‘Devrim kadındır’

10:28

 


JINHA


AMED – “Devrim kadındır” diyen Mısırlı insan hakları savunucusu ve Anti-Cinsel Taciz ve Saldırı Hareketinin kurucu üyelerinden Mariam Kirollos, “Devrimle kadın sorunlarının çözülmediğini somut olarak gördüğümüzde somut olarak mücadele vermeye başladık. Mücadele modelimizi yaratırken ise, Kürt kadın mücadelesinden ilham aldık. Biz Sakine’nin, Leyla Xalid’ın ve diğer kadınların mücadelesinden etkilendik” dedi.


Amed’de gerçekleştirilen 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’na katılan kadınların her biriyle yapılan görüşmeler ayrı bir konudur aslında. Mısır’ın devrim öncüleri olan kadınlardan ele alırsak, her biri Kürt kadınlarını kendi ülkelerinde gördüklerinde duydukları heyecanı dile getiriyor. Mısır’da üç yıl önce gerçekleştirilen devrime rağmen, kadınlar hala sömürülen olarak varlığını devam ettiriyor. Bu sömürünün karşısında kadınlar örgütlenerek Tahrir Meydanı’nı kadının özgürlük meydanı haline getirme mücadelesini veriyor. JINHA ekibi, Mısır’da kadın mücadelesinde önemli bir yer edinen ve tarihte de yer edinecek olan Anti-Cinsel Taciz ve Saldırı Hareketinin kurucu üyelerinden birisi olan Mariam Kirollos’tan Mısırlı kadınların durumunu konuştuk.


‘Devrimin en önemli sonucu, kadın mücadelesinin doğuşudur’


    -    Mısır’da bir devrim gerçekleşiyor. Bu devrimde kadınlar da yer alıyor. Kadınların devrimdek rolü nedir?


Biz öncelikle “Devrim kadındır” diyoruz. Bu devrimin de gerçekleştirdiği en önemli şeylerden birisi de kadın mücadelesi, kadın hareketidir. Ben Mısırlı bir kadın olarak da kendi kız kardeşlerime ve diğer devrimci arkadaşlarıma şunu söylüyorum: Siz insansınız, haklarınız için mücadele etmelisiniz, kimse size haklarınızı vermeyecektir, siz onları elde etmelisiniz. Şu zamana kadar kadına karşı savaşıldı. Devrim sürecinde de oldu bu ve bunların en büyük örneklerinden bir tanesi cinsel taciz olayları oldu. Ben ve benim buradaki başka arkadaşlarımla beraber örgütlenerek şöyle bir şey yapıyoruz: Tahrir Meydanı’nda kadınlara yönelik olan cinsel saldırılara karşı örgütleniyoruz. Mesela devrimin üçüncü yılını kutlarken Şubat ayında, bizim cinsel saldırılara karşı geliştirdiğimiz örgüt 19 tane olayla karşılaştı ve bu 19 olaydan 6 tanesinde kadınlar hastaneye sevk edildi. Biz erkek ve kadınlardan oluşuyoruz ve kendi hem psikolojik hem fiziksel sağlığımızı hem de hayatımızı ortaya koyarak şunu söylemek istiyoruz ki, bütün dünyaya, devlete, rejime karşı kadın mücadelesi bitmeyecek.


‘Kadına yönelik vahşice cinsel saldırılar gerçekleştiriliyor’


    -    Siz Anti-Cinsel Taciz ve Saldırı Hareketi’nin kurucu üyelerindensiniz. Bu hareketi oluşturma kararına nasıl vardınız?


