İHD ‘Kayıp ve Toplu Mezar Çalıştayı’ başladı

17:18

 


JINHA


AMED – İHD Diyarbakır Şubesi tarafından organize edilen, “Kayıplar ve Toplu Mezarlar ve Geçmişle Yüzleşme Çalıştayı” başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İHD Şube Başkanı Raci Bilici, Kürt isyanları ile birlikte insanlığa karşı büyük suçların işlendiğini ifade ederek, Kürtlerin hala kayıplarını aradığı belirtti. Çalıştayda konuşan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Nazan Üstündağ ise, kayıp ve toplu mezarlar bağlamında mağdurların durumlarının anlatıldığına; ancak faillerinin cezalandırılmadığına dikkat çekti. 


İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi öncülüğünde ve Avrupa Birliği Demokrasi ve İnsan Hakları Aracı'nın desteğiyle gözaltına alınarak kaybedilen, faili meçhul cinayetlere kurban giden ve bölgedeki toplu mezarlara ilişkin başlattığı proje kapsamında organize edilen, “Kayıplar ve Toplu Mezarlar ve Geçmişle Yüzleşme Çalıştayı” Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda başladı. İki gün sürecek çalıştaya, BM Kayıp Kişiler Uluslararası Komisyon üyesi Matthew Holliday, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazan Üstündağ, gazeteci-yazar Ragıp Zarakolu, insan hakları savunucusu Eren Keskin, Amed'de bulunan sivil toplum örgütleri temsilcileri, gazeteciler, Amed Barış Anneleri İnisiyatifi aktivistleri ve Diyarbakır Barosu avukatları katıldı. İki oturumdan oluşan çalıştayın açılış konuşmasını yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, dünyanın birçok yerinde savaşların olduğunu ve bu savaşlar sonucunda toplu mezarlara rastlanıldığını ifade etti.


‘Burada insanlık gömülü’


Raci Bilici, Türkiye'de 1915 yılında Ermeni Soykırımı ile başlayan ve günümüzde devam eden 30 yıllık isyan ile birlikte toplu mezarların yaşandığına dikkat çekti. Kürt isyanları ile birlikte insanlığa karşı büyük suçların işlendiğini dile getiren Raci, “Burada geçmişle yüzleşilmelidir. Burada insanlık gömülüdür diyoruz ve burada gömülü olan insanlığın ortaya çıkarılması gerektiğini söylüyoruz. Dünyanın birçok yerinde herkes nasıl ki kayıplarını arıyorsa bizler de burada kayıplarımızı arıyoruz” dedi. İstanbul'da her hafta Cumartesi Anneleri'nin kayıplarını aradıklarını aktaran Raci, evrensel değerlerin sağlanması ve kalıcı bir barışın tesisi için geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini kaydetti. Raci, “Bu ülkede insanlığın bir daha toplu olarak gömülmemesi için çalışmalarımızı geliştirmeliyiz” diye konuştu.


Açılış konuşmasının ardından çalıştay, “Geçmişle Yüzleşme ve Hakikatleri Araştırma” konulu birinci oturumla devam etti. Oturumda BM Kayıp Kişiler Uluslararası Komisyon Üyesi Mattahew Holliday, Emekli Diplomat Akın Özçer, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nazan Üstündağ ve Amed Baro Başkanı Tahir Elçi konuştu.


‘Kayıplar sessizliktir’


BM Kayıp Kişiler Uluslararası Komisyon üyesi Mahtthew Holliday yaptığı konuşmada, geçmişle yüzleşmenin önemini anlattı. Mahtthew, “Tanımsal ve şekilsel olarak kamuoyuna gönderebilecekleri bir mesaja sahip değiller. Basit bir şekilde kayıplara gittiler. İnsanlık böyle bir süreçten geçtiği zaman anneler, cevaplar içerisinde cevap bulmaya çalışırlar ve yalnızlaşırlar. Özellikle cevap bulma noktasına başvuruları hep olumsuzluklarla karşılaşır ve sessizleşirler. Kayıplar sessizliktir” dedi. Var olan sessizliğin bozulması için çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Mahtthew, çalışma yürüttükleri ülkelerden örnekler verdi.


Barış için dört önemli adım


Emekli diplomat Akın Özçer ise, dünyada geçmişle yüzleşmede dünya deneyimlerini aktardı. Latin Amerika'dan örnekler veren Akın, dünyanın birçok yerinde insanlığa karşı büyük suçların işlendiğini ve bunlarla yüzleşilmesi gerekliliğinin önemine vurgu yaptı. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nazan Üstündağ da, 1990'lı yılların sonunda bir barış sürecinin yaşandığına dikkat çekerek, barışı oluşturan 4 önemli ayağın olduğunu söyledi. Nazan, “Birincisi, eşitsizliği ortadan kaldırarak anayasal değişiklik. İkincisi, silahsızlanma ve gerillanın geri çekilmesi. Üçüncüsü, güvenlik reformu, asker ve polis sayısını azaltmaktır. Dördüncüsü ise, savaştan kaynaklı hak ihlallerini ortaya çıkarmaktır” şeklinde konuştu. Nazan, hak ihlallerine karşı iktidarların iki yol seçtiklerini ve birinci yolun devletin bazı büyük olayları aydınlatarak aslında var olan hak ihlallerini kapattığını, ikincisinin ise af getirerek, yasal düzenlemeler olduğunu kaydetti. Bu iki politikanın hakikatleri böldüğünü dile getiren Nazan, yapılan soruşturmalarda mağdurların durumlarının aydınlatılmadığı ya da mağdurların durumlarının aydınlatıldığını; ancak faillerinin cezalandırılmadığının altını çizdi. Hakikatin toplumsal olduğunu ifade eden Nazan, “Akil İnsanlar grubu ile yapılan çalışmalarda önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır. Hakikatin ortaya çıkarılması noktasında büyük bir talep var. Bunu hem Kürtler hem de Türkler istemektedir. Türkler tarihi geçmişi bilmediğinden, Kürt sorununu PKK ile tanımlamaktadır. Bu da tarihsel bir boşluk yaratmaktadır” dedi.


İNFAZ EDİLEN PKK’LİLER


Amed Baro Başkanı Tahir Elçi ise, bölgede yaşanan çatışmalarda “Çatışma Hukuku” ihlali yapıldığını kaydederek, “Örneğin; sağ olarak yakalanan PKK militanları infaz edildi. Askerlerin köyleri bombalaması sonucu birçok sivil yurttaş hayatını kaybetti. Bunları yapanlar ise sivil ekiple gezen, sivil olan ve devlet içerisinde bulunan JİTEM elemanlarıydı. Faili meçhul cinayetler en çok 1991, 1992, 1993 ve 1994 yılında yaşandı. Bu cinayetler Terörle Mücadele Yasası kapsamında ifade alma birimleri olan bu illegal ama resmi olan bir yapı tarafından işlendi. Yapılan bütün cinayetler o birimin en üst düzeyinin dahilinde olmuştur” şeklinde konuştu. Şırnak'ta 1996 yılında askerlerce yapılan bombalama sonucu 40 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tahir, somut olarak o tarihte yapılan bombalama sonucu delillerin olduğunu; ancak açılan soruşturmada henüz kimsenin tutuklanmadığını belirtti.


Konuşmaların ardından ara verilen çalıştay, ikinci oturum ile devam etti.


(gk)