Kadınlar, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü istedi

15:42

 


JINHA


AMED - 1. Ortadoğu Kadın Konferansı üçüncü gününde devam ediyor. “Ortadoğu’da Kadın Hareketlerinin Ortak Mücadele Sorunları ve Çözümü” başlığı altında deneyimlerini paylaşan kadınlar, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü istendi.


Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) öncülüğünde, Paris’te katledilen üç siyasetçi kadına atfedilen  1. Ortadoğu Kadın Konferansı üçüncü gününde devam ediyor.  Moderatörlüğünü, DÖKH aktivisti Ceylan Bağrıyanık ve HDK Kadın Meclisi üyesi Yurdusev Özsökmenler’in yaptığı,  “Ortadoğu’da Kadın Hareketlerinin Ortak Mücadele Sorunları ve Çözümü” başlığı altında kadınlar değerlendirmelerde bulunuyor.


‘Kadın mücadelesiyle hakların mücadelesi ayrılamaz’


‘Kadının mücadelesi ile halkların mücadelesi ayrılamaz’ diyerek konuşmasına başlayan Filistin Kurtuluş Hareketi üyesi Laila Khalid, siyasi ve milli mücadelede, kadınların hak sahibi olduğunu belirtti. Kadınların her türlü mücadele içerisine girmesi gerektiğine işaret eden Leyla, “Filistin, Mısır, Bahreyn, Yemen gibi ülkelerde kadınlar, halkların mücadelesinin ayrılmaz parçasıdır” ifadelerini kullandı. Kadınların tek kitle olmadığına işarete eden Leyla, “Tansu Çiller, Türkiye’deki kadınlara örnek teşkil eder mi? Bunu karıştırmamak lazım. Böylesi kadınlar hangi tabakayı oluşturur diye sorarım” diyerek kadınların rol model olarak burjuvazi kadınlarını almaması gerektiğini belirtti. Laila, “Burjuva kadınları, giyim ve kokudan başka bir şey anlamayan kadınlardır. Bunlar kadın haklarını temsil edemezler. Bunlar halkları yakıyorlar. Bu kadınlar bize sadece emperyalizmi hatırlatıyorlar” sözlerini kullandı.


Laila konuşmasına şöyle devam etti:


“Biz Yahudiliğe karşı değiliz, İsrail’e karşıyız. İsrail Filistin halkın topraklarını işgal ediyor. Yahudilik dindir. Din insanın özel meselesidir. Bir insanda inanç özgürlüğü olmalıdır. Biz bu konferansta dini meseleleri konuşmuyoruz. Biz baskı ve zulmü konuşuyoruz. Filistin halkı Yahudi halkların başka yerlerden gelerek kendi topraklarında işgal ettiğini söylüyor, işte bu Siyonizm demektir. Yahudi kadın ülkede yaşayan bir vatandaştır. Biz de buna saygı duyarız. Bizim topraklarda Müslüman, Hristiyan ve Yahudi yaşar buna gayet saygılıyız.


‘Siyonizm emperyalizmin hareketidir’


1975’te Birleşmiş Milletlerde Siyonizm kınandı. Siyonizm, Filistin topraklarının tanrı tarafından İsrailoğullarına vaad edildiğini belirtiyor. Allah, toprakları renge ve ırka göre dağıtmaz, bu büyük bir yalandır. Siyonizm emperyalizmin hareketidir. Biz buradaki kadınlar olarak Siyonizm ve emperyalizme karşıyız.


PKK lideri Abdullah Öcalan ile şu an görüşmeler yapılıyor. Bu önemli bir adımdır. Filistin halklarının topraklarına geri dönmesi de önemli bir olaydır. Burada kadınlar olarak, Filistine dönüşleri mümkün kılmak için görüşmeler yapmalıyız. Bu konferansta, demokratik barış için demokratik bir devlet kuralım.”


 


 


‘Tek tanrılı din, kadını kendini korumasına itti’


“Kürt halk öncülerinden Sakine Cansız’ı anarak sözlerine başlayan, Asuri Demokratik Birliğinin İsveç üyesi Süryani Samira İshak, şunları kaydetti:


“Tek tanrılı dinlerin oluşturduğu erkek egemen sistem, erkeğe özgürlük verirken kadınları da kendilerini korumalarına yöneltti. Osmanlı İmparatorluğu da, Mezopotamya halkının üzerinde baskı uygulayarak kadını ötekileştirdi. Kadim topraklar üzerinde yaşayan sadece Kürtlerin değil, Ermeni ve Süryani gibi bir çok kadını din baskısı ile katletmiştir. Aynı zamanda dininden vazgeçerek Müslüman bir erkekle evlenmesiyle kadının canının bahşedeceğini belirten Osmanlıya karşı kadınlar canı pahasına dininden vaz geçmeyerek, ölümü tercih etmiştir” diyerek kadınların siyasal ve ulusal örgütlenmelerde bulunarak erkek egemen sistemin dini kullanarak kadına uyguladığı baskısının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.