2012 23 Kasımında Mursi’nin anayasa teklifine karşı eylem başlamıştı Tahrir Meydanı’nda. İşte o zaman biz farkettik ki, Tahrir’de kadınlara karşı birçok cinsel saldırı gerçekleşiyor. 27 Kasım’da henüz biz bu organizasyonu kurmadan önce bireysel, insan hakları savunucuları olarak bir araya geldik. Tahrir Meydanı’nda cinsel saldırıların olup olmadığını kontrol etmek için şöyle bir dolaştık. Fakat o gün gezdiğimizde farkettik ki, düşündüğümüzden çok daha vahşice ve şiddetli saldırılar gerçekleşiyor. Bunları gördükten sonra da bir araya gelip bu organizasyonu kurmaya karar verdik. 30 Kasım’da cinsel saldırılara karşı “operasyon” dediğimiz örgütü kurduk.


‘Değişen tek şey, yükselen kadın direnişi oldu’


    -    Mısır’daki devrimden önce ve sonra kadının konumu neydi, ne oldu? Bunu nasıl değerlendirirsiniz?


Devrimden önce de devrimden sonra da kadının durumu iyi değildi ve yine değil. Değişen bir şey varsa o da direnişin gücüdür. Bir bilinç gelişimi gerçekleşti ve kadınlar b u ülkenin bir parçası olduğunu, kadınlar olmadan erkeklerin de olamayacağını fark ettiler. Bu bilişsel gelişim çok ciddi oldu. Sivil toplum örgütleri dışındaki alanlarda da kadınlar hareketlenmeye başladı. Kadın hareketlerinin sayısı inanılmaz arttı. Ve bu sayı artarken de kadınlar, kendi yaşadıkları şiddet olaylarını anlatmaya, seslerini yükseltmeye başladı. Kendi yaşadıkları cinsel taciz, tecavüz olaylarını daha çok gündeme getirip sesli bir şekilde ifade etmeye başladılar.


‘Mücadele modelimizde Kürt kadınlarından ilham aldık’


    -    Mısırlı kadınlar olarak kendinizi hangi noktalarda bütün Ortadoğu’lu kadınlarla bütünleştiriyorsunuz? Özelde de Kürt Kadın Hareketi hakkındaki fikir ve görüşleri nedir?


Öncelikle şunu söyleyeyim: Bence sınırlar yok, uluslar yok. Biz hepimiz biriz ve Kürt Kadın Hareketi bizi harekete geçiriyor. Herkesin aktivizmi birbirini etkiliyor. Örneğin; Sakine’nin mücadelesi, Leyla Xalid’ın mücadelesi, Mısır’daki mücadele. Bunların hepsi birbiriyle etkileşim halinde. Biz, Kürt kadınlarından çok ilham aldık. Mısır’da onlarla karşılaştığımda çok heyecanlandım. Burada olmak beni inanılmaz heyecanlandırıyor ve buradan çok fazla şey öğrenebileceğimizi düşünüyoruz. Buradaki modele bakarak bizim de neler yapabileceğimizi görebiliyoruz. Kürdistan’daki mücadeleden çok şey öğrenip, gidip oradaki mücadeleye bir şeyler katabileceğimizi düşünüyoruz.


    -    Kadınlara ulaştırmak istediğiniz bir mesajınız var mı?


Kadınlara, kendi iç seslerini dinlemelerini ve kendilerine güvenmelerini söylüyorum. Erkek egemen sistem, dünya, erkekler her zaman size, sizin zayıf bir varlık olduğunuzu söyleyecektir. Buna inanmayın ve kendi sesinizi dinleyerek mücadeleye devam edin. Çünkü siz olmadan bu dünya tam olmayacaktır.


    Mariam Kirollos kimdir?


Mariam Kirollos, Mısır’da genç bir insan hakları savunucusudur. Kahire Amerikan Üniversitesi’nde sosyoloji ve siyaset bilimi okuyor. Aynı zamanda Mariam, Mısır’da yükselen kadın hareketinin kurucu üyelerinden biri. Mısır’da kadın örgütlülüğünün ilk somut örneği de denilebilecek olan Anti-Cinsel Taciz ve Saldırı Hareketi’nin kurucularından birisi de Mariam Kirollos’tur.


(ekip)