraber bu mücadeleye devam ediyoruz.  Ve ben bunu çok önemli buluyorum.


‘Rejim, sanatsal faaliyetlerin önüne geçiyor’


-          Mısır’da kültürel, sanatsal faaliyetlerde kadınların katılım oranı nedir?


Kadınlar her zaman kültür, eğitim alanında oradaydılar ve aktiftiler. İnanıyorum ki Mısırlı kadınlar, uzun yıllardır sanatsal faaliyetlerle, diğer aktivitelerle birbirlerine ulaşmak yoluyla kültürel faaliyetleri güçlendiriyorlardı. İki tane grup vardı devrimden sonra birbiriyle çatışmalı halde olan. Bir yandan sivil toplum örgütlerinin sayısı arttı. Bir yandan da tiyatro gibi aktivitelerde artış gerçekleşti. Bu aktivitelere karşı olan güçler ise rejim. Önce Mübarek rejimiydi, şimdi de yerine gelen Müslüman Kardeşler. Bunlar ise kültürel faaliyetleri geriye çekmek, zayıflatmak için mücadele ediyorlar. Mesela son olarak, iki gün önce Mısır’ın Kültür Bakanı Modern Danslar Enstitüsü’ne fon verilmemesine karar verdi. Siz de tahmin edersiniz ki Modern Danslar Enstitüsü kadınlar tarafından yönetiliyor ve bunun fonunun geri çekilmesi söz konusu. Çünkü gereksiz görüyorlar Modern Dans Enstitüsü’nü.


‘Kadın kendisini sansürlemeli’


-          Bundan sonraki süreçte Arap Dünyasında kadın mücadelesi nasıl bir yol izleyecek?


Şu anda çok riskli bir noktadayız. Bence Arap Kadın Hareketinin yapması gereken şey, birbirine tutunarak mücadele etmek ve öncelikler gibi bir tartışmaya girmemek. Çünkü önceliğimiz şu olmalı, bu olmalı diye tartışarak ayrışabiliriz. Oysaki farklı meseleleri aynı anda yürütmemiz gerekiyor. İnanıyorum ki, devrime karşı pozisyon almamak ve arada kalmak, hem kadın hareketine hem de kadının özgürleşme mücadelesine bir ihanet olacaktır. O yüzden pozisyon alınıp geleceğe dair, kendi kaderin için hareket edilmesi gerekiyor. Tabulara karşı mücadele etmeliyiz. Kendimizi sansürlememeliyiz. Erkeklerle eşit hale gelinceye kadar mücadeleye devam etmeliyiz.


Farah Barqavi Kimdir?


Farah Barqavi, Arap Dünyasında Kadın Ayaklanması hareketinin kurucularından. Mısırla Lübnan arasında yaşıyor. Mısır’da gerçekleşen devrim ile beraber, devrimin omuz omuza gerçekleştirilmesine rağmen kadının ayrımcılığa uğraması sonucu örgütlenen hareketin kurucularından olan Farah, Mısır’ın başkenti Kahire’de bağımsız tercüman ve editör. Ekim 2012’ye kadar Mısır, Lübnan, Beyrut’ta bulunan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Sağlık Programı Saha Şefi Özel Asistanı olarak görev yapan Farah, Mısır ve Lübnan’da müzik ve tiyatro gibi faaliyetleri içeren kültürel projelerde yer aldı.


(gk/zd)