‘Komşunun evini de temizleyelim’


Mısırdan katılan Farah Barqawi, “Arap aleminde Kadının İntifası grubuna mensubum. Bu grupta, kadınların güvenliği için uğraşıyoruz” diyerek, kadının insanca yaşaması için çalıştığını belirtti. Kadının çeşitli alanlarda çalıştığını söyleyen Farah, “Kadınlar bunların yanı sıra kadını koruyan kanunlardan habersiz” dedi. Despotizme karşı kadınların ayrımcılık, ekonomik ve yoksullaştırılmasına karşı ortak çalışması gerektiğine işarete eden Farah, “Sadece kendi evimizi temizlemeyelim, komşunun evi de bizim için önemli. Artık gelişim çağındayız bu anlamada birbirimize ulaşmak mümkün” ifadelerini kaydetti. Farah, Ortadoğu kadınlarının vahşete karşı yardımlaşarak önemli yol kat edeceklerinin altını çizerek,” Mısır, Sudan, Yemen kadınlarına ulaşmak artık mümkün kadınlar artık ulaşımı sağlayabiliyor” dedi. Suudi Arabistan’da, Fas’ta araba kullanmak isteyen kadınlar için, Sudan’da pantolon giymek için 50 kırbaç yiyen kadınlar için, Filistin’de duvarların arkasında yaşayan kadınlar için, mülteci kadınlar için mücadele ediyoruz ve buradayız” diyerek konuşmasına son verdi.


‘Teslim olmak ihanettir’


İnsan onuru ve sosyal adalet için ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için mücadele ediyoruz, Sakine’nin dediği gibi, ‘Teslim olmak ihanettir’” diyerek konuşmasına başlayan Mısır Sosyalist Parti’sinin Kadın cephesi üyesi Karima Mohammed Ali Hefnawy, şunları kaydetti:


“Mısırdaki, Kürdistan, Lübnan, Filistin, Irak, Bahreyn, Yemenli özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren kadınları anmak istiyorum. Onların emeğiyle buraya geldik. Çocuklar açlıktan ölmekte ve silah tacirleri bu kanın üzerinde gezinmekte. Amerikan uçaklarının bombalarıyla her saat ölmekteyiz. Sağlık, eğitim ve ekonomik anlamda parasal destek sunuyor görünen devletlerin topraklarımızda bir hegemonyası var. Bu durumda bir işgal değil midir? Silah tüccarlarının kazanımlarıyla zenginleşen ülkeler petrol kaynaklarımızı satın alıyor.


Kadın anayasası dünya düzeyinde oluşturulmalıdır. Kadına karşı kampanyalar her ülkede var. Bu da kadın sorununun dünya sorunu olduğunu gösteriyor. Anayasada kadın ve erkek arasındaki eşitlik gelmelidir. Mısırlı kadınlar, Mısır hareketi adı altında birleşti ve birlikten kuvvet doğar.”


Karima,“30 Haziran’ı bekleyin ve herkesin kendi dilinde söylediği gibi, biz direnişçiyiz ve özgürlükçüyüz, hedefimizi gerçekleştireceğiz” sloganlarını atarak konuşmasına son verdi..


‘Egemenin araçlarıyla, ev inşa edilmez’


