‘Kadın Özgürlüğü demokratik geleceğin teminatıdır’
13:41
JINHA
AMED – DÖKH öncülüğünde düzenlenen 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’nda BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak 21. Yüzyılın kadın yüzyılı olacağı vurgusunu yaparken, Filistinli devrimci kadın Leyla Xalid ise konferansın hem siyasi hem de kadın tabanına sahip olduğunu, bundan dolayı da sadece cinsiyet mücadelesi değil emperyalistlere karşı yürütülecek mücadele modellerinin de tartışılması gerektiğine vurgu yaptı. Son olarak konuşan Amed Milletvekili Leyla Zana ise, “Ortadoğu karanlığa gömülürken erkek kolektif ruhunu kaybetti. Fakat kadın kaybetmedi. Bu kolektif ruh Ortadoğulu kadınları bu konferansta buluşturdu” dedi.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi öncülüğünde yapılan 1. Ortadoğu Kadın Konferansı Class Otel'de Bahreyn, İran, Filistin, Hindistan, Libya, Lübnan, Tunus, Misir, Irak, Suriye, Pakistan başta olmak üzere 26 ülkeden farklı farklı kültürden, inançtan, etnisiteden, cinsel eğilimden, yaştan, sınıftan ve dilden doğulu kadınlar katıldı. BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi politbüro üyesi Leyla Xalid konuşmasında konferansın önemine değinerek, kadın mücadelesinin ortaklaşması vurgusunu yaptı.
‘Ortadoğu’da ortak bir yaşam istiyoruz’
“Jin Jiyan Azadi” sloganıyla düzenlenen 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’nda konuşan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, “Kadın mitolojilerde bereket sembolüdür. Fakat tarih bunları bizden çaldı. Bizi yaşamdan koparmanın mücadelesini verdi. Biz 21. yüzyılın kadın yüzyılı olacağını söylüyoruz. Biz bu 3 günde deneyimlerimizi, düşüncelerimizi paylaşacağız. Bu konferans tarihi bir konferanstır” diyerek, Ortadoğu’da ortak bir yaşam istediklerini dile getirdi. Gültan yaptığı konuşmada şu konulara dikkat çekti:
“Bizler kadınlar olarak diyoruz ki bir bahar olacaksa bütün halkların baharı, bütün kadınların baharı olmalı. Bir halk baharı, başka bir halk kışı yaşamamalı. Bütün kadınlar başarırsa herkes başarmış olacak. Kadının özgürlüğü demokratik geleceğin teminatıdır. Bizler kışı bahara çevireceğiz. Bu konferansla kadın birliğini ve gücünü açığa çıkaracağız ve inanıyorum ki bu konferans başarıyla ilerleyecek.”
‘Bugün burada tarih yazıldı’
Leyla Xalid ise yaptığı konuşmasında Amed’de olduğu için mutlu olduğunu ve bu toplantıda olmanın güzel olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:
“Bu toplantı, siz burada olduğunuz için güzel. Bütün şehitlerimiz ilk Filistinli Şadiye Abu Gazaliyiş’i anmak istiyorum. Sakine’yi, Leyla’yı anıyor ve kucaklıyorum. Bizler özgürlük ve fikir esirlerini anıyoruz bu konferansta. Hapishanelerde çok işkence çektik ve şu an da siyasi bir harekette çalışıyoruz aktivist olarak. Toplantının adı 1. Ortadoğu Kadın Konferansı’dır ve bu isim bir başka unsuru da beraberinde getirmektedir. Burada İsrail Siyonist devleti var. Bu sömürgecilerin tanımıdır. Sömürgeciler asırlarca burayı sömürdü. Bu bölge, bu gün fırtınalarla karşı karşıya. Biz sadece kadın özgürleri olarak değil ayrıcalıklı siyaset yapan kadınlarız. Siyasi durumlarımızı da görüşüyoruz. Halklarımız zulümle karşı karşıya. Ben konferansta şunu sunuyorum. Bu konferansın tabanı siyasi bir taban ve kadın tabanlıdır. Bu gözle de bakmalıyız. Emperyalist Siyonist sistemle nasıl mücadele etmeliyiz? Tartışmanın tabanında düşmanlarımızın halklarımıza müdahale etmektesini de almalıyız. Siyonistler kirli planlarla bizi bölmek istiyorlar çıkarlarına göre. Bu bölge petrol, doğal kaynaklarla zengindir. Ve kadın mücadelesiyle zengindir. Bu plana karşı gelmeliyiz bütün gücümüzle. Kadın olarak, halk olarak birleşmeliyiz. Bu planların bu şekilde üstesinden gelebiliriz. Bu sorunlar ayrı değildir, bir bütündür. Biz sadece erkekle eşit olma konusunda değil, zulümlerde de bir olmalıyız. Filistin’de de İsrail gibi bir devlet var. Bizim mücadelemiz bütün hareketlerin bir parçası olmalıdır. Diyarbakır’ın kadınlarını, çocuklarını ve erkeklerini selamlıyorum. Onlar burada bir tarih yazdı. Büyük bir atılım yaptı onlar. Emperyalistler onlara şu şekilde bakmaktadır: Onlar bizim hedefimize ulaşmamamız için, Türk hapishanelerinde Arap hapishanelerinde yaşayanların mücadelelerine karşı mücadele veriyor. Bu konferansta çalışma takvimi belirlemeli, kararlarımızı pratiğe dökmeliyiz. Kadın olarak biz devrimciler ülkelerimizde sadece despot erkeklerle değil kadın demokratlarla da bir araya gelmeliyiz. Özgür olmalı zulme karşı gelmeliyiz. Demokratik barışı ve bu uğurda olanları selamlıyorum. Bugün bizi kucaklayan Diyarbakır’ı da selamlıyorum.”
‘Savaş bir kader değildir’
“Bütün Ortadoğu’dan gelen bütün kadınlar, coğrafyaları gibi aydın düşünceleriyle, topraklarının bereketleriyle Kürdistan’ın yüreğine geldiler. Hoş geldiniz” sözleriyle kadınları selamlayan Amed Milletvekili Leyla Zana, Ortadoğu’nun insanlığı aydınlatmasına rağmen, 20. Yüzyılda bu ışıklarını kaybettiğini ve toplumların boğulduğunu dile getirdi. Leyla Zana konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Nasıl ki, savaş bir toplumun kaderi değilse, bu sorunlar bir cinsin sorunu değilse, savaşlar, katliamlar da Ortadoğu’nun sorunu değildir sadece. Ortadoğu kolektif ruhunu kaybettiğinde bu karanlığa büründü. Erkekler, kolektif ruhunu kaybederken kadınlar kaybetmedi, hala aydınlatıcı ruhunu korumakta. Bu ruh bütün Ortadoğu kadınlarını bir araya getirdi. Filistin bir yarı devlet, Mısır kadim bir devlet. Tunus, Libya aynı şekilde. Tüm Ortadoğu’da herkes devlet oldu. Neden Kürtler bu ülkelerdeki kadınların, devrimcilerin aklına gelmedi? Nasıl ki; Farsça Farsların, İranlıların dili ise, Türkçe Türkiye’deki insanların dili ise, Kürtçe de Kürt insanların diliydi. Nasıl milyonlarca insan bir coğrafyada yaşıyor ve kendi diline sahip olmaz? Sokakta, evde, okulda anadiliyle konuşmak yasak. Ama Ortadoğu’daki devrimciler bunu sormadı.
‘Devrim bir halkın yok edilişi değildir’
Bizler kendimize ‘Devrimciyiz’ diyoruz. Bizim devrimci bakışımız burada ayrılıyor. Devrimcilik ırkçılıktan uzaklaşmak, bütün dilleri kendi dili saymak, mücadele vermektir. Devrimci budur. En büyük devrim budur. Sovyetlerde devrim oldu ama sorunlar hallolmadı. Bina değişti ama zihniyet değişmedi. Temiz duygular ve bakış açısıyla birlik oluşturduğunda devrim olur. Devrim bir halkın bir halkı yok etmesi değildir. Ben bunu istiyorum devrimci olarak: Filistin halkı nasıl bir sistem, devlet istiyorsa öyle bir devlet kursun. Arapların da ‘Biz İsrail’i yok edeceğiz. Bu topraklardan sileceğiz’ yaklaşımını da doğru bulmuyoruz. Hava, güneş nasıl ki bir milletin tekelinde değilse, toprak da öyledir.
‘Önce birbirimizin varlığını kabul edeceğiz’
Biz köprüler kurmak istiyorsak önce birbirimizin varlığını kabul edeceğiz. Evrensel birlik konusunda köprü kuracağız. Kadın birliğinden duyduğum heyecanı hiçbir şeyden almıyorum. Diğer ülkelerdeki imkanların hiçbiri Kürdistan’da yoktur. Fakat bu misafirperverliği bugün Kürtler yapıyor. Kıblemizi değiştirmeyelim. Kadınlar önce kendisiyle barışmalı global bir barış istiyorsa. Kendi ruhunu ulusal ve global ruha çevirmelidir. O zaman inanıyorum ki kadın kurtuluşu yakınlaşacaktır. Ben ‘Yaşamını yitiren devrimcileri anıyorum’ demek istemiyorum. Biz onları anmayacağız. Ben bütün mücadelecilerin mücadelemizde yaşatacağımıza inanıyorum.”
(ekip/la)