Cliforniya Üniversitesinde Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Bölümü’nde akademisyen olan İranlı Minoo Moallem, “Toplumsal cinsiyet dersleriyle beraber uluslararası literatüre sahip olacağız” diyerek, yok edilmeye çalışan arşivlerimizden yararlanarak kadının dilini tekrara yaratmak gerektiğini söyledi. Minoo, “Baskıyı uygulayan gücün ortadan kalkması için STK’lar çalışma yürütüyor. Bu anlamada bu coğrafyada yeni Kolonya’yla bir bağlantı içerisindeyiz. Afanistan neokolonyal tutum sağlıyor” diyerek bunun kadın meselesi açısında oldukça sıkıcı durum yarattığını belirtti. Kadınların, biyolojik olarak toplumu çoğaltma gücüne de sahip olduğuna işarete eden Minoo, “Kadınların bu gücü görmezden geliniyor” dedi. Kadınların farklı özelliklerine değinen Minoo, “Kadına dair tekçi, kategori yanlış. Kadınlık tek bir kategori değildir” diyerek kadın sorunları ve demokrasi sorunları masum olmadığını belirtti. Kadınlar ve demokrasi adına Afganistan ve Irakl’ta işgal edijklerine değinen Minoo, “Çoğu kavramlar, yeniden ve yeniden iktidarın masasına yatırlıyor. Bu terimler kullanılıyor” dedi. Terminoloji üzerine konuşmasına devam eden Minoo, “Doğunun barbar, batının modern olduğunu ortaya koyarak kolonyal projeler genişletildi” diyerek kadınlar olarak bu durumun eleştirilmesi gerektiğini söyledi. Minoo, “Egemenin araçlarıyla, ev inşa edilmez” diyerek konuşmasına son verdi.


‘Zorunlu göç kadını dilsizleştirdi’


Kadınların halk siyasetiyle beraber kimlik siyasetini de yaptığını belirten Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG) üyesi  Nuket Sirman, “Ötekileştirme kadını böl ve yönet politikalarına yöneltiyor” diyerek kadınlar arasındaki farklılıkların iktidar tarafından kullanılmaya çalışıldığını belirtti. BİKG kadınlarının savaşta kadınların neler yaşadığını anlatmaya çalıştıklarının altını çizen Nuket, “Kürt savaşıyla birlikte kadınların başına çok oyunlar oynandı. Kadınlar mecburi göçe zorlanarak, dilsiz, evlatsız ve yoksul bırakıldı” diyerek zorunlu göçlerin erkeklerin kadına yönelik şiddetin ikiye katlanmasına neden olduğu ifadesini kaydetti. 30 yıllık örgütlenmesine işaret eden Nuket, “Savaşın mağduriyetini farklı açılarda yaşayan kadınlar olarak, barışın farklılığını da kadınlar olarak ortaya koymak istedik. Aksi halde, tarihte olduğu gibi yine erkekler barışı kendilerine göre yaratır” diyerek kadınlar olarak barış sürecinde yer almak gerektiğini söyledi.


Ermenistandan katılan Milena Abrahamyan, “Ermenistan’ın kritik bir jeopolitik bölgede yer alıyor” diyerek,  Emperyalist bölgeler tarafından baskı gördüklerini dile getirdi. Milene 22 yıllık bağımsızlığın olduğu söylemleriyle Ermenistan’ın alınıp satılabilecek açık ülkeye dönüştürülmesinin bağımsızlık olmadığını belirtti. “Erivan sokaklarında seçim yolsuzluklarını protesto eden grupların öldürülmesi hiçbir şekilde yansıtılmadı” diyen Milena, aynı durumun kadınlar için de geçerli olduğunu ve faşizmin kadınlar üzerinde politika uyguladığını belirtti.


‘Kadına verilen yaşam, kader edeğil’


DÖKH adına konuşan DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, “Farklı ülkelerden gelen kadınların Abdullah Öcalan ile ilgili özgürlük taleplerinden dolayı teşekkür ederim” diyerek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadına dair verdiği mücadelen dolayı Kürt kadınlarının kendisini erkek olarak değerlendirmediklerini belirtti. Son süreçte yapılan görüşmelerle Kürt halkının kritik noktada olduğunu aktaran Aysel, “Sayın Abdullah Öcalan’a konferans delegelerinin mesaj göndermeleri kendisini sevindirecektir” diyerek Kürt halkının verdiği ulusal mücadelesi içerisinde yine Abdullah Öcalan önderliğinde kadın mücadelesini verdiklerini söyledi. Kürt Kadınları olarak Kadın ideolojisini yarattıklarını söyleyen Aysel, “Kadına verilen yaşam bizim kaderimiz değildir kaderimizi değiştirebiliriz” şeklinde konuştu. Sakine Cansız’ın verdiği kadın mücadelesine işaret eden Aysel, “Sakine şahsında kadın mücadelesini oluşturduk” diyerek katliamın Fransız hükümeti tarafından aydınlatılması gerektiğinin ifadelerine yer verdi. Aysel, “Konferansta, kadının kurtuluş manifestosunu oluşturmalıyız” diyerek konuşmasına son verdi.


Fotoğraf-Kamera: Ekip


(ekip